Blog - Polonezköy Makaleleri

İstanbul Poloneköy

İSTANBUL POLONEZKÖY

Polonezköy, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı Adampol olan, ünlü bir Polak köyüdür. karadeniz sahilinden 20 km; İstanbul'un Boğaziçi kıyılarından ise 15 km uzaklıktadır.

Tarihi

Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasî lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kuruldu. Köyün adı kurucusunun adı olan Adam’dan dolayı Adamköy (Lehçe: Adampol) olarak türetilmiştir. Köyün bulunduğu arazi, 1830'lu yıllarda Saint Benoit Fransız Lisesi'ni yönetmekte olan Lazarist rahipler tarafından çiftlik olarak düzenlenmişti.

O zamanlar Polonyalıların siyasi göçünün merkezi Paris’ti. Prens Adam Czartoryski’nin amacı ise, ikinci bir siyasi merkezini Osmanlı Devleti sınırları içinde kurmaktı. Bu amaçlaMichal Czajkowski’yi temsilcisi sıfatıyla Osmanlı Devleti’ne gönderdi. İstanbul’a geldikten sonra 1850 yılında İslamiyet’i kabul ederek Mehmed Sadık Paşa adını alan Czajkowski, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Lazaryen rahiplerden gelecekte Adampol’un kurulacağı ormanlık bir araziyi satın aldı. İlk başta ancak 12 kişinin oturduğu köye sonraki yıllarda en çok geliştiği dönemde 220 sakin yerleşti.

Yıllar geçtikçe Polonezkoy/Adampol gelişti, köyün nüfusu 1830 Polonya Ayaklanması ve 1853 Kırım Savaşına katılan askerlerin yanı sıra Sibirya sürgünü ve Çerkes esaretinden kaçan Polonyalılarla arttı. İlk Polonezkoy sakinleri çiftçilik, hayvancılık ve ormancılıkla meşguldü. Daha II. Dünya Savaşı öncesinden başlayarak ilk tatilciler Polonezköy’e gelmeye başladı.

1938 yılında Polonezköy sakinleri T.C. vatandaşlığına kabul edildiler. 1968 yılında Polonezköy sakinleri işledikleri topraklar üzerinde tapu hakkına sahip oldular. Öte yandan, Czartoryski ailesinin vârisleri ise Polonezköylüler lehine iyelik haklarından vazgeçtiler.

Yakın dönem

Ulaşım imkânları, coğrafî konumu ve güzel manzaraları sayesinde Polonezköy bir tarım köyünden tatil köyüne dönüşmüştür.

Polonezköy’de toprak köy sakinlerine ya da Polonezköy’e dinlenmeye gelen zengin ve meşhur şahıslara aittir. Polonezköy’un gelişmesi ve köydeki ekonomik şartların düzelmesiyle birlikte 1980’li yıllarda yurt dışına göç eden gençler Polonezköy’e geri dönmeye ve köyde pansiyon, lokanta ve çayevi işletmeye başladılar.

Polonezköy’e gelen ünlüler arasında Macar piyanist Franz Liszt (1847), Fransız yazar Gustave Flaubert (1850), Çek yazar Karel Droz(1904), T.C.’nin ilk Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk (1937), sonradan Jan 23 adıyla Papa olan Nuncio Piskopos Angelo Roncalli (bu ziyaret sırasında birkaç Adampollu çocuğa konfirmasyon sakramentini vermişti) ve T.C. Hükümeti temsilcileri ile birlikte Polonezköy’e gelen, Polonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki dışişleri bakanı Adam Rapacki (1961) de bulunuyor. Ayrıca, dünyaca tanınan soprano Leyla Gencer de burada doğmuştur.

Köyü 1985 yılında T.C. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 1994 yılında ise, Polonya Devlet Başkanı Lech Walesa ziyaret etti. Bir sonraki Polonya Devlet Başkanı Aleksander Kwasniewski ise ilki 1996 ve ikinci 2000 yılında olmak üzere iki defa Polonezköy'ü ziyaret etmiştir. Son ziyareti esnasında Aleksander Kwasniewski, Zofia Rizi Anı Evi'ni de gezmiştir. Bu ziyaretten iki sene sonra Polonezköy’un kuruluşunun 160. yıldönümü törenle kutlandı.

Türkiye-Polonya ilişkilerinin gelişmesi sayesinde Polonezköylüler bir taraftan sık sık Polonya’dan gelenleri misafir ederken, diğer taraftan da atalarının ülkesini ziyarete gitmektedirler.

Günümüzde Polonezköy’de yaklaşık olarak 1.000 kişi yaşamaktadır. Bunlar arasında 40 kişi düzgün Lehçe konuşmaktadır. Adampol-Polonezköy’de her yaz Polonezköy’ün Polonya ile olan bağlarını vurgulayan Polonezköy festivali düzenlenmektedir. Polonezköylüler, bu festivale katılan folklor gruplarını kendi maddi olanaklarını kullanarak davet etmektedirler.

Ulaşım

İstanbul'un Avrupa yakasından yola çıkıp Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü geçtikten sonra, Kavacık sapağından, Kavacık mevkiini geçtikten 1 km. sonra sola dönüp daha sonra Acarlar sitesinden sağa dönerek Polonezköy'e tabelaları izleyerek ulaşılabilir.

Görülmeye değer yerler

 

  • Rizi Anı Evi - Ryzy Ailesine ait eski ve yeni fotoğraflar, kitaplar, belgeler. İç mekân.
  • Czestochova Meryem Ana Kilisesi
  • Polonezköy mezarlığı Polonya milli şairi Juliusz Slowacki’nin aşık olduğu Ludwika Śniadecka’nın mezarının yanı sıra Polonya Cumhuriyeti Milli Savaş ve Şehitlikler Konseyi tarafından restore edilen 92 diğer tarihi mezar.

İstanbul'un arka bahçelerinden biri...

 Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Beykoz'a bağlı olan Polonezköy, yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, sevimli mekanları, kaliteli otelleri ve yemyeşil doğası ile İstanbullular'ın nefes almaya ihtiyaç duyduklarında ilk kaçtıkları yerlerden biri...

İstanbul'un arka bahçelerinden biri olarak değerlendirilebilecek Polonezköy, yılın her mevsimi gezilebilecek sürprizli ve keyifli rotalardan biri. Bu güzel rotayı ise daha çok doğa ile iç içe sakin vakit geçirmek isteyenler ya da doğada spor yapmak isteyenler tercih ediyor.

1775'te Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından işgal edilen Polonya'dan göç edenlerin kurduğu bu köyde, pansiyonculuğun 110 yıllık bir geçmişi olduğunu söylemek mümkün. Polonezköy de ismini zaten buraya yerleşen Polonyalılar'dan alıyor. Bugün Polonezköy'ün 1000'i bulan nüfusunun yaklaşık yüzde 20'lik bir kısmını Polonya kökenliler oluşturuyor.

Günümüzde İstanbul'un en gözde turizm merkezlerinden biri olan Polonezköy, hem günübirlik geziler hem de birkaç günlük konaklamalar için sıklıkla tercih ediliyor. Polonezköy, son yıllarda hizmete giren otelleri ve pansiyonlarının yanı sıra doğayla iç içe mekanlar sunan restoranları ile ziyaretçilerine keyifli anlar yaşatıyor.

Polonezköy, kolay ulaşımı ve bol aktivite imkanı ile özellikle bahar ve yaz aylarında pek çok misafir ağırlıyor. Özellikle hafta sonu kahvaltılarının en popüler adreslerinden olan Polonezköy'de tatilciler güne muhteşem lezzette bir köy kahvaltısıyla başlıyorlar.

Polonezköy'de yaklaşık 5 kilometrelik bir yürüyüş parkuru mevcut ve tüm mevsimlerde değerlendirebileceğiniz bu parkur doğanın harika renklerini en güzel yakalayabileceğiniz yerlerden biri... Bu parkurda kış aylarında dahi bisiklete binebilir, yürüyüş yapabilirsiniz.

İstanbul Polonezköy'de keyifle yemek yiyebileceğiniz, kendi mangalınızı yapabileceğiniz pek çok restoran bulunuyor. Hemen hepsi yemyeşil doğanın içinde bulunan bu restoranlarda temiz havaya doyuyor, lezzetli yemeklerin keyifini çıkarıyor ve tüm yorgunluğunuzu geride bırakıyorsunuz.

Polonezköy aynı zamanda İstanbul'un at çiftliği merkezlerinden biri. Eğer ata binmeye merakınız varsa Polonezköy'de bulunan bu at çiftliklerinden birini ziyaret edebilir, ders alıp at binmeye başlayabilirsiniz. Hali hazırda at binmek hobileriniz arasındaysa atlı gezintiler yapabilirsiniz.

Polonezköy, yalnızca tatil amaçlı değil; iş için yapılan konaklamalar için de sıklıkla tercih edilen bir rota son yıllarda. Kaliteli Polonezköy otelleri şirket toplantılarına ve organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda bu oteller ve mekanlar düğün, davet, kutlama gibi özel organizasyonların da en çok tercih edilen adreslerinden biri.

Düğün Nişan Organizasyon

Polonezköy'de Kır düğünü yapmak bir ayrıcalıktır. Sizde bu ayrıcalıktan yararlanmak için POLONEZKOY.NET in sunacağı düğün nişan ve özel organizasyonlar fırsatlarını kaçırmayın. Bunun için yukarıda bulunan sağ üst köşedeki üye ol kısmından üye olarak hem mevcut fırsatlardan yararlanın hem yayına giren yeni fırsatlardan haberdar olun ve polonezköyde düzenlenen festivallerden ya da aktivitelerden haberdar olun.

Not: Polonezkoy.net site içerisinde ödeme yapılacağı zaman hiç bir şekilde kart bilgilerinizle site alakadar olmamaktadır. İşlemler tamamen anlaşmalı olunan banka/bankaların sanal pos sistemi üzerinden gerçekleşmektedir ve tamamen güvenlidir.

Sorularınız için: destek@polonezkoy.net

Polonezköy 2015 Kiraz Festivali

 

Polonezköy Kiraz Festivali 2015

    banner

Her Sene Haziran ayında düzenli olarak yapılan Polonezköydeki Polonyalıların geleneksel bir organizasyonudur. Aynı zamanda İstanbul’un önemli festivalleri arasında yer almaktadır. Festival, aynı zamanda Türkiye – Polonya arasındaki bağları gösteren kültürel bir aktivitedir.

Polonya’nın farklı bölgelerinden her sene farklı dans ve müzik ekipler ülkemize davet edilip festival boyunca bizlere görsel şölen sunmaktadırlar. Geleneksel Polonya Kıyafetleri ile Dans gösterileri yapan grup aynı zamanda çaldıkları Polonya müzikleri ile unutulmaz anlar yaşamanıza olanak tanımaktadırlar. Festival genelde Haziran ayının ilk iki haftası olmakla beraber; Gösteriler cumartesi ve pazar günleri Polonezköy Kültürünü Yaşatma Derneğinin (POLDER) önündeki Polonezköy kültür alanında gerçekleştirilmektedir.

Festivalin ikinci Haftası Cuma Akşama Polonezköy Kiraz Festivali'nin Galası yapılmaktadır. Bu galaya Bakan ve üst düzey Bürokratların da katılımıyla açılışı yapılan Polonezköy Kiraz Festivali süresince Polonya’dan gelen folklor ekiplerinin yanı sıra ülkemizinde çeşitli yörelerinin Folklör gösterileri, çeşitli kültürel aktiviteler, sergiler, konserler ve köy kilisesinin bahçesinde resitaller düzenleniyor.

2015 Kiraz Festivaline Şimdiden davetlisiniz.

 

Canlı Destek

CANLI DESTEK

Sayfanın sağ alt köşesindeki Kutucuk Canlı Destek olarak gözüktüğünde operatörlerimizden hızlı bir şekilde online destek alabilirsiniz.

Bu servis ile hızlı bir biçimde bilgilendirilmiş olursunuz.

Saygılarımızla,

Polonezkoy.net

Havale İle Ödeme

HAVALE ile ÖDEME

Beğendiğiniz bir fırsat olduğunda, sayfamıza üye olmadan da satın alma işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Satın almak istediğiniz fırsat başlığını destek@polonezkoy.net mail adresine gönderin, sizlere havala yapacağınız banka hesap no'muzu iletelim.

Ödemenizi gerçekleştirdikten sonra sizlere vereceğimiz ticket no'su ile fırsatınızı kullanabilirsiniz. Polonezkoy.net'i takip etmeye devam edin.

Saygılarımızla

Polonezkoy.net

Cam Sanat Merkezi

 POLONEZKÖY CAM SANAT MERKEZİ

Beykoz Cam Sanatları ve Turizm Derneği yönetimi, Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan ve Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek başkanlığında biraraya geldi. Kaymakam Erdoğan toplantıda “Cam Sanatında Yeni Ufuklar” Projesi hakkında bilgi verdi.

Beykoz’un camcılık geleneğini geleceğe taşımak amacıyla başlatılan, Beykoz Camcılığının Tarihi Mirasını Koruma ve Geleceğe Kazandırma Projesi’nin son durumu hakkında fikir alış verişinin yapıldığı toplantıya ilçedeki cam atölyelerinin temsilcileri katıldı.

Dernek çalışmalarının daha aktif olması gerektiğini belirten Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan, Avrupa Birliği 2014 Yılı Mesleki Eğitim Öğrenci ve Personel Hareketliliği ‘ERASMUS+’ kapsamında kabul edilen, Beykoz Cam Sanatları ve Turizm Derneği, Beykoz Kız Teknik ve Meslek Lisesi, Nuh Kuşçulu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ile ortak yazılan ‘Cam Sanatında Yeni Ufuklar’ adlı proje hakkında bilgi verdi.

Çek Cumhuriyeti’nde Cam Eğitimi 

Erdoğan ayrıca, ilgili okullardaki öğrenci, yönetici ve derneğe bağlı cam işletmecilerinden belirlenen 15 kişinin cam sanatında ilerlemiş olan Çek Cumhuriyeti’nde bulunan cam sanat okulunda yedi günlük eğitim alacağını, bu eğitimlerde sıcak cam, kalıp yapımı aşamaları, cam boyama çalışmaları, gravür ve dekor ile ilgili çalışmaların inceleneceğini belirtti.

Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek de, ilçede cam kültürünün ve değerinin tekrar canlandığını, Beykozluların bu yönde atılan her çalışmayı desteklediklerini ifade ederek, “Polonezköy’de kurulan cam sanat merkezi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye başladı. Anadolu Kavağı’ndaki çalışmalarımız da tamamlanınca, ilçemizin en önemli değeri olan ‘Cam Sanatı’ tekrar hakkettiği canlılığı yakalayacaktır. Biz belediye olarak bu yönde atılacak her adımı, her çalışmayı destekliyoruz.”  dedi.

 Beykoz'un yüzlerce yıllık camcılık geleneğini yeniden canlandırmak üzere başlatılan "Beykoz Camcılığının Tarihi Mirasını Koruma Ve Turizme Kazandırma Projesi" kapsamında Polonezköy'de kurulan "Cam Sanat Merkezi" İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun katılımıyla 13 Mayıs 2014 tarihinde açılmıştır.

Açılışa Vali Mutlu ve eşi Gül Mutlu ile beraber Polonya İstanbul Başkonsolosu Miroslaw Stawski, Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan, İlçe Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ve Polonezköylüler katılmıştır.

Açılış töreninde Vali Mutlu, İstanbul'un el sanatlarına sahip çıkma hususunda bir zorunluluğu olduğunu ifade ederek "Bu zorunluluk şehrimizin kültürüne olan katkısı kadar turizme olan katkısıyla da büyük bir katma değer katacaktır. Ümit ediyorum ki burası Beykozluların da sahip çıkmasıyla cam işçiliğinin önemli merkezlerinden biri olacak." demiştir.

 

Beykoz'un yüzlerce yıllık camcılık geleneğini yeniden canlandırmak üzere başlatılan "Beykoz Camcılığının Tarihi Mirasını Koruma Ve Turizme Kazandırma Projesi" kapsamında Polonezköy'de kurulan "Cam Sanat Merkezi" İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun katılımıyla 13 Mayıs 2014 tarihinde açılmıştır.

Açılışa Vali Mutlu ve eşi Gül Mutlu ile beraber Polonya İstanbul Başkonsolosu Miroslaw Stawski, Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan, İlçe Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ve Polonezköylüler katılmıştır.

Açılış töreninde Vali Mutlu, İstanbul'un el sanatlarına sahip çıkma hususunda bir zorunluluğu olduğunu ifade ederek "Bu zorunluluk şehrimizin kültürüne olan katkısı kadar turizme olan katkısıyla da büyük bir katma değer katacaktır. Ümit ediyorum ki burası Beykozluların da sahip çıkmasıyla cam işçiliğinin önemli merkezlerinden biri olacak." demiştir.

 

Açılış'tan Notlar
Vali Mutlu protokol üyeleri ile birlikte merkezin açılışını gerçekleştirmiş, Cam Sanat Merkezi'ni gezen Vali Mutlu merkezde eğitim gören kursiyerler ve eğitmenleri ile görüşerek yapılan işler hakkında bilgi almıştır. Vali Mutlu daha sonra merkezde üretilen eşyaların sergilendiği ve son kullanıcıya ulaştırıldığı Showroom'u gezerek el emeği göz nuru eserleri incemiştir.

Polonezköy Muhtarı Sayın Frederik NOVVİCKİ:
Hoşgeldiniz, Polonez'in turizminin gelişimi için Cam Sanat Merkezi önemli. Başta kaymakamımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Beykoz Belediye Başkanı Sayın Yücel ÇELİKBİLEK:
Camın turizme kazandırmamızda Polonezköy, Beykoz'un dışarıya dönük yüzüdür. Beykoz'un camcılığı dışarıdan gelenlerle bir kez daha kavranacaktır.

Beykoz Kaymakamı Sayın Süleyman ERDOĞAN:
Bizlerle beraber olan herkese saygılar sunuyorum. Proje, Beykoz camcılığının tarihini koruma ve turizme kazandırma amaçlıdır. Turizmin canlanması için camı araç olarak kullanıyoruz. Projemiz uygulama aşamasındadır. Cam kursiyerlerimiz var. 13 kursiyerimizi İtalya Murano adasına göndereceğiz. Halk eğitim bünyesinde de kurslarımız devam edecek. Bugün açacağımız Cam Sanatları Merkezimiz, Polonezköy'de eski bir okuldu. Belediye başkanlığımızın da destekleriyle bu binamız cam Sanat Merkezi ve Showroom olarak hizmet verecek. Yakın zamanda aynı tesislerden Anadolukavağı'nda da kurulacaktır. 1980'lerde Beykoz'da bir "Camköy" kurulması planlanmış ancak sonuçlanamamış. Eğer o gün Camköy kurulsaydı, bugün Beykoz İtalya'nın Murano'sundan daha gelişmiş bir yer olacaktı. Polonezköy yoğun bir turizm bölgesi. Buradan Riva'ya kadar olan bölgeyi "Cam Vadisi" olarak nitelendiriyoruz. Burada bir "Cam Park" kurmak istiyoruz. Katılan herkese teşekkür ediyorum.

İstanbul Valisi Sayın H. Avni MUTLU:
Herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Böyle bir köyde, Polonezköy'de ortak tarihimize sahip çıkma kapsamında böyle bir proje oluşturmak güzel bir olay. Beykoz'un tarihi mirasına sahip çıkmak adına güzel bir proje. Paşabahçe bugün cam ile bir marka olmuştur. Artık adı vardır ama kendisi yoktur. Camı tekrar canlandırmak adına gecikilmiş ama güzel bir projedir. Camın tarihindeki yerini tekrar kazandırmalıyız. Hem de geçim kaynağı ve katma değer olacaktır. Başta İstanbul Kalkınma Ajansımız olmak üzere, belediyemiz ve işadamlarımız gereken önemi daha da verecektir. Bu projeye sahip çıkan, destekleyen herkese saygılar sunuyorum.

 

Beykoz Polonezköy Cam Sanat Merkezi İletişim

CAM SANAT İLETİŞİM

Adres: 75.Yıl Caddesi, Polonezköy, Beykoz, İstanbul, 34829 (merkezden sola içeri girip yaklaşık 100 metre yürüme mesafesinde sağda, önünde Geri Dönüşüm Cafe mevcuttur.)
Telefon: 0 216 432 99 99
Açılış Saatleri: Her gün 09:00 - 18:00 saatleri arasında açıktır.

Beykoz Kaymakamlığı tarafından Beykoz'da camcılık mirasını yaşatmak, Beykoz Camcılığının tarihi mirasını korumak ve turizme kazandırmak amacıyla Polonezköy'e kazandırılmış bir sanat merkezidir.

Beykoz Cam Sanat Merkezi, Beykoz ile özdeşleşmiş "cam" sanatının, Beykoz Kaymakamlığının katkılarıyla birlikte Polonezköyü İlkokulu olarak bilinen eski binanın restarasyon çalışmaları neticesinde hizmete giren ve Polonezköy ile ilgili eşyalarında üretileceği, kurslar, dersler ve eğitimlerin düzenlendiği bir cam atölyesidir.

Polonezköy'ün popüler gezi mekanlarından birisi konumunda olanBeykoz Cam Sanat Merkezi'ni ziyaret ederek;

  • Cam eşyaların sergilendiği show room'u gezebilir,
  • Cam ile stres atmak ve hoşca vakit geçirmek isteyenler için düzenlenen gezi, kurs ve eğitimlere katılabilir,
  • Hediyelik eşyalardan satın alabilir,
  • Bahar ayında hizmete girecek Geri Dönüşüm cafe'sinde, yemyeşil doğada dinlence keyfi sürebilirsiniz.

 

Polonezköy Bisiklet

POLONEZKÖY BİSİKLET

Polonezköyün eşsiz doğasında bisikletle gezi keyfini yaşamak için polonezköye gelmeniz yeterli.

Polonezköyde 4 Mevsim Bisiklet Kiralamak için;

İrtibat: Polonezköy Bisiklet 0216 432 31 62 - 0539 674 45 35 Özer OKUMUŞ

Facebook: facebook.com/polonezkoybisiklet

polonezkoybisiklet.com

Polonezkoy.NET' den ulaştığınızı söylerseniz artı avantajlardan yararlanırsınız.

Keyifli Sürüşler...

Polonezköy Gordon Tepesi Anıt Mezar

Gordon Tepesindeki Anıt Mezar

Polonezköy Mezarlığı'ndaki en ilginç mezar, Gordan Tepesi adı verilen küçük bir tepede yapılmış olan Ludwika Sniadecka'nın mezarıdır. Polonezköy'ün var olmasında kilit rolü oynayan adamın, General Michał Czajkowski'nin ya da diğer adıyla Mehmed Sadık Paşa'nın eşiydi Ludwika Sniadecka.

Mezarın üzerindeki kırık sütun yarım kalmış bir yaşamı çağrıştırsa da, Polonezköylüler Sniadecka'nın bir Katolik olarak ölmediğini, bu sütunun onun inancındaki "kırılma"yı sembolize ettiğini düşündüler.

Śniadecka'nın anıt mezarındaki kitabede şöyle yazıyor. "Śniadeckiler'den / Ludwika / Sadık / Jedrej'in  kızı Jan'ın yeğeni / Osmanlı Ejderlerinin ve Kazaklarının Komutanı General Eşi / 22 Şubat 1866 tarihinde Konstantinopol'de Cihangir'de vefat etmiştir. / Adamköy'de Polonya mezarlığına defnedilmiştir."

Okuyup geçeceğimiz mezar yazıtlarından biri değildir bu. Sıra dışı birine aittir. Üzerinde bir yazar ve devlet adamı, bir hekim ve kimyacı ile bir matematikçi ve gökbilimcinin adlarını taşır. Ve bir şairin yaşadığı kırık bir aşk hikayesini...

13 Temmuz 1898' de Paris'teki bilimler Akedemisin'de Curie'lerin yazdığı bir bildiriyi arkadaşları Henri Becquerel okudu ve insanlık yepyeni bir elementle tanıştı. Curie'ler Polonya ve Polonya halkını onurlandırmak için buldukları elemente "Polonyum" adını verdiler.

Polonyumun bulunmasından yıllar önce, 1808'de, bir başka Polonyalının platinden ayrıştırdığı 44 nolu element, onun koyduğu adla, "Vestium" olarak bilim tarihinde yerini alamadı! Kitapların büyük bölümünde Rutenyum'u 1844'de Karl Kraus'un keşfettiği yazıyor.

Śniadecki, Osann&Berzelius ve Kraus tarafından üç kez keşfedilmesi(!) sözkonusu olan Rutenyum'un durumu bugün bile tartışılan bir konudur. Rutenyum'u ilk bulan kişi, Jedrzej Śniadecki, Polonezköy Mezarlığı'nda yatan Ludwika'nın babasıydı.

Buluşunun onaylanması için St. Petersburg Bilimler Akedemisi ve Paris Ulusal Enstitüsü'ne yaptığı iki başvurudan da olumsuz yanıt gelince, büyük hayal kırıklığı yaşamış ve çalışmalarına uzun süre ara vermiştir.

Jedrzej Śniadecki, Polonya bilim tarihinin en önemli kişilerinden biriydi. Tıp eğitimi almış; fizik, kimya, felsefe, biyoloji ve çocuk eğitimi üzerinde çalışmış; Lehçe kimya terminolojisini ilk o yazmıştı.

Ludwika Śniadecka'nın amcası Jan Śniadecki, ünlü bir matematikçi ve gökbilimciydi. Kocası Michał Czajkowski (Mehmed Sadık Paşa) ise yalnızca bir general değildi, bir yazardı da...

Ludwika onunla evlenmeden önce, Polonya'nın büyük şairlerinden Juliusz Słowacki, Vilna Üniversitesi'nde öğrenciyken Ludwika'ya gönlünü kaptırmıştı. bu karşılıksız aşk, yaşamının sonuna kadar Słowacki'nin yapıtlarında bitmeyen bir tutku olarak gizlendi.

Şairliği Adam Mickiewicz ile kıyaslanan ve onunla büyük bir edebi çekişmeye giren Słowacki, bu öfke nedeniyle Mickiewicz'in bulunduğu yerlerden uzakta durdu. Paris'ten ayrılıp Cenevre'ye gitmesi de bu yüzdendi. Ama Polonyalılar, birbirine küskün iki büyük şairi, öldükleri zaman Krakov'daki Wawel Katedrali'nin kriptosuna yan yana gömdüler. Barıştırmak istercesine...

Ancak az daha Polonezköy Mezarlığı'nda bir mucize gerçekleşecekti! Adam Mickiewicz 1855'de İstanbul'da öldüğünde, Ludwika Śniadecki'nın kocası Michał Czajkowski şairi Polonezköy Mezarlığı'na gömmek istedi. Ama düşüncesini gerçekleştiremedi.

Bu gerçekleşmiş olsaydı, Mickiewicz bugün Krakov'da en büyük edebi rakibi Słowacki'nın yanında değil; İstanbul'da Polonezköy Mezarlığı'nda Słlowacki'nin büyük aşkı Ludwika Sniadecka ile yan yana yatıyor olacaktı!

Kaynakça: Akgün Akova " Ayyıldızın Altındaki Kartal POLONEZKÖY " kitabından.

 

ŞAİR ve DİVA

Hayat öyle inanılmaz rastlantılarla doludur ki, olasılık hesaplarının efendisi olan Matematik bile, bazen onun karşısında diz çöker.

27 Mayıs 1956 günü, Nazım Hikmet'le Leyla Gencer'in ilk ve son karşılaşmasında da böyle oldu.

Leyla Gencer, Nazım'la karşılaşmasından bir gece önce, Alexandra Angela Minakowska'nın ülkesinde ilk kez şarkı söylemişti. Alexandra Angela Minekowska'nın yani annesinin !

Zeynep Oral, Leyla Gencer'in saygı uyandıran edasını, başı dik duruşunu, insan ilişkilerindeki duyarlılığını, öğrenme tutkusunu, disiplinli çalışmasını ve inatçılığını annesinden aldığını yazıyor onun hayatını anlattığı "Bir Tutkunun Romanı"nda...

Nazım Hikmet ise, Leyla Gencer ile karşılaştığı gün, cebinde soyadı hanesinde Borzecki yazılı bir Polonya pasaportu taşıyordu. Nazım Hikmet'in büyük dedesi Konstanty Borzecki de Polonyaılıydı.

Borzecki Polonyalı genç bir subayken ülkesinde ayaklanma sonunda bir çok leh askeri gibi işgal altındaki ülkesini terketti ve Osmanlı Ordusu'na katıldı. Yıllar sonra onu herkes Mustafa Celaleddin Paşa olarak tanıyordu. Türk ve Müslüman olmuştu.1869'da Osmanlıların Batılılaşması ve kökleriyle ilgili "Les Turcs Anciens et Modernes" adlı kitabı yazan da oydu; 1876'da Karadağ'da Türk Subayı olarak şehit düşen de...

Nazım Hikmet bir konuşma sırasında, "Zanabubda ı ve kardeşi, işgal altındaki Polonya'da devrimci eylemlere karıştıkları için yargılanacakları sırada, büyük büyük deden İstanbul'a kaçmış" demişti karısı Vera'ya... Kaderin bir cilvesi ki, Nazım da, uzun hapis yıllarının ardından, çok sevdiği memleketinden ve İstanbul'dan kaçmak zorunda kalmıştı. Ve Nazım Hikmet'i "Onur Vatandaşı" kabul eden Polonya Cumhuriyeti, ona pasaport vermişti.

İki büyük sanatçının da, köklerinin bir tarafı Polonyalı, bir tarafı Türk'tü.

Ve bir başka mucizedir ki, Leyla Gencer ve Nazım Hikmet baba evlerinin bulunduğu İstanbul'dan çok uzakta, büyük bir Leh sanatçını, Chopin'in doğduğu evde, Polonya topraklarında karşılaştılar.

CZAJKOWSKI ya da SADIK PAŞA

Polonya ve Türkiye'nin ya da Lehistan ile Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihindeki dönüm noktalarından biri, 1683 tarihindeki Viyana Kuşatması'dır. Kara Mustafa Paşa'nın Viyana önündeki yenilgisi Osmanlıların Avrupa'^daki ilerlemesini durdururken, galip gelen ordunun başında Polonya Kralı Jan III.Sobieski vardı. 

1795'te ise Polonya ve Litvanya Cumhuriyetlerinin toprakları Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından işgal edilerek paylaşıldı. Polonya için tam 123 yıllık bir "yokluk" süreci başladı. Haritalarda artık adı yoktu. Osmanlı imparatorluğu bu süreç içinde Polonya'nın bir gün özgür kalacağına o kadar inanıyordu ki, Lehistan elçisinin sandalyesi, "Bir gün gelecek" düşüncesiyle Divan oturumlarında hep hazır bulunduruldu. Polonya yeniden doğuş umudunu 19. yüzyılda Osmanlıların Ruslara karşı kazanacağı zaferlere ve Osmanlı ordusunun paylaşılan Polonya'yı kurtarmasına bağlamıştı.

Ülkeleri işgal altında olan çok sayıdaki Polonyalı için Osmanlı imparatorluğu ikinci bir vatan oldu. Göçle İstanbul'a ve Anadoluya gelen Polonyalılar bir sığınmacı olmaktan çok değişik işlerde görev alarak Osmanlılara önemli hizmetler verdi.

Jozef Bem (Murat Paşa), Konstanty Borzecki (Mustafa Celaleddin Paşa) Wladyslaw Zamoyski (Yavaş Paşa), Wladyslaw Koscielski (Sefer Paşa), Antoni Ilinski (İskender Paşa) Seweryn Bielinski (Nihad Paşa), Alfred Bielinski (Rüstem Paşa) Osmanlı ordusunda generalliğe kadar yükselmiş, yalnızca seferde değil; iç ve dışişlerinde büyük yarar sağlamışlardı.

Bunların içinden birinin yaşam öyküsü, Polonezköy ile içiçe geçti. 1804'te doğan ve edebiyatı tutkun olan Michal Czajkowski, Paris'te sürgünde bulunan Prens Adam Czartoryski'nin emriyle İstanbul'a gelerek 1941'de Şark Ajansı'nı kurdu. Ajansın amacı, Osmanlı-Leh dostluğunu ve Lehlerdeki ulus bilincini güçlendirmek olduğu kadar, Rus karşıtı çalışmalar yaparak da Polonya'nın kurtuluşuna giden yolun açılmasına yardımcı olmaktı.

Kafkasya'da Rus ordusu askeri olarak zorla savaştırılırken Çerkezlere esir düşen Polonyalıları esir pazarlarıdan para vererek kurtaran Czajkowski, ilerde bir askeri lejyona dönüştürmeyi düşlediği Polonezköy'ü kurmaya karar verdi. Konuyu Prens Czajkowski'ye açtı ve iznini aldı. 1842'de Lazaryen rahiplere ait olan ormalık bir araziyi onlardan kiraladı. 19 Martta bu topraklarda yapılan ilk ev kutsandığında, köyün adı da, Prens Adam Czajkowski'ye ithafen Adampol oldu.

 Köyün oluşumuna yardım eden yalnızca Osmanlı İmparatorluğu değildi. Fransa da politik destek sağlamak amacıyla köyde yaşayanlara Fransız vatandaşlığı vererek onları hukuki koruması altına aldı. Böylece Osmanlı tabiyetinde olmadıklarından Rusların sınır dışı edilme talepleri karşılıksız kalacaktı.

Herkesin evinin kendisinin yaptığı Adampol'de toprak, tek odalı, kestane ağacından direkler üzerine kurulu, damları samandan yapılmış evler çoğalmaya başladı. Taban kırmızı kildi. Bu basit evler, bugünkü Polonezköy'ün temeli oldu.

Adampollülerin yaşamı da, Czajkowski'nin köyle ilgili mücadelesi de romanlarakonu olabilir. Ruslar sürekli olarak Osmanlı İmparatorluğu'ndan Czajkowski'yi sınır dışı etmelerini istediler. Bu girişimleri 1850'de Müslüman olup Mehmet Sadık adını almasına rağmen sürdü.

Adampollülerin düşü, Polonya'nın yeniden özgür olacağı günler geldiğinde, ülkelerine geri dönmekti. Ne var ki, Ignar Kepka dışında hiçbiri Polonya'nın 1918'deki bağımsızlığına kadar yaşamadı.

1853'te başlayan Kırım Savaşı'nda Osmanlı Ordusunun bir parçası olarak, Lehler, Ruslar, Kazaklar ve başka uluslardan gelen Slavlardan oluşan Osmanlı Kazakları'nın başında Mehmed Sadık Paşa vardı. Bu savaştan dönen askerlerin bir bölümü Adampol'e yerleşti.

1861'de Prens Adam Czartoryski'nin ölümünden sonra da PAris'teki Hotel Lambert Grubu'nun İstanbul'daki çalışmaları ve etkisi sürdü. Ancak Mehmed Sadık Paşa ile İstanbul'daki diğer yöneticiler arasında görüş ayrılıkları iyice büyüdü. 1863'te Osmanlı Kazakları'nın komutanlığından azledilmesi, 1866'da da eşi Ludwika Sniadecka'nın ölümü Mehmed Sadık Paşa'yı derinden sarstı.

1873'de kırgın ve yorgun bir adam olarak "yaşlıyken havasını solumak, kemiklerini orada bırakmak" istediği Ukrayna'ya gitti. Son yıllarında Ruslarla kurduğu bağlar nedeniyle Polonyalıların bir bölümü tarafından hain ilan edildi. 1877'de Sultan II.Abdülhamid'in Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle yeniden İstanbul'a çağırdığı Michal Czajkowski, bu çağrıya olumsuz yanıt verdi.

1886'da Ocak ayının dördüncü günü, Michal Czajkowski ya da Türk adıyla Mehmed Sadık Paşa'nın başına dayadığı tabancası, Polonezköy'ün gerçek kurucusunun belleğinden bütün anıları sildi.

Eski Polonezköy evlerinin duvarlarında nasıl Atatürk ile Pilsudski'nin resimleri yanyana idiyse, bugün köyde yapılan her törende de Prens Adam Czartoryski ile Czajkowski'nin resimleri yanyana asılıyor.

Polonezköy KlonJawor Yeme İçme

Polonezköy'de bulunan KlonJawor tesisinde Pazar günleri açıkbüfekahvaltı hafta içleri ve özel organizasyonlarınızda serpme köy kahvaltısı yapabilir, Kahvaltı servisi bittikten sonrada etmangal yapabilirsiniz. İster fındık ağaçlarının altında isterseniz çardak altlarında oturabilirsiniz. Her çardakta Elektrik prizi bulunmaktadır.

Fiyat Bilgisi Organizasyon Talebi almak için;

0532 594 92 06 NO'lu telefondan irtibata geçebilirsiniz.

www.klonjawor.com

 

Polonezköy Oliwien Jewelry

Çok yakında hizmetinizde.

www.oliwienjewelry.com

 

Suadiye Seçkin Sanat Merkezi

Merhaba Sevgili Sanat Severler;

Kasım 2011 de “Seçkin Sanat Merkezi” adı altında, içinde yaşadığımız toplumun sosyal gereksinimlerine yönelik olmak üzere faaliyete başladık. Çalışmalarımızda öncelikli olarak müzik ve tiyatro alanlarına ilgi duyan her yaştaki insanımızın profesyonel ya da amatör hobilerini desteklemek üzere profesyonel eğitmenlerden oluşan bir kadroyla sizlere hizmet vermeyi amaçlıyoruz.

Toplumları yücelten, insanları gelişmişlik yolunda ileri noktalara taşıyan, sanatın çeşitli kollarına verilen değerlerdir. İnsanların çeşitli sanat dallarıyla ilgilendikçe toplumun insanlık çıtasının da yükseleceğine ve toplumsal düzeyin ileri toplumların düzeyine erişeceğine inanıyoruz.

Sanata ilgi duyan insanların içinde yeşermekte olan sanat filizlerinin, uzman eğitmenlerimiz eliyle meyvelerini vermesine destek olmak, yeteneklerinin kişilerin yaşamlarını güzelleştirmelerine yardımcı olabilmek en büyük dileğimiz.

İçinizdeki heves ve yeteneklerinizin sizleri taşıyacağı entelektüel ve ruhsal düzeye ulaştırabilmesi doğrultusunda eğitmen kadrolarımızla sizlere yardımcı olabilmek için kapılarımızı açtık sizleri bekliyoruz.

SEÇKİN SANAT MERKEZİ

Prens Adam Karol Czartoryski

Polonya’yı da Polonezköy’ü de bizim aile kurdu

19 Temmuz 2015 Pazar, 12:42:25 Güncelleme: 12:55:05

Karşımda, Prens Adam Karol Czartoryski var. Kendisi İspanya Kraliyet Ailesi mensubu. 75 yaşında. Polonya’yı da “bizim” Polonezköy’ü de ataları kurdu. Kendisi de bana hikâyelerini anlattı

Dilek Birgen yazıları, Prens Adam Karol Czartoryski

Dilek BİRGEN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Prens Adam Karol Czartoryski, köklü bir aileye sahip. Polonya tarihinin en köklü ailesi... Czartoryski Ailesi; Fransa, Avusturya ve İspanya kraliyet aileleriyle evlilikler yoluyla daha da yayılmış. 75 yaşındaki prens, İspanya Kralı Juan Carlos’un birinci derece kuzeni. Ama röportajıma konu olan hikâye, onun doğumundan çok önce, prense ismini veren büyük büyükbabasıyla başlıyor. Büyükbaba Adam Czartoryski, Adampol’ü yani bizim bildiğimiz adıyla Polonezköy’ü satın alıp oraya yerleşenlere armağan ediyor... Prens Adam Karol Czartoryski ile yüzyıllar öncesinden bugüne, Czartoryski Ailesi’ni ve hikâyelerini konuştuk. 

Büyük büyükbabanız tarafından satın alınan Polonezköy’ün hikâyesini merak ediyorum.

Polonezköy’un asıl ismi Adampol’dür. Büyük büyükbabam Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kuruldu. Adampol ismi de adından esinlenerek konulmuş. Anlamı “Adam’ın Köyü”. O zamanlar Polonya siyasi göçünün merkezi Paris’ti. Büyükbabamın amacıysa ikinci bir siyasi merkezi Türkiye’de kurmaktı. Bu amaçla Michal Czajkowski’yi temsilcisi olarak Türkiye’ye göndermiş. Hatta Michal Czajkowski o dönem Müslüman olmuş. Sonra Mehmed Sadık Paşa olarak Osmanlı’da görev almış. O, büyük büyükbabamla birlikte Türkiye’de yaşayan Lazaryen rahiplerden köyün kurulacağı ormanlık araziyi satın almış. 

Sonra nasıl bir yerleşim alanına dönüşmüş?

Ruslar, Polonyalılara savaş açmış. Ruslara karşı savaşmak gerekiyormuş. Adampol’e savaştan kaçanlar yerleşmiş. İlk başta köyde sadece 12 kişi oturuyormuş. Sonraki yıllarda 220 kişiyi bulmuş. Polonya ayaklanması, Kırım Savaşı, Sibirya sürgünü ve Çerkez esaretinden kaçan Polonyalılarla sayı iyice artmış. Tüm bu kayıtlar Czartoryski Kütüphanesi’nde mevcut. Cumhuriyet’in ilanından sonra köydeki Polonyalılar Türk vatandaşı ve Müslüman olmuş.

Peki mülkiyet hakkı orada yaşayanlara nasıl geçmiş?

Şu an herkes kendi toprağının sahibi sanırım. Evet, şu an oturanlar mülk sahibi. İlk arazi büyük büyükbabama aitti. Daha sonra da mirasçılarına geçti. Büyükbabam özellikle bu yerlerin oturanlara hediye edilmesini vasiyet etmiş. Hatta vefatından 1 ay önce bir mektup bırakmış. Babam dahil diğer varisler vasiyeti yerine getirmiş. Yani gerçekten de orada oturanlara hediye edilmiş. Bu şekilde herkes kendi toprağının sahibi olmuş. Herhalde satanlar var ki biraz daha kozmopolit bir hale geldi. 

Bence yine de Leh etkisi hissediliyor.

Evet hâlâ o karakteristik etki var.

Çok Türk arkadaşınız var mı?

Çok değil ama olanlar en aşağı 40 senedir bizimle. 

Siz en son ne zaman Polonezköy’ü ziyaret ettiniz?

Geçen sene. Türk arkadaşlarımla birlikte gittik. 

İlk ziyaretiniz ne zamandı?

1999’da ilk kez ziyaret ettim. Semiramis Pekkan’ın eşinin doğum günü partisiydi, ona gitmiştik. O sırada eşimle İstanbul’daydık. Eşim Josette “Araba kiralayalım, birlikte Polonezköy’e gidelim” dedi. Çok heyecanlandım bu fikir karşısında ve gittik.

‘POLONEZKÖY’DE İMZAMIZI ALDILAR’ 

Nasıl karşılandınız?

Gelir gelmez bir otele girdik ve duvarda büyük büyükbabamın fotoğrafını gördüm. Orada verilen bir kitapçıkta da tarihçesi yazılıydı. Ailemden bahsediyordu. Eşim “Söylesene bu kişilerin senin aile büyüklerin olduğunu” dedi. Söyleyemedim, çekindim. Sonunda eşim dayanamadı, “Eşim bu ailenin mensubu, bu da büyük büyükbabası” deyiverdi. Onlar da çok şaşırdı. Çok mutlu oldular ve özenerek tuttukları onur defterine imza atmamızı istediler. Hemen hemen her yerde bu şekilde karşılandık. 

Duygulanıyor musunuz oraya gittiğinizde?

Duygulanmaz olur muyum hiç! Hem de çok duygulanıyorum. Özellikle de büyük büyükbabam olmak üzere diğer aile fertlerinin fotoğraflarını gördüğüm zaman... Restoranlarda, otellerde neredeyse her yerde ailemin ve köyün tarihçesini anlatan kitapçıklar var. Yazılanlara baktıkça insan gururlanıyor. Ayrıca şu hikâye çok güzel, sizinle paylaşmak isterim. Az önce bahsettiğim gibi Türkiye’ye göç eden Polonyalılar savaşmak istememiş. Savaşmak istemeyen halkımıza aile büyüklerim sahip çıkmış. Onları tarımcılığa, hayvancılığa yönlendirmişler. Her aileye ekmesi için belli rutinde tohumlar dağıtılmış. Polonya halkının en çok sevdiği şey patates. Bu nedenle özellikle patates tohumu vermişler yetiştirsinler diye. O günlerden bugünlere... Büyük büyükbabam sadece ailesini düşünüp, halkını önemsemeyebilirdi. Ancak halkına bağlı, iyi bir liderdi. 

Sizce neden Polonezköy belli bir kesimin ilgisini çeken bir yere dönüştü?

Büyükbabamdan ve ailemin kökenlerinden dolayı köyü çok mühim insanlar ziyaret etti. Örneğin; Macar piyanist Franz Liszt, Fransız yazar Gustave Flaubert, Çek yazar Karel Droz, Mustafa Kemal Atatürk... Atatürk, Polonezköy’ü çok severdi. Ayrıca Papa Nuncio ve Piskopos Angelo Roncalli de ziyarete gelen önemli isimlerden. Hatta ziyaret sırasında birkaç Adampollü çocuğa konfirmasyon sakramentini vermiş. Polonyalı devlet başkanlarının hemen hemen hepsi Polonezköy’ü ziyaret etmiştir; Lech Walesa, Aleksander Kwasniewsk... 

Türkiye’de Czartoryski Müzesi işbirliğiyle 2 sergi açılmıştı. Epey ilgi gördü.

Biri Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde, diğeri ise geçen sene Sabancı Müzesi’nde gerçekleşti. Sabancı Müzesi’ndeki “Uzak Komşu Yakın Anılar” adlı sergi 6 ay kadar sürdü. Polonya-Türk kültürünü ve tarihini anlatan bir seçkiden oluşan sergiydi. Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin kuvvetlendirilmesi hedeflendi. 304 eserlik koleksiyon, Polonya’daki Prenses Czartoryski Vakfı, kilise, manastır ve aynı zamanda da Czartoryski Kütüphanesi ve özel koleksiyon parçalarından oluştu. Sergide Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nde birçok alanda adı geçen Polonyalılara yer ayrıldı. Bu isimler arasında İstanbul’da yaşayan ve ölen Adam Mickiewicz, Jozef Bem, daha sonra Osmanlı ordusunda hizmet veren ve Sadık Paşa olarak anılan Michal Czarkovsyki öne çıktı.

'İSPANYA KRALI CARLOS İLE ANNELERİMİZ KARDEŞ'

Daha da eskilere gidelim...

Ailemizin ve Polonezköy’ün kurucusu Kral Jagellon’un oğlu Czar, 1300’de Litvanya’dan gelmiş ve ilk Polonya’yı kurmuş. Ardından Czartoryski soyadını aldıktan sonra Krakov bölgesine yerleşmiş. 17. yüzyılda aile, yaptığı evliliklerle kuvvetlenmiş. Büyük büyükbabam Isabella Flemming ile evlenmiş. Isabella çok güçlü karakterli bir kadındı. Çok zengin bir ailenin tek çocuğuymuş. Polonya’da şu an mevcut olan Czartoryski Müzesi’ni kurmuş. Oğlu Adam’a “Seyahat edip büyük eserler toplayalım, müze kuralım. Tarihimize sahip çıkalım” demiş. Isabella seyahat etmeyi çok severmiş. Hatta kadın olarak her yere gidemeyeceği için bazen de erkek kılığında dolaşırmış! Günümüzde hâlâ ayakta olan Czartoryski Müzesi’nde çok önemli eserler var. Leonardo Da Vinci’nin eseri “Lady with an Urban”, Rembrandt’ın bir manzara tablosu gibi. Özellikle bu, dünyanın sayılı eserlerindendir. Çünkü Rembrant’ın az manzara tablosu vardır. Raffaello’nun bir otoportresi de vardı ama Almanlar Polonya işgali sırasında Raffaello’nun tablosunu çaldı. 2 yıl önce en son bir haber aldık nerede olduğu konusunda. Hemen avukatlarla harekete geçtik, ancak bulunamadı. Hâlâ arıyoruz. Çalanlar ortaya çıkaramıyor çünkü tüm tarih kitaplarında tablonun Czartoryski Ailesi’ne ait olduğu yazılı.

Ailenizden bahsediyordunuz...

Aile Isabelle’den sonra çok kuvvetlenmiş. Fransız ve İspanya kraliyet ailelerinin kızlarıyla evlilikler olmuş. Annem de İspanya Kralı’nın oğluyla evlendi. İspanya Kralı Juan Carlos’un annesi ile benim annem kardeş.

Anneniz ve babanızla ilgili dramatik bir hikâye daha var sanırım?

Evet! Annem ve babam Almanların Polonya’yı işgalinde esir kampına alınmış. Annem bana hamileymiş. İspanya Kraliyet Ailesi mensubu olduğunu söylemiş ama etkili olmamış. Franco, kurtulmaları için Hitler’le görüşmüş ve annem ile babam kurtulmuş. Ardından da ben dünyaya geldim. 

Kızınız Tamara İspanya’da çok ünlü...

Evet öyle... Kızım Londra’da yaşıyor. Atlara çok meraklı. Türkiye’ye gelmeden önce Londra’da beraberdik. O da seyahat etmeyi çok sever. Peki Kral Juan Carlos’la sık sık görüşebiliyor musunuz? Kral olduğu için çok sık görüşemiyoruz ancak kız kardeşleriyle sürekli görüşüyoruz. En son doğum gününde beraberdik.

 

Kaynak: HaberTürk

600’ÜNCÜ YILI SEMPOZYUMU

  

Polonezköy - Adampol 1842

Beykoz Belediyesi, Polonya kökenli vatandaşların yoğun yaşadığı Polonezköy’de düzenlenecek olan Türkiye-Polonya İlişkilerinin 600’üncü Yıldönümü Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak.

İstanbul’daki Polonya köyü olan Polonezköy’ün yer aldığı Beykoz, iki gün sürecek Türkiye-Polonya İlişkilerinin 600’üncü Yıldönümü Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak.

 

     

Beykoz Belediyesi tarafından 27-28 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek sempozyuma yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyen ve tarihçi konuşmacı olarak katılacak. “BaşbakanlıkOsmanlı Arşiv Belgelerinde Osmanlı-Lehistan İlişkileri” konulu serginin yer alacağı sempozyumda, Polonezköy’ün tarihi, dini, kültürel mekanlarına gezi düzenlenecek, dostluğun sembolü olan Polonezköy halkının Türk ve Polonya’daki akrabaları ile olan ilişkileri de masaya yatırılacak.
İki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanan niyet beyanı ile başlayan 600’üncü yıldönümü etkinlikleri, Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaretle start almış, çeşitli sergilerle devam etmişti.
Türkiye’deki tek Polonya köyü olan ve Polonya kökenli vatandaşların yoğun olarak yaşadığı Polonezköy’ün yer aldığı Beykoz’da gerçekleştirilecek ve iki gün sürecek sempozyumda; Türkiye-Polonya arasındaki derin tarihsel ilişkiler yansıtılacak, iki ülkenin kültürünü tanıtacak kapsamlı ve çok yönlü çalışmalar, sunumlar ve sergiler yer alacak.
Sempozyumla ilgili bilgi veren Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Polonezköy’ün iki ülke arasındaki dostluk ve ilişkileri sonucu doğduğunu, kardeşlik ve barışın sembolü olduğunu belirterek, “İki gün sürecek sempozyum, sergi ve kültürel geziyle iki ülke arasındaki dostluk ve ilişkiler güçlenecektir” dedi.

 

Polonezköy Mezarlığı

Polonezkoy mezarlığı ya da Lehçedeki adıyla Adampol mezarlığı İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan Polonezköy'ün Polonya kökenli kurucularının ve bugünkü Polonyalı sakinlerinin ebedi dinlenme yeridir.

Polonezköy mezarlığı köy'ün girişinde etrafı çevrili, hafifçe aşağıya süzülen eğilimli bir alanda kurulmuştur. Etrafı yerel geleneğe göre taçtan duvarı üzerine işlemeli demirle çevrelenmiştir ve ortasında uzun bir çam ağacı bulunmaktadır. İsmen kimlere ilişik olunduğu halen bilinmese de, tahminen Fransız lazaryenleri tarafından defnedilmiş olan Adampol Mezarlığı köyün günümüze kalan yeridir. Adampol'un ilk kolonistlerinin mezarları mezarlık toprağına karışmış, sahibi bilinmeyen, küçük toprak tepecikleri halinde günümüze kadar gelmiştir. Üzerlerinde yazan "hürriyet için savaştı" yazılı haçlar, eskilikten çürümüştü. Ancak günümüzde duyarlı Polonyalı köy sakinleri tarafından bakımlı bir hale getirilmiştir.

Ludwika Sniadecka, Wladyslaw Jelenski, Antoni Wieruski gibi ünlü pek çok ferdin yanı sıra, bazıları tarafınca İmparator Franz Jozef'in oğlu olarak bilinen Adampol'un en esrarlı sakini Heinrich Albertall ya da "Büyük Prens Halicz Halicka" gibi giz dolu ve adları az duyulmuş kişiler fırtınalı yaşantılarından sonra ebedi huzuru Adampol Mezarlığı'nda bulmuşlardır.

Michal Czajkowski İstanbul'da 22 Şubat 1866 tarihinde ölen eşi Ludwika Sniadecka'yı buraya defnetti. Bu Adampol Mezarlığı'nda üzerinde yazılı bir kitabenin bulunduğu en eski mezardır. Sniadecka'nın mermerden lahdi üzerine Polonya Cumhuriyeti'nin (Polonya-Letonya-Rus) ve Sniadecki ile Czajkowski ailelerinin armaları işlenmiştir. Gömüt'ün üzerindeki ince sütun yarım kalmış bir ömrü sembolize etmektedir.

Sadece en önemlisi, burada üzerleri güzel ve bir ihtimal biraz arkaik bir Lehçe ile yazılmış mezar taşlarının altında yatan Polonyalılara, ulusal ayaklanmaların ve vatanlarının özgürlüğü için başka sancaklar altında meydana getirilen savaşların askerlerine ilişkin 270 gömüt bulunuyor olmasıdır. Adampol'deki en eski mezarlar, girişten itibaren, mezarlığın orta ve sol kısmında kümelenmişlerdir. Ayaklanmalarda ve Türkiye'de oluşturulan Polonya birliklerinde savaşmış Polonyalı subaylara ilişik birkaç ilginç gömüt, anıt mezar şeklinde, günümüze kadar gelmiştir. Mezar taşlarının hemen hepsi lehçe yazılmıştır.

Polonezköy Ulaşım

ANADOLU yakasından köye ulaşım için FATİH SULTAN MEHMET köprüsü yolu üzerinde köprüden önce son çıkış olan KAVACIK istikametine doğru dönünüz. Riva istikametine doğru giderken Polonezköy tabelalarını takip ederseniz köy merkezine kadar geleceksiniz.

AVRUPA yakasından köye ulaşım için FATİH SULTAN MEHMET köprüsünü geçtikten sonra ilk çıkış olan KAVACIK istikametine doğru dönünüz. Riva istikametine doğru giderken Polonezköy tabelalarını takip ederseniz köy merkezine kadar geleceksiniz.

Polonezköye otobüs kavacıktan sabahları tek sefer olarak düzenlenmektedir. Geri dönüş için aynı otobüs gün içerisinde tekrar tek sefer olmak üzere kavacığa geri gitmektedir.

 

Polonezköy Kahvaltı ve Güzel Bir Gün

Polonezköy kahvaltı mekanları'ndan biri olan klon jawor butik otel de hafta sonu güzel bir gün geçirebilirsiniz. Manzaralı bahçesi eşsiz doğa manzarası

ve konum olarak polonezköy'ün arka bahçesinde bulunun butik bir mekan'dır.

Kahvaltı fiyatları kişi başı 35 TL'dir. 

Çocuklarınız için bol bol enerji harcayacakları yemyeşil bir alanı bulunmaktadır. 

Aynı zamanda toplu kahvaltı organizasyonlarınız içinde çok uyugun bir mekan'dır. 

Kahvaltı yaptıktan sonra köy içerisinde bulunan anı evini gezebilir, Polonezköy meydanında bulunan küçük çarşısından hediyelik eşyalar bakabilirsiniz. 

4,5 KM yürüş parkuru olan polonezköy'de yediklerinizi kolayca yakabilir hatta köy meydanından bisiklet kiralayıp mini bisiklet safarisi yapabilirsiniz.

Klon Jawor Butik otel aynı zamanda siz değerli misafirlerine butik otel hizmetide vermektedir.

 

Polonezköy Kahvaltı

Polonezköy kahvaltı mekanı olarak bir çok mekan bulunmaktadır. Bunlardan öne çıkan mekanlardan biride Polonezköy Klon Jawor Butik Otel & garden'dir.

Özenle seçilmiş kahvaltı malzemelerinin yanı sıra ev yapımı sigara böreği ve kek'i meşhurdur. Temiz havası tablo gibi doğa manzarası bulunun tesiste aynı zamanda çocuklarınızla bol enerji harcayabileceğiniz yeşil düz alanları bulunmaktadır. Ayrıca hamak keyfi'de cabası. 

Çardaklarının hepsinde elektrik prizi bulunmaktadır.

Tesis 75. Yıl caddesinde bulunup polonezköy'ün sessiz bir bölgesindedir.

Köy meydanına araçla mesafesi ortalama 2 dakikadır.

 

 

Polonezköy Kır düğünü

Polonezköy'de kır düğünü yapabileceğiniz alternetif bir kaç mekan bulunmaktadır. Bunlardan ilki leonardo. Leonardo düğün alanında başarılı olduğu gibi

bir çok kır düğününede ev sahipliği yapmaktadır. Güzel peyzajı ve profesyonel kadrosu ile unutulmaz bir gün yaşamanızı sağlayacaklardır.

Organizasyon'u A'dan Z'ye Leonardo kendi bünyesinde yapmaktadır.

İkinci olarak Klon Jawor Butik Otel & Garden 2015'te ilk düğün faliyetini gerçekleştirmiştir. Sadece mekanı kiralayan bir sisteme sahiptir. Doğal bahçesi

100 - 150 kişi kapesitesi ve eşsiz bir manzaraya sahiptir.

Polonezköy kır düğünü konsepti tertemiz orman havası eşliğinde doğa'nın tam ortasında eşi benzeri olmayan bir gün geçirmenizi sağlamaktadır.

 

Polonezköy Kahvaltı Mekanları

Polonezköy kahvaltı için siz misafirlerimize eşsiz mekanlar ve lezzetler sunmaktadır. Doğa içerisinde bulunan bu eski polonya köyünün bahçeleri sizlere doğal ev reçelleri, ev börekleri özenle seçilmiş kahvaltı ürünleri sunmaktadır. Doğa'nın yeşilin her tonuna boyandığı polonezköy'de bol oksijen ve tarihin eşliğinde güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz. Dilerseniz konaklama imkanından yararlanıp, polonezköy'ün 4,5 km'lik yürüş parkurunda güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Köy'ün içerisinde Zosia Ryży adında olan Anı Evi'ni ziyaret edebilirsiniz. Burada polonezköy tarihi ile ilgili bir çok bilgi ve döküman bulabilirsiniz. Köy meydanında bulunan hediyelik eşya dükkanlarını geze bilir, Polonezköy Kültür Evin'in bahçesinde anı fotoğrafları çekebilirsiniz. Polonezköy tabiat parkı doğayı korumakla beraber doğada yaşayan bir çok canlıyada güvenli biryaşam alanı oluşturmaktadır. Beykoz bölgesinin tarihi köylerinden biri olmakla beraber Osmanlı devletinden gelen bir dostluğa ve Türkiye - Polonya ilişkileri adınada büyük bir öneme sahiptir. Polonezköy kahvaltı keyfi size doğa eşliğinde tarihin eşsiz bahçelerinde unutamayacağınız zamanlar geçirmenizi sağlayacaktır.

Polonezköy

Polonezköy eski tarihi, doğası, otelleri ve butik otelleri, kahvaltı mekanları, yemek yiyebileceğiniz et-mangal behçeleri, düğün mekanlarını, havuz keyfini yaşayabileceğiniz mekanlara sahip beykoz ilçesinin küçük bir köyüdür. Polonezköy'de kahvaltı mekanları arasında bir çok seçenek vardır. Bunlardan ilki Polina House Cafe'dir. Mekan çok keyifle dizayn edilmiş sizi oturmaya başladıktan sonra bir çok obje ile oyalaycak bir mekandır. kahvaltısı, et-mangal hizmetide bulunan mekanın en favorisi pastalarıdır. Siz ve ailenize çok güzel bir hafta sonu yaşama imkanı sağlayan mekana kesinlikle gitmenizi tavsiye ederiz.

İkinci olarak Klon Jawor Butik Otel kahvaltı ve et-mangal hizmetini ilkbahar'dan son Bahar'a kadar vermektedir. Mekan eşsiz doğa manzarasına çocuklarınız için bol bol koşturabilecek yeşil alanlara sahiptir.

Kahvatı menüsü zengin ve et-mangal konusunda etleri gerçekten kalitelidir.

Bir başka mekan olan Defne Konaklama'da Kahvaltı ağaçların altında salıncaklar eşliğinde ve çok lezzetli kahvaltı mönüsü ile siz değerli misafirlerimize güzel bir gün vaad etmektedir. Tavsiyemiz sigara böreğinin eşi benzeri olmamasıdır. 

Karchma Kriha polonezköy ana yolu üzerinde çok güzel peysaja sahip bir mekandır. Zengin kahvaltı mönüsü ve çok güzel döşenmiş bahçesi ile hizmet veren mekan Polonezköy'Ün iyilerindendir.

Polonezköy Leonardo yıllardır kahvaltı hizmetinin yanı sıra meşhur brunch hizmeti ile siz değerli polonezköy misafirlerini ağırlamaktadır. Mekan yaz ayları düğünleriyle bir çok kişiyi dünya evine sokmuştur. Havuz hizmetide veren mekan polonezköy'ün en iyilerindendir.,

Polonezköy otelleri ve Polonezköy Butik Otelleri her geçen gün yenilikleriyle siz değerli misafirlerimizin doğa içerisinde kuş sesleriyle uyanmanızı sağlayacak yaşam alanları sunmaktadır.

Polonezköy'ün ilk butik Otel'i olan Klon Jawor farklı oda konseptleri sunmaktadır. Mekanı http://www.klonjawor.com adresinden inceleyebilirsiniz.

Polonezköy'de Otel konseptinde bulunan bir başka mekan ise Polonezköy Club Adampol Otel'dir. 

Diğer Otel Mekan isimleri

Polonezköy Defne Konaklama

Polonezköy Alinda Otel

Polonezköy Kuşhan Otel

Polonezköy Rizi Pansiyon

Polonezköy Santa Roza

Polonezköy Country Club

 

Polonezköy Oteller

Polonezköy Oteller ve turizm bölgesi olma konusunda beykoz ilçesinin önemli bir köyüdür.

Burada Otel, konaklama, pansiyon, Butik otel adı altında bir çok tesis hizmet vermektedir. Bu tesisler konaklama hizmetinin yanı sıra bazıları yeme içme alanındada hizmet vermektedir. Sabah köy kahvaltısı, öğlen et-mangal ya da alacarte, havuz hizmeti, kır düğünü, şirket toplantısı, şirket yemekleri alanlarındanda hizmet veren mekanlar bulunmaktadır. 

Tabiat park olmakla beraber doğasını 1842 yılından beri koruyan polonezköy, tarihi yapısıylada dikkat çekmektdir.

Her yılın haziran ayı'nın ilk haftasında kiraz fesitivali düzenlenmektedir.

 

Önceki Olaylar ve Tarihsel Gelişmeler

XVI. yy.'ın başında Yagellon ve Stefan Batory (1533-1586) zamanları gerilerde kalmış, Polonya gerileme dönemine girmişti.

XVII. yy. sonunda. Kral III.Yan (Jan) Sobieski, (1629-1696) tahttan indirilmişti. Ülkede karışıklık hüküm sürüyordu. Kralın ölümünden sonra 1696 yılında Polonya'da Fransız prensi Konti ile Saski Prensi Frederik August arasında taht kavgası çıktı. Ordusuyla Polonya sınırını ilk önce geçen Saski Prensi Frederik August, Krakovv'u alarak, l!. August adıyla taç giydi.

XVIII. yy.'da Polonya'da III. August baştaydı. Ülke tamamen güçsüz düşmüştü, anarşi hüküm sürmekteydi. Bu sırada politika sahnesinde genç Stanislav August Poniatowski, (1732-1798) görünmeye, başladı. Kral III. August (1733-1763) tarafından Rus Çariçesi Elizabet'e elçi olarak gönderilen Poniatovvski, Çariçe Katerina'ya âşık oldu (sonraki adıyla, Çariçe II. Ka-terina).

1756 yılında sevgilisiyle Ömür boyu beraber olmanın çârelerini düşünen genç aşığın aklına, Katerina ile evlenebilmesinin, ancak kendisi kral olursa mümkün olabileceği geldi. Öyleyse polonyalılaronu kral olarak seçmeliydiler. Bir masal kahramanı gibi davranan Poniatovvski, sonunda sadece sevdiği kadına kavuşabilmek için, taç giyecekti.

II. Katerina başa geçtikten sonra 1762 yılında Kont Kayzerling'i, Ponia-tovvski'yi kral seçtirmek üzere büyükelçi olarak Polonya'ya yolladı. Böylece 7 Eylül 1764 yılında Poniatovvski kral seçildi. Ponîatovvski tipik bir demokrattı. Hükümetin, halkın görüşleri ile yönetilmesi gerektiğine inanıyordu. Ama Poniatovvski'ye karşı olan asiller, kraldan nefret etmekte ve çeşitli politik oyunlarla onu düşürmeye çalışmaktaydılar. Asillerin krala karşı olan bu tutumları ve sürekli olarak çevirdikleri entrikalar, ülkede iç karışıklıklara yol açıyordu. Polonya tamamen güçsüz ve her türlü politik oyuna açık duruma gelmişti.

Poniatovvski asilzade evinde büyümüş, iyi eğitim görmüş bir aristokrattı. Avrupanın en zeki kişileri arasında yer almasına rağmen, iyi bir politikacı değildi. Bu yüzden çok iyi hazırlanmış hükümet programını uygulama fırsatı bulamadı.

1795 yılında Rus yönetiminin emriyle son Polonya kralı askerlerin gözetiminde Polonya'yı terk etmek zorunda kaldı. 1798 yılında sürgün edildiği Pe-tersburg'da öldü. Sen Katerina kilisesinin mezarlığına gömüldü. 1938 yılı Temmuzunda Sovyetler Birliği Yönetimi, Kralın lahtini Polonya'ya teslim etti.

Lahit Bug nehri kıyısındaki, Brzesc şehri yakınındaki Poniatowski ailesinin özel mülkü olan Wolçin'deki kilise içinde gömüldü. Bu arazinin bulunduğu topraklar, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği sınırları içinde kaldı.

Bu süre içinde Avrupa Devletleri de aralarında anlaşamıyorlardı. Ama bütün bu anlaşmazlıklara rağmen Avusturya, Rusya ve Prusya, Polonya'yı aralarında paylaşma konusunda birleştiler.

1772 yılında üç büyük devlet, Polonya'nın parçalanması anlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşmaya göre; Güney Bölgesi (Galiçya) Avusturya'ya; orta ve kuzeyi Prusya'ya, Niemen ve Bug nehrinin doğu kısmı ise, Rusya'ya geçti.

XVIII. yy. başında Polonya, komşuları Rusya ve Prusya'dan daha zengin ve daha büyük bir savaş gücüne sahipti. Yüzyılın ikinci yarısında Orta-Doğu Avrupa'da yeni bir kuvvet dengesi doğdu. Buna göre Rusya ve Avusturya güç kazanıyor, Polonya ve Türkiye güç kaybına uğruyorlardı.

XVIII. yy. ortalarında Osmanlı Dvleti, parçalanmış olan Polonya'nın müttefiği durumundaydı. Ama ne yazık ki geçmişin bu iki kuvvetli ülkesi, artık çöküşlerini durduracak güçte değildiler.

Bu gelişmeler sebebiyle, XVIII. yy.'ın ikinci yarısında istanbul, polonyalı siyasî göçmenlerin sığınak yeri halinde gelmişti. Bu süre içinde Osmanlı Devleti, Kazimierz Pulavski (Savannah kahramanı) ve bir çok polonyalıya kucak açtı.

XVIII. yy. sonunda artık Polonya krallığı yoktu. Ama Osmanlı İmparatorluğu, Polonya'nın parçalanmasını hiç bir zaman tanımadı.

Hatta bu konuda gelmesi beklenen Leh Elçisi için, Bâb-ı Âli'de verilen her ziyafette, devamlı boş bir iskemlenin bulundurulduğu söylentisi çıkmıştı. Ayrıca istanbul'da Leh Elçiliğinin kendi mülkü olan Elçilik binası, Lehistan'ın parçalanmasından sonra Bâb-ı Âli'nin korunmasına alınmıştı. Bu da Leh egemenliğinin simgesi olan tek toprak parçasının Osmanlı hukukunca tanındığını gösteriyordu. Osmanlı imparatorluğu'nü n, Lehistan'ın parçalanmasını tanımaması, iki ülke arasında eski anlaşmazlıkların da giderilmesini sağladı.

Leh sokağındaki Elçilik binasının bulunduğu alan, sonradan, Fransız Büyükeçiliği ile italyan Başkonsolosluğu arasında paylaşıldı.

Düşmanları tarafından güçsüz düşürülen ve sürekli tehdit edilen iki ülke, aralarında yakınlık arıyorlardı. Ama doğrudan politik ve askeri işbirlikleri olmadı.

XIX. yy.'da, Avrupa'nın bir çok ülkesinde, diktatörlük, haksızlık ve gericilik

hüküm sürmekteydi. Türkiye ise, artık reform yolunda ilerlemeye başlamıştı.

Aynı zamanda çok sayıda polonyalı göçmen de, hükümet kademelerinde görev almaya başlamıştı. Polonyalı göçmenler, Türkiye'nin Avrupalılaşmasında ve liberalleşmesinde çaba sarfediyorlardı.

Prens Adam Jerzy Çartoriski (Adam Jerzy Czartoryski) (1770-1861) ('Taç giymeyen Polonya Kralı") Avrupa ülkeleriyle ilişkileri sayesinde, o zamanlarda yeni gelişen Türk diplomasisine çok faydalı oldu. Polonyalılar her zaman Türkiye'nin, bağımsızlığına kavuşmaları için yardımcı olacağı umudunu taşıdılar.

Tanzimat Devri'nde polonyalı siyasî göçmenler arasında Türkiye'ye büyük ölçüde bir akış görüldü. Osmanlı imparatorluğu ülkeyi modernleştirmek için sadece teknik alanda değil, askerî alanda da kalifiye elemana ihtiyaç duyuyor; batıyı örnek olarak alıyordu. Bu noktada Türkiye'nin gerekli eleman ihtiyacı ile Polonyalıların bağımsızlıklarını sağlama umutları, iki ülke arasındaki ilişkiyi canlı tutuyordu.

1831 yılındaki Kasım ayaklanması trajedisi, sadece Polonya'nın bağımsızlık umudunu yıkmakla kalmadı, aynı zamanda bir çok kişinin ölümüne, bir çoğunun da ölüm korkusuyla ülkeyi terk etmesine yol açtı. Çok sayıda polonyalı Fransa'ya kaçtı.

1833 yılı Şubatında Paris'te Türk Elçisi bulunan Namık Paşa ile Prens Adam Çartoriski arasında, Türk topraklarında bir Polonya Kolonisi kurulması konusundaki ilk görüşme yapıldı. Aynı yılın Nisan ayında Türk Elçisi konuyu bu kez General Dembinski ile görüştü. Hatta bir kaç bin potonyalının Osmanlı Ordusu'nu düzenlemek için Fransa'dan Türkiye'ye getirilmesi projesi gündeme getirildi. Prens Adam Çartoriski Divan Heyetinde yer alacak, bir grup polonyalı ise tarım kolonisi kuracaktı. Prens Adam Çartoriski bu projenin gerçekleşeceğine pek inanmıyordu, ama General Dembinskiden konuyu incelemesini istedi. Sonuçta Türk teklifi sadece proje olarak kaldı. Fransada bulunan göçmenler Türkiye'ye gelmedi. Sadece General Vojceh Hişanovski (Wojciech Chrzanovvski 1793-1861) ordu danışmanı olarak İstanbul'a geldi. (1836)

Rusya, 1831 yılında Polonya Savaşı'nı kazandıktan sonra Avrupada siyasî ağırlığı artmış Balkanlar ve Boğazlar hakkındaki eski emperyalist düşünceleri tekrar canlanmıştı.

1849 yılında Avrupa'da yeni Polonya göçmen dalgasının çoğalmasıyla Prens Adanı Çartoriski Osmanlı Hükümeti'ne, Osmanlı topraklarında askerî karakterde bir Polonya tarım kolonisi kurulmasını teklif etti. Osmanlı Hükümeti bu teklifi kabul etti ama, yerleşme alanı olarak Kıbrıs'ı gösterdi. Aynı zamanda askerlere Matta'ya gitmeleri de teklif edildi.

Teklifi az sayıda asker kabul etti. (Graboyski, General Vladislav Zamoys-ki, Bystonovski.)

Osmanlı yönetimi Kıbrıs'ın yerleşme alanı olarak gösterilmesine gerekçe olarak, ada toprağının verimli olmasını ve nüfus azlığını gösterdi. Türkiye koloni projesini kabul etmeye istekli gözüküyordu. Ama karar almayı a-çıkça geciktiriyordu: Rusya'dan çekiniyor Fransa ve ingiltere'nin muhtemel desteğini bekliyordu.

Diğer taraftan Prens Çartoriski polonyalı göçmenlerin Batı Avrupa'dan getirilmelerinde zorluklar görüyordu. Yerleşme alanı olarak Kıbrıs'ın seçilmesi, onu memnun etmedi. Kıbrıs'ın Avrupa'dan ve Polonya topraklarından çok uzakta olduğunu düşünüyordu. Sonraki siyasî olaylarda Rusya ve Avusturya'nın Polonya'ya karşı kesin düşmanca davranışları, bu projenin gerçekleştirilmesini engelledi.

Ülkelerinde gerçekleşmiyen devrimden kaçan macarlar ve Polonyalılar, Türkiye'ye Avrupa'nın Milliyetçilik anlayışını getirdiler. Bir çoğu islâm dinini kabul edip Türkiye'ye yerleşerek yeni fikirlerin gelişmesinde büyük rol oynadılar.

1849 yılında Rusya ve Avusturya, Macaristan'dan, Osmanlı Imparator-luğu'ndan kaçan macar ve Polonyalıların geri verilmesini istediler.

Osmanlı imparatorluğu bu ülkelerle savaş tehlikesini göze alamazdı. Güçlü iki devlet, sürekli olarak, kaçanların iade edilmesini istiyordu.

Kaçakların iade edilmemesi için islâm dini kabul etmeleri yolu, tek çare olarak kalıyordu, islâm kurallarına göre islâm dinini kabul edenler, asla iade edilemezdi.

Rusya'nın Osmanlı Devletin'den geri verilmesini istediği Polonyalıların arasında General Dembinski, Jozef Bem, VVysocki gibi yüksek rütbeli subaylar ve başka polonyalılar da bulunuyordu, istanbul'daki Rus temsilcisi Vlodimiej Titov, adı geçen kişilerin hemen tevkif edilmelerini ve Rus hükümetine teslim edilmelerini, Osmanlı Devletin'den resmen istedi. Teslim edilmemeleri halinde savaş tehdidinde bulundu, islâm kurallarına göre islâm dinini kabul edenlerin geri verilmesi söz konusu olmuyordu.

Böylece islâm dinini kabul ederek Osmanlı ordusunda görev alan polon-yalılardan General Jozef Zacharias Bem (1794-1850), 1839 yılı Ekiminde islâm dinini kabul ederek, Murat Paşa adını aldı.

Daha sonra çok sayıda subay ve er de, kumandanlarının etkisiyle müslüman oldular. Bunların arasında Osman Bey adını alan Albay Dionzi Zariski (Zionizy Zarzycki) de bulunuyordu.

Teklifi az sayıda asker kabul etti. (Graboyski, General Vladislav Zamoys-ki, Bystonovski.)

Osmanlı yönetimi Kıbrıs'ın yerleşme alanı olarak gösterilmesine gerekçe olarak, ada toprağının verimli olmasını ve nüfus azlığını gösterdi. Türkiye koloni projesini kabul etmeye istekli gözüküyordu. Ama karar almayı a-çıkça geciktiriyordu: Rusya'dan çekiniyor Fransa ve ingiltere'nin muhtemel desteğini bekliyordu.

Diğer taraftan Prens Çartoriski polonyalı göçmenlerin Batı Avrupa'dan getirilmelerinde zorluklar görüyordu. Yerleşme alanı olarak Kıbrıs'ın seçilmesi, onu memnun etmedi. Kıbrıs'ın Avrupa'dan ve Polonya topraklarından çok uzakta olduğunu düşünüyordu. Sonraki siyasî olaylarda Rusya ve Avusturya'nın Polonya'ya karşı kesin düşmanca davranışları, bu projenin gerçekleştirilmesini engelledi.

Ülkelerinde gerçekleşmiyen devrimden kaçan macarlar ve Polonyalılar, Türkiye'ye Avrupa'nın Milliyetçilik anlayışını getirdiler. Bir çoğu islâm dinini kabul edip Türkiye'ye yerleşerek yeni fikirlerin gelişmesinde büyük rol oynadılar.

1849 yılında Rusya ve Avusturya, Macaristan'dan, Osmanlı Imparator-luğu'ndan kaçan macar ve Polonyalıların geri verilmesini istediler.

Osmanlı imparatorluğu bu ülkelerle savaş tehlikesini göze alamazdı. Güçlü iki devlet, sürekli olarak, kaçanların iade edilmesini istiyordu.

Kaçakların iade edilmemesi için islâm dini kabul etmeleri yolu, tek çare olarak kalıyordu, islâm kurallarına göre islâm dinini kabul edenler, asla iade edilemezdi.

Rusya'nın Osmanlı Devletin'den geri verilmesini istediği Polonyalıların arasında General Dembinski, Jozef Bem, VVysocki gibi yüksek rütbeli subaylar ve başka polonyalılar da bulunuyordu, istanbul'daki Rus temsilcisi Vlodimiej Titov, adı geçen kişilerin hemen tevkif edilmelerini ve Rus hükümetine teslim edilmelerini, Osmanlı Devletin'den resmen istedi. Teslim edilmemeleri halinde savaş tehdidinde bulundu, islâm kurallarına göre islâm dinini kabul edenlerin geri verilmesi söz konusu olmuyordu.

Böylece islâm dinini kabul ederek Osmanlı ordusunda görev alan polon-yalılardan General Jozef Zacharias Bem (1794-1850), 1839 yılı Ekiminde islâm dinini kabul ederek, Murat Paşa adını aldı.

Daha sonra çok sayıda subay ve er de, kumandanlarının etkisiyle müslüman oldular. Bunların arasında Osman Bey adını alan Albay Dionzi Zariski (Zionizy Zarzycki) de bulunuyordu.

cemiyet üyesi ve Vladislav Ludvvik Plater, Başkan Yardımcısı olarak, 30 Ağustos 1867 tarihinde, aralarında ortak çalışma anlaşmasını imzaladılar.

Polonya'nın çöküşünün nedeni, topraklarının bir kısmının üç yabancı devlet tarafından paylaşıl maşıydı. Rusya tarafından ele geçirilmiş topraklardaki polonyalılara Çar*ın tebaası gibi davranılıyor ve askere alınıyordu, ülkelerinden uzaklara gönderilip, yakınlarından yıllarca ayrılıyorlardı.

XIX. yy. başında, özellikle 1831 yılından sonra, Rus Devleti, topraklarını Kafkasya'ya kadar genişletmek istedi. Çok sayıda polonyalı bu savaşa katıldı ve sayısız şehit verdi.

Kafkasya'da Karadeniz kıyısında oturan isyancı çerkez milletleri ile Rus Ordusu arasında devamlı savaş sürüyordu. O zamanki Rus politikası, Kafkasya'yı silâh gücü ile egemenliği altına alma yolundaydı.

Yerli halka acımasızca zulüm uygulandı, askerî birlikler, zorla haraç kestiler, arazi ve evlere el koydular. Kafkasya'da o zaman binlerce polonyalı vardı. Bunların içinde, büyük ölçüde 1831 savaşından sonra Rus Ordusu'na alınan polonyalı askerler bulunmakta idi. Bundan başka her yıl Polonya-Lit-vanyası'ndan ayrıca kurra ile yüzlerce mahkum, askere alınarak Kafkasya'ya geliyordu.

1831-1857 yılları arasında Kafkasya'da rus işgali altındaki topraklardan gelen 300 bin polonyalı birikti.

Kafkasya'daki ordu hizmetinde bulunan bu polonyalılara ruslar, haydut veya anarşist muamelesi yaparak çok sert davranıyorlardı. Rus üstleri, polonyalı askerleri vahşîce dövüyor, aşağılıyor, intihar edecek veya cinnet getirecek noktaya getiriyorlardı. Karşı gelen olursa, olay askerî mahkemede trajik bir şekilde sonuçlanıyordu.

Kafkasya'daki polonyalılar için "ırkçı propaganda"nın etkisiyle diğer ülke askerleriyle birlikte yaşamak, çok zor ve tatsız bir hale gelmişti. Ülke özleminden başka, ulusların bağımsızlığı idealini paylaştıkları ve kendilerine sempati duydukları dağ gerillalarına karşı savaşmak zorunda olmaları da hiç hoşlarına gitmiyordu. Bu nedenle, Polonya Ordusu'ndan Rus Ordusu'na alınan bu askerlerin bir çoğu, dağlara, Türkiye'ye ve İran'a kaçtılar. Asker kaçakları yakalanırlarsa, Rus Askerî Makemesi'nin insanlık dışı cezalarından biri olan, silâh arkadaşları önünde sopa ile dövülme cezasına çarptırılıyorlardı.

Cesur dağlı kabileler, bağımsızlık ve özgürlüklerini elde etmek için kazakların saldırılarına küçük birliklerle baskınlar düzenleyerek cevap veriyorlardı. 1839-1840 kışında çerkezler Mısır'ın ve ingiltere'nin yardımı ile gerçekleştirdikleri ayaklanma hareketi ile, bütün Karadeniz kıyısına hakim oldular. Daha sonra kıyı gerisi hattını kuvvetlendirmek için genel bir saldırı hazırladılar. Rus Ordusu, çerkez ayaklanmasını ancak sonbahardan sonra bastırabildi.

Polonyalı askerlerin bir çoğu, kendileriyle benzer durumda gördükleri Çerkezlere karşı savaşmak istemediler. Ayrıca savaş kargaşalığının kaçma şanslarını arttıracağını düşündüler. Ama daha önce söylendiği gibi asker kaçakları için askerî mahkemece ölüm cezasıyla cezalandırılma tehlikesi vardı. Ayrıca kaçamayıp kalanları ise daha iyi bir gelecek beklemiyordu. Çerkezlerle dil anlaşmazlığı yüzünden trajik olaylar da meydana geliyordu. Çerkezler, teslim olan askerlerin polonyalı olduğunu bilmeden esir muamelesi yapıyorlar ve köle olarak türk pazarlarında satıyorlardı.

Üç işgalci devlet hükümetleri, 1831 yılındaki Büyük Polonya Ayaklanmasının bastırılmasından sonra, Polonya aleyhindeki politik çalışmalarını arttırdılar. Özellikle Polonyalıların bağımsızlık isteklerini köreltme yolunda ayaklanma üyelerinin yakalanması için düzenlenen operasyonlarda, ortak polis metodları ve işbirliği uygulandılar. Yeni baskı ve yakalama yöntemleri geliştirdiler. Gerçek dışı haberlerin yayılmasını sağlıyorlar, sonra bu haber doğrultusunda hareket edenleri yakalıyorlardı. Bunlardan bir tanesi, Varşova basınından halka duyurulan, Galiçya üzerinden Fransa ve Amerika'ya göç etme imkânının bulunacağı haberiydi. Bu habere inanıp Galiç-ya'ya gidenler, rus yetkilileri tarafından siyasî suçlu olarak yakalanıyorlardı.

XIX. yüzyılda Avrupa haritasında Polonya Devleti yoktu.

Köle olarak satılan polonyalılar, vatandaşlarını kölelikten kurtarabilecek bir büyükelçiliğin olmaması nedeniyle Osmanlı Devleti'nin dört bir köşesine dağılmışlardı.

O zaman Fransa'da yerleşmiş olan Prens Adam Çartoriski, istanbul'da kendi olanakları ile bir Polonya Temsilciliği kurdu. Bunun ilk yöneticisi, Mihal Çaykovski idi. (1804-1886) Temsilciliğin kurulmasından hemen sonra bir grup göçmen, istanbul'a geldi. Prens Çartoriski çerkezlerin, iranlıların ve türklerin elinde köle olan polonyalı askerlerin satın alınmasıyla işe başladı. Zorla Rus ordusuna alınıp ordudan kaçan ve yolunu şaşıran asker kaçağı Polonyalıları topladı. Prens Çartoriski Osmanlı Devleti'ni kendine hareket noktası seçerken, politik amacının gizli tutulması gerektiğini, aksi halde temsilciliğin Rusya taraf ından devamlı saldırıya uğrayacağını ve sonunda kapanmak zorunda kalacağını biliyordu. Bu nedenle temsilciliğin sadece istanbul'da bulunan Polonyalıları korumak amacıyla kurulduğu duyuruldu. Çartoriskinin asıl amacı ise, Polonya'nın eski sınırına yakın olan Osmanlı Devleti'nden, Polonya'ya ilerde mümkün olabilecek bir bağımsızlık hareketi için gerekli yardımın yapılabileceği düşüncesiydi.

Prens Çartoriski'nin çevresindeki polonyalı göçmenlerle türkler arasında arkadaşlık ilişkileri yaygın idi. Polonyalılar arasında Türkiye hakkındaki olumlu havanın yayılmasında, söylentiler de geçerli oluyordu.

Bunlardan en tanınmış olanı, Ukraynalı bir köylü olan Vernihor'un kehaneti idi. Buna göre "eğer bir Türk atına Vistül'den su içirirse, Polonya özgürlüğüne kavuşacaktı".

Osmanlı Devleti'nin Polonya'nın paylaşılmasını resmen tanımaması, Polonya Elçisine ait olan yerin resmî toplantılarda boş bırakılması ve eski elçilik binasına ait Pera'daki alanın Sultan taratından himaye edilmesi, polonyalı-lann, türklere yakınlık duymaları için yeterli sebepleri teşkil ediyordu.

1872 yılında istanbul'da bulunan polonyalı ünlü ressam Yan Mateyko (Jan Matejko), daha sonra yayınladığı seyahat anılarında, istanbul'da Pe-ra'da Leh Sokağı adlı bir sokağın varlığından bahseder. Birkaç yıl sonra, 1886 yılının Ekim ortalarından Kasım'a kadar istanbul'da bulunan polonyalı yazar Henrik Sienkieviçte, yine anılarında, Pera'daki "Rue de Pologne" yani Leh Sokağı'ndan söz eder.

Polonya-Türk dostluğunun bir sembolü olan bu sokağa günümüzde eski adının verilmesi, kuşkusuz anlamlı ve yerinde bir jest olacaktır.

Kafkasya'da Stavropol'de büyük bir polonyalı grubu vardı. Bunlar Çarlık Rusyasından beri Katkas topraklarına zorla yerleştirilen Polonyalılardı. Bunların arasında 1831 Polonya Ayaklamasından sonra Rus ordusuna katılmaya zorlanan binlerce askerden başka eski kuşak mahkûmlarda bulunuyordu.

Tiflis Fransız Konsolosu, 1840 yılında Kafkas Ordusu'ndaki 160 bin askerden 25-30 binin polonyalı olduğunu kaydeder.

Kalkas 7 batalyanunun tamamı, gizli örgüt kurmaktan hükümlü Şimon Konarski ve Örgüt elemanları ile daha önce Kiev Üniversitesi ve Wilno Tıp Akademisi'nde çalışmış kişilerden meydana geliyordu. Katkas ordusunda ayrıca 1853-1856 Kırım Savaşı'nda zorla askere alınan polonyalılar da bulunuyordu. Bunlardan bir çoğu sonradan Osmanlı Devleti'ne kaçmış veya çerkezler tarafından esir alınarak, köle olarak Osmanlıya satılmıştı.

Polonezköy'ün Kuruluşu

1842 yılı Ocak ayında Prens Çartoriski, Paris'ten yazdığı mektupta, Lazarist rahiplerine İstanbul yakınlarındaki arazilerinde bir Polonya Kolonisi kurulmasını teklif ediyordu. Lazarist rahipleri teklifi kabul edince, 3 Mart'ta temsilci Çaykovski ile anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre Prens Çartoriski, Lazarist rahiplerine ait olan toprakların bir kısmını sonsuza kadar kiralıyordu. Bu anlaşma Osmanlı topraklarındaki Polonya tarım kolonisinin başlangıcını teşkil ediyordu.

Lazaristler bu toprakları, İstanbul'daki Fransız Büyükelçiliği'nin bankerlerinden olan Glavani'nin karısı Rause Glavani'den hediye olarak almışlardı.

19 Mart 1842'de koloniye dini bir törenle "Adampol" adı verildi. Bu ad, kurucusu Adam Çartoriskinin adıyla Polonya'nın ilk hecesinin birleştirilmesinden oluşmuştu.

Türkler, Polonyalıların yerleştiği bu köşeye, Adamköy, Polonez karyesi ve son olarak, Polonezköy adını verdiler.

Polonyalıların yerleşmesinin kararlaştırıldığı bu topraklar, bir zamanlar istanbul'a gelen çingenelerin konakladığı, Alemdağı'nm eteklerinde "büyülü çingene topraklarfdiye andan yerde bulunuyordu. Arazi, vahşi çalı ve dikenlerle kaplı, verimsiz ve kuru bir toprak parçası görünümündeydi. Yerleşilmesini elverişli kılan, ormana yakın olması ve ortasından da bir un değirmenini çalıştırabilecek iki dağ deresinin geçmesiydi. Arazinin Saint Öincent d'Asie adı verilen kısmı ise, bakımlıydı. Burada Lazaristler oturuyor, çok sayıda küçük ve büyük baş hayvan, kümes hayvanları, ev kuşları besliyorlardı. Elverişli iklim sayesinde, bağ ve bahçecilik işleri yapıyorlardı.

Kolonide başlangıçta, Prens Çartoriskî tarafından kölelikten kurtarılan Rus Ordusu ve 1848 Macar Ayaklanması kaçağı askerler ve subaylar yerleştiler.

Verimsiz ve işlenmemiş topraklan çıplak elleriyle çalışarak, tarım yapılacak hale getirmek, kolonistler için kolay olmadı. Bütün bu zorluklara rağmen Polonyalı kolonistler kendilerine kucak açtığı için, Türkler'e minnettardılar.

Koloni başkanlığına, Emanuel Drohoyovski'nin (Emanuel Drohojovvskİ) ayrılmasıyla, istanbul temsilciliği yöneticisi Çaykovski tarafından, aynı zamanda din işlerine bakan Papaz Sadovski atandı.

Ondan sonraki koloni yöneticisi, Vinceti Ravski (VVincenty Rawsky) idi.Koloni yöneticisi önceleri lazarist rahiplerinin mülkü olan binada kalıyordu. Daha sonra Çaykovski, ayrı bir yöneticilik binası inşa edilmesine karar verdi. Fakat bu düşüncesini hemen gerçekleştiremedi, tarım alanı olarak seçilen arazinin kullanılabilecek hale getirilmesi için gece gündüz uğraşan, ayrıca kendi evlerini inşa etmeye çalışan kolonistlerin, hemen hiç boş vakitleri yoktu. Ayrıca inşaat için yeterli paranın da sağlanamaması, inşaatın temel safhasından ileri gidememesine sebep oldu.

Uzun bir süre sonra, ancak 1846 yılı Haziran'ında, inşaat tamamlanabildi ve "Polonya Evi" adı verildi. Mihal Çaykovski, polonyalı kolonistlerin bir ölçüde vatan hasretini giderceği ve aynı zamanda türklere Polonya kültürünü tanıtacağı düşüncesiyle, Prenses Çartoriski'den, ev için mobilya ve Polonya konulu tablolar sağlamasını rica etti.

Çaykovski Kont Vladislav Zamoyski'nin eşinden de, fransızca ve lehçe kitaplardan oluşan bir kütüphane kurmasını istedi. Oldukça pahalıya mal olan yöneticilik binası, iki yıl gibi kısa bir süre sonra, bakımsızlık nedeniyle onarım gerektirecekti.

1842-1848 yılları arasındaki Adampol'de, durum şöyleydi: 1842 yılında Lazarist rahiplerinden kiralanan toprakfarda koloni kurulmasından sonra, buraya isteyenler için rahiplerin çiftliği, ilk sınanma ve eğitilme yeri haline gelmişti. Aynı yılda 6 polonyalıyla katolikliği kabul eden bir sırp, davranışları ve çalışmalarıyla yararlı olacaklarını kanıtlayarak, arazinin, fransızlarm "Sen Anton", Polonyalıların Adampol dediği kısmına yerleştirildiler. Bu kısım, işlenmemiş 500 hertarlık toprağın, vahşi çalı ve dikenler kaplı bir bölümüydü.

Lazarist rahipleri, başlangıçta Prens Adam Çartoriski ile birlikte koloninin kurulması için bazı masraflara katıldılar. Bir kişinin Fransa'dan getirilmesi, aşağıdaki, aşağf-yukarı 800 piastr olarak hesaplanıyordu. Bu miktarın içinde, getirilen kişiye gerekli olacak tarım âletleri, hayvan ve tohum masrafları da bulunuyordu.

Osmanlı pazarlarından, satın alınıp kölelikten kurtarılan polonyalılar İse, daha ucuza maloluyordu. Kolonistler tarafından işlenecek olan arazi parçasının lazaristlerin topraklarından tamamen ayrılması kararlaştırılmıştı. Ama kolonistlerin sayıları, ne de sonraki anlaşmalarda sınırlandığı için, Bâb-ı Âli Hükümeti tarafından şüphe uyandırmadan ve işgalci devletler tarafından farkedilip sınır dışı edilme tehlikesi olmadan, koloniye çok sayıda asker kaçağı kabul etmek mümkün oluyordu. Koloni, Polonyalıların düşmanlarına karşı, güvenliklerini garanti eden bir nitelik taşıyordu.

Prens Adam Çartoriski tarafından lazarist rahiplerine verilen paranın geliri, özellikle çok sayıda Asya'da bulunan Polonya halk gruplarına yardım amacına dönük bir sermaye olarak görülüyordu.

20 Haziran 1842'de kolonide kanunlaşan Yönetmelik'in 19. maddesinden üçü, koloni içinde güvenliği, dinî ve ahlâkı davranışları denetlemeye yönelikti. Bunlara göre kolonide yerleşmek isteyenlerin mutlaka katolik po-lonyalı veya slav olmaları, ayrıca tavsiye mektubuna sahip bulunmaları gerekiyordu. Çartoriski taralından kendilerine toprak alınan polonyalılar, en kısa sürede evlerini inşa etmek için, sadece kendi güçlerine güvenmek zorundaydılar.

Koloninin varlığının başlangıcında, 12 kişi, 5 çiftliğe paylaştırılmış durumdaydı. Bunların çoğu Varşova, Kaliş, Zamose, Plock, Kamienice Podolski gibi, Polonya topraklarından gelip, Rus ordusuna zorla alınan ve oradan kaçan askerlerdi, işte böylece, çeşitli ama benzer yollardan gelip Adampol'da buluşan bu 12 kişi, Boğazın Asya kıyısındaki Polonya köyünün ilk kurucuları oldular.

Koloninin kurucularından kısa bir süre sonra Mihal Çaykovski, kendi insi-yatifini kullanarak, köyün, fransız rahiplerinden bağımsız olmasını sağladı. Osmanlı topraklarındaki Polonya kolonisi, parçalanmış Polonya Devleti ve Polonya sınırları dışında kurulan, ilk köydü. Kolonide bulunan polonyalılar, koloninin ve dolayısıyla kendilerinin, Fransız Hükümeti'nin koruma ve gözetimi altında olduklarını çok iyi biliyorlardı. Kendilerine osmanlı toprakları sınırları içinde serbestçe hareket imkânı ve toplumda iyi bir statü sağlayan, özel bir belge verildi. Bunun yanı sıra, koloni içinde durum, maalesef, pek de iç açıcı değildi.

Zaman-zaman koloniye gelen, güç şartlardaki yaşam koşullarında ruh sağlığını yitirmiş asker kaçakları, koloni içinde huzursuzluğa sebep oluyorlardı. Ayrıca lazarist rahipleriyle, koloni yönetimi arasındaki diyalog yetersi-liği de, kolonistlere çeşitli zorluklar çıkarıyor, sorunların çözülmesini uzatıyor ya da güçleştiriyordu. Lazarist çiftliğinde çalışan işçi ve kolonistler, az yemek verildiğinden ve işin ağırlığından şikâyet ediyorlardı, sadece yemek için değil, yemek tabağı için bile birbirleriyle kavga ettikleri zamanlar oluyordu.

Vahşi dikenli arazide çıplak ayaklarla, paralanmış elbiselerle çalışıyorlardı. Olumsuz ve yetersiz şartlar, sonunda, her iki taraf için güvensizlik ve sıkıntıya sebep oluyordu.

Lazarist rahipler, Polonyalıların kendilerine mutlak itaat etmelerini istiyorlar, bu da kolonistlerin hoşuna gitmiyor, anlaşmazlıklar ve sürtüşmeler Duyuyordu.

Kolonistlerin kendi evlerini inşa etmeye başlamalarıyla, anlaşmazlıklar yatışmaya başladı. Başlangıçta toprağın altına ev yapılması fikri düşünüldüyse de, ilk koloni başkanı Emanuel Drohoyovski bu fikirden vaz geçti ve taştan evlerin yapımına başladı.

1842 yılı Eylül'ünde, bütün olumsuz şartlara rağmen AdampoPa yeni ko-lonistler gelmeye başladı. Bazıları ise koloniyi terketti.

1843 yılı Ocak ayında Adampol'de 19 polonyalı vardı. Bunlardan 17'si, tüm haklara sahiptiler, iki tanesi ise lazarist çiftliğinde deneme safhasında çalışıyorlardı. Toprağın vahşi çalı ve dikenlerden temizlenmesi ve evlerin yapılmasından sonra, koloni bir köy görünümü almaya başladı.

Kolonistler peynir ve tereyağ üretimine başladılar, küçük bir sebze bahçesi yaptılar. Ürünlerinin büyük bir kısmını kendileri tükettiler, geri kalanını İse Boğaz'da ve istanbul'da pazarladılar.

1845 yılı Şubat ayında Paris'te, Polonya kolonisinin yok olmasından endişe duyuldu. Çünkü lazarist rahipleri topraklarını "Miller" adlı bir kişiye kiralamışlardı. Miller lazaristlerin topraklarında bulunan Polonya kolonisinin gereksinimlerini hafife alıyordu. Çaykovski, Adampol'e art toprakların, Çarto-riski ailesine veraset yoluyla geçmek üzere 4500 Fransız Frangına satın almayı, lazarist rahiplerine teklif etti.

Lazarist rahipleri, Prens Çartoriski'nin politik durumunun değişmesiyle, koloninin kaybolacağını öne sürerek, teklifi kabul etmediler.

Başlangıçta kolonistler kendilerine gösterilen her tür ağır işte çalıştılar. Mukavelelerinin Paris'te mi, istanbul'da mı, yapıldığıyla ilgilenmek, akıllarına gelmedi. Hangi haklara sahip olduklarını bile ayrıntılarıyla bilmiyorlardı. Daha sonra durumları biraz düzelince, koloni topraklarındaki haklarını bilmek istediler. Aynı zamanda toprağın kişiler arasında geçit olarak paylaştırımasını istediler.

Polonezköy'ün Gelişmesi

1855 yılı 11 Eylülünde potonyalı şair Adam Mickieviç-Prens Adam Çarto-riski'nin ricasıyla, aralarında yıllardır anlaşmazlık ve rekabet süren iki komutan, Mihal Çaykovski ve General Vladislav Zomyski'yi uzlaştırmak için Paris'ten istanbul'a hareket etti. Mickieviç'in, Fransa'nın Marsilya Limam'ndan istanbul'a deniz yolu ile seyahati on gün sürdü. 16 Eylül'de Mickieviç'in içinde bulunduğu "Tabor" adlı gemi, izmir Limam'na yanaştı. Mickieviç, izmir yakınlarındaki Kapucin rahiplerinin küçük mezarlığındaki Varşova Prenslik (Ksiestvvo Warszawkie) ordusu Generali Mihal Ludvik Pac'in mezarını ziyaret etti.

Orzechovskiye göre Türkiye Polonya'ya, dış politikada kendisine zorluk çıkarmayacak bir şekilde, pasif yardım yolunu tercih ediyordu. Bu tercih Or-zevchovskiye de, Polonya Ordusu için gerekli olan askeri düzenlemeyi yapabilmesi için tamamen rahat bir ortam sağlıyordu. Orzechovski, "L'Histoire de L'Empire Ottoman" adlı kitabını Paris'te bastırdı.

1863 yılı Ocak ayında Türkiye'ye, Polonya'daki Ocak Ayaklanmasından kaçan genç ve öğrenim görmüş kişilerden oluşan yeni bir göçmen dalgası geldi. Osmanlı Hükümeti, Adampol'e yerleşen bu gruptan kişilere çeşitli resmî görevler teklif etti. Bu kişiler arasında Varşova-Viyana demiryolu hattı yapımında çalışan mühendis ve teknik elemanlar bulunuyordu. Kendilerine Balkanlardaki ilk tren yolu yapımında görev verildi. Bunlar Asya'da ilk karayolunu ve köprüsünü inşa ettiler.

Adampol hızla gelişiyordu. 1863 yılında kolonide yüz polonyalı aile bulunmaktaydı. Bunlar ikinci kuşak, Polonya asıllı, türk vatandaşlarıydı.

Adampol'un geleceğini garanti altına alan gelişme, lazaristlerte yapılan anlaşmanın bir paragrafı ile sağlandı. Bu belgede, Adam Çartoriski'nin ve mirasçılarının, ebedî kiracılar olduğu belirtiliyordu. Böylece, koloninin gelecekteki varlığı garanti altına alınmış oluyordu. Kolonistlerin her birine de ebedî kiracılık belgesi verilmesi düşünüldü. Kolontstler daha önceki anlaşmada öngörülen yılda 6 gün ücretsiz mecburi çalışmayı sürdürdüler. Artık lazaristler için değil, Adampol için çalışacaklardı. Ama arazinin hukuki sahibi hâlâ lazaristlerdi. Hak sahibi kiracı ise, Prens Çartoriski ve mirasçıları idi.

Koloni yönetimi, yeni gelenlere iş verme ve ev yapmalarına yardımcı olmakla yükümlüydü, istanbul Polonya Temsilciliği'nde Mihal Çaykovski, Adampol topraklarının lazaristlerden satın alınması konusunda Prens Çar-toriski'ye baskı yapıyordu.

Mihal Çaykovski, Osmanlı tarafıyla konuşlalarında, koloninin Prens Çartoriski'nin malı olarak Osmanlı himayesinde kalması isteğini belirtiyor. Buna karşılık Osmanlı Hükümeti koloninin geleekteki gelişimi için her türlü yardımı yapacağı garantisini verdi. Prens Çartoriski ise Adampol topraklarını satın almaktan çekiniyordu. Çünkü toprakları satın almasıyla, koloninin politika yapısı değişecek, fransız koruması kalkacak ve dolayısıyla koto-ni, Rusya ve Avusturya'nın saldırılarına açık hale gelecekti. Bu nedenle Prens Çartoriski, Mihal Çaykovski ve Koscielski'nin koloniyi lazaristlerden ve dolayısıyla Fransa himayesinden koparma girişimlerini desteklemedi.

1848 yılındaki Macar Ayaklaması'ndan sonra Vidin ve Şumnu esir kamplarından birçok yeni göçmen, belli bir süre için siyasi hayattan uzakta bir sığınak arayan insanlar koloniye geldiler. Adampol'de kendilerini güvenlikte hissettiler. Bunlar arasında General Jozef Bern'im yaveri Binbaşı Francişek Michalovski, subaylar: Korsak, VVieruski ve asteğmen Adolf Biskupski bulunmaktaydı. Bir kısmı koloniyi kısa bir süre sonra terkettiler. Bir kısmı ise yerleşerek, bugüne kadar devam eden aileleri meydana getirdiler. Biskups-ki'ler, Drozdovski'ler gibi.

Macar Savaşı'ndan sonra gelen göçmen dalgası, ekonomik hayatta yeni bîr düzenleme gerektirdi. Sadece tarımın değil, zenaatçiliğin de geliştirilmesi gereği ortaya çıktı. Kolonide özellikle eksikliği hissedilen demirhane kurularak, gerekli âletlerle donatıldı.

1848 yılından sonra gelenlerin büyük bir kısmı, paradan çok, inşaat malzemesine ihtiyaç duydular. Sultanın ormanından faydalanabilmek için, izin almaya çalıştılar. Değişik politik görüşlere sahip olan yeni göçmenlerin gelişi, kolonitsler arasında anlaşmazlığa yol açtı. Çiftlik sınırlarındaki hayvan otlatımı sırasında sık-sık sınır tartışmaları meydana geliyordu.

Kolonide hırsızlık olaylarında yakalananlar, sorgusuz koloniden ihraç ediliyorlardı. Koloni içindeki gergin durumlarda, duruma hakim olacak resmî bir kuvvet gücüne ihtiyaç duyuluyordu. Koloni içinde böyle bir görevi kimse üstlenmek istemeyince, Koscielski, Osmanlı Hükümeti'ne, jandarmanın getirilmesini teklif etti. Ama Adampol'un iç sorunlarını kendi içinde çözülmesine taraftar olan Çartoriski, bu görüşe karşı çıktı.

Koloni içinde yeni bir olgu olarak, Amerika'ya göç propagandası yapan kişilerin koloniden ihracı yoluna gidildi. Doğal olarak böyle bir propaganda, Prens Adam Çartoriski'nin koloninin geliştirilmesi politikasına ters düşüyordu.

Adam Çartoriski, Polonya'daki özel kişi ve derneklerden, asilzadelerden sağladığı para yardımlarıyla Adampol'un ayakta kalması için çalışıyordu. Mihal Çaykovski (Prens Çartoriski'nin o zamanki istanbul temsilcisi) ise, İstanbullular arasında, Adampol'un harika bir av yeri olduğu reklâmını yapmaya çalışıyordu. Böylelikle çok sayıda meraklı Adampol'e gelmeye başladı. Köyün, istanbul'a yakın olması ve Avrupa karakteri taşıması, ilgi çekmesinin başlıca nedenleri arasındaydı. Bu ziyaretçiler arasında önemli kişiler de bulunuyordu.

1847 yılında, istanbul'a konser vermek için beraberinde fransız ve ingilizlerden oluşan orkestrasıyla gelen Frans Liszt ve arkadaşları, koloninin güzelliğine ve harika manzarasına hayran kalarak, Kont Vladislav Zamoys-ki'nin anı defterine, bu güzelliği, hiçbir zaman unutmayacaklarını yazdılar.

1850 yılı sonlarında tanınmış fransız yazarı Gustav Flaubert, Mısır dönüşü, istanbul'dan Fransa'ya geçerken Adampol'e uğradı. Bu ziyaretin anılarının izlerine, yazarın "Madam Bovary" adlı romanında rastlamak mümkündür.

Drozdovskinin koloni yöneticiliği sırasında, Polonya göçmenleri arasında ülkelerinin bağımsızlığına kavuşarak yeniden kurulması umudu tekrar canlandı.

Bu sırada Batı ülkeleri ve Rusya Kırım Savaşı'na hazırlanıyorlardı. Kendilerine asker sağlamayı ve aynı zamanda Rusya'ya karşı politik bir koz olarak kullanmayı düşünen Batılı ülkeler, Polonya konusuna dikkatlerini çevirdiler.

Prens Çartoriski Kırım Savaşı vesilesi ile Polonya konusunu tekrar öne çıkarmaya çalışdı. Sonunda Batılı Ülkeler hükümetleri, Çartoriski'ye Polonya konusunun uluslararası bir toplantıda ele alınacağı vaadinde bulundular. Ama sözlerinde durmadılar. Kırım Savaşı'ndan sonra Sadık Paşa ve Kont Vladislav Zamoyski'nin grubundan 58 asker, Adampol'e yerleşti. 18 Şubat 1866 ve 1867 yılındaki kanunla yabancılara toprak alma ve yerleşme hakkı verildi.

Adampol'de zamanla siyasal zeminde kavgalar da başladı. Prens Çartoriski taraftarı muhafazakârlar ve demokratlar olmak üzere, iki grup ortaya çıkmıştı. Çartoriski, Adampol'de yeni kabul edilen Türk Hukuk Sistemi örneğine göre, bir meclis kurulmasını düşündü.

Daha önceleri haklarını savunmakta pasif olan kolonistler, aktif hale geliyorlardı. Kolonice düşüncelerini zorla kabul ettirmeye çalışan her yönetime karşı tepki gösteriliyordu. Çalıştıkları toprakların tapusunu alarak sahipliklerin belgelemek, kolonistler için en büyük problem olmuştu. Prens, toprakların tümünü çok para tutması nedeniyle satın almak istemedi. Toprakların kiralanmasını teklif etti. Anlaşmazlık büyüyüp kavga boyutlarına varınca, Osmanlı Hükümeti'nden anlaşmazlığı çözmesi için 5 jandarma gönderilmesi istendi. Bu kadar, Drozdovski aleyhtarlarının, onun temsilciliğinin olumsuz ve yetersiz olduğu görüşünü kuvvetlendirdi. Prens'e ulaştırılan şikâyetler fazlalaştı. Prens, bu durumdan hiç hoşnut değildi. Koloni içindeki anlaşmazlığın bu derece büyüdüğünü tahmin etmiyordu.

1858 yılında kolonistlere sert bir mektup yazdıysa da, pek etkili olamadı.

Demokrat grup, prensin de davranışlarını eleştirerek, kendisini sorumsuz bir kişiyi koloni yöneticisi yapmakla suçladılar,

Prens Çartoriski, sonraki mektubunda Drozdovski'ye kolonideki idarî yapıyı değiştirerek Osmanlı Hükümeti'ndeki köy yönetim sistemine benzetmek istediğini yazdı. Buna göre Prens'in aracılığı bertaraf edilerek, nahiye

konseyi ve muhtar, lazarist rahiplerle, kolonistler arasında aracılık yapacaktı. Yeni kanun, 1858 yılı 15 Ağustos'unda Prens tarafından imzalandı.

Yeni kanunda, köy sakinlerinin her birinin, güvenlik ve düzeninin sağlanmasından sorumlu olacakları maddesi bulunuyordu. Bu kanun, koloninin XIX. yy. sonuna kadar kendi kendine yönetimi ve varlığının devamını sağladı. Bu kanun, kolonide geçerli tek kanundu.

1858 yılında Albay Vladislav Jordan, (1819-1891) koloni muhtarlığına getirildi. Sonra sırayla, papaz Mihal Lavrinoviç ve Dr. Tadeu Okşa-Orzechovs-ki, 1864 yılında muhtarlık görevinde bulundular. Dr. Tadeusz Okşa-Orzec-hovski (1837-1902) savaşın sürdüğü Varşova'ya yardım sağlaması için Ro-muald Traugutt'a (Polonya Millî Hükümeti'nin şefi 1818) tarafından Türkiye'ye gönderilmiştir.

Prens Adam Çartoriski'nin 1861 yılında Ölümü, koloninin Çartoriski ailesine ilgisini azalttı. Çartoriski, sanki yakında öleceğini bilircesine koloninin güvenliğini sağlayacak olan bu kanunu gerçekleştirmişti.

Kolonide bütün topraklar, mevcut parseller gözönünde alınarak, kategorilere ayrıldı.

Gelecekte meydana gelebilecek tarla sınır anlaşmazlıklarını önlemek için, topraklar kolonistler arasında tam olarak paylaştırıldı. Herkes daha önceden sahip olduğu toprakları korudu. Yeni gelecek olanlara verilmek üzere ayrılan topraklar, Prensin temsilcisinin kontrolü altında olacaktı. Ayrıca paylaştırılan toprakların arta kalan kısmı ise Nahiye Konseyinin idaresi altında olacak, gerek duyulması halinde ise, yeni gelecek olan kolonistlere verilecekti. Bir kısım toprak parçası ise, yönetimi süresince Nahiye Muhtarının kullanımına bırakılacaktı.

Koloni sakinleri, Osmanlı Hükümeti ve nahiye konseyi tarafından kararlaştırılmış olan bir vergiyi her yıl ödemek zorundaydılar. Her toprak parçası, göçmen tarafından işlenmeye başlandıktan sonra 10 yıl süreyle lazaristlere kira ödemekten muaf idi. Koloni'de nahiye konseyi ve muhtar seçimi, çok önemliydi. Seçim her dört yılda bir yapılacaktı. Muhtar, kanunları tam olarak uygulamakla yükümlüydü. Koloni'nin arşivi ve tüm gelir gider faturaları, muhtarın sorumluluğundaydı.

Muhtar kolonide bulunmadığı zaman onun görevini, nahiye konseyinin en yaşlı üyesi, ya da seçtiği bir kişi yerine getirecekti. Nahiye konseyinin muhtarın başkanlığındaki toplantıları, idare binasında yapılıyordu. Kolonideki gerekli çalışmaların yerine getirilebilmesi için muhtara bağlı olarak çalışan orman bekçisi ve çobana, maaştan başka, bir ev küçük bir bahçe veriliyordu.

Bütün anlaşmazlık konuları nahiye konseyinde çözülüyor, muhtarın başkanlığında ve çoğunluğun kararı ile verilen ceza, para ve hapis cezası olabiliyordu. Ama nahiye konseyi genellikle taraflara öğüt verer barıştırma yoluna gidiyordu.

Toprakların tümünü Adam Çartoriski'nin ailesinin zilyetliği olarak te> eden kolonistlere ise ancak ömür boyu kiralama hakkı tanıyan kanun, işi dikleri toprakların mülkiyet hakkını bekleyen kolonistler arasında hoşnı suzluğa yol açtı. Bu kanun, gelecekte kolonistlere birçok problem çıkan Fakat koloninin kültürel kimliğinin devamına da yardımcı oldu. Kanun, kol nide idarî düzeni sağlıyor ve varlığını garanti altına alıyordu.

Koloni, kuruluşundan yirmi yıl sonra lazaristlerden hemen-hemen tam men bağımsız hâle gelmişti. Yavaş-yavaş hiçbir dış yardıma gerek duym yan, bağımsız bir köy haline geliyordu. Ama kolonistler arasında mülk ka galan hâlâ devam ediyordu.

1863 yılında Polonya'da, Ocak Ayaklanması meydana geldi, Osmar topraklarında bulunan göçmenler arasında anavatanlarının bağımsızliı için savaşma arzusu uyandı. Adampbllu bir göçmenin hatıralarına göre, sıralarda göçmenlerin hepsi çağırıldıkları an gitmek üzere hazırdılar. O: manii Hükümeti'nde ise 1831 Ekim Ayaklanması'nda olduğu gibi Polor ya'daki Ocak Ayaklamasında Çar'a duyulan geleneksel antipati nedeniylf Polonya'ya karşı sempati uyandı. Polonya Millî Hükümet üyelerinden D Tadeuz Okşa-Orzechovski, Prens Çartoriski'nin isteğiyle İstanbul'a gele Orzechovski, göçmenlerin sorunlarını iyi bildiği için istanbul'da kendini y; bancı hissetmiyordu.

1863 yılı Temmuz ayında Polonya'da ayaklanma bastırıldı, ve Mil Hükümet üyeleri Varşova'da idam edildi. Orzechovski'nin İstanbul'da! görevi de böylece sona eriyordu.

Prens Adam Çartoriski'nin ölümünden sonra, oğlu Vladislav Çartorist (Wladyslaw Czartoryski 1828-1894), Adampol topraklarının kanunî kiracıs oldu.

1864 yılında politik yoldan savaşı kazanmayı hesap eden Vladislav Çaı toriski, Batı Avrupa Ülkeleri'nin kendisi yalnız bırakmaları yüzünden geri çe kilmek zorunda kalıyordu. Polonya konusuna, dünya kamuoyunun ilgisin çekme çabaları bir kez daha başa çıkıyordu.

Göçmenler taprağa bağlandılar, sabırla ve inatla çalışarak, sonsuza ka dar oturma hakkına sahip kılındıkları toprakları iyice benimsediler. Artık bı topraklar -anayurtlarına bağımsızlık hiç geri gelmese bile- onlar için ikinci bi anavatan olmuştu.

Yeni nahiye konseyi seçiminden sonra konsey ilk defa Prens Vladisla Çartoriski'nin onayını beklemeden, Adampol topraklarının tümünün laza ristlerden satın alınması ve kolonistler arasında paylaştırılması yolunda ka rar aldı. Konu Osmanlı idarecileri ile kolonistler arasında halledilecekti, 1864 yılında lazaristler, 1842 yılında yapılan paylaştırma sırasında kendilerine ait bir kısım toprakların Adampol'e dahil edilmiş olduğu yolunda şikâyetlerini öne sürdüler. Lazaristler bu konuyu gündeme getirmek için, Adampol'un sahipsiz olduğu düşündükleri bir zamanı seçmişlerdi.

Daha sonra, ölen babasının yerine koloninin sorumluluğunu üstlenen, Çartoriski'nin oğlu Vladislav Çartoriski, lazaristlerle anlaşarak konuyu çözüme kavuşturdu. Ebedî kiracılık hakkının geçersiz kılınması Prens'i rahatsız etmiyordu; koloninin geleceğini tehlike altında bırakıyordu. Prens, koloninin varlığının sürebilmesi için iki yol olduğunu düşünüyordu: Toprakların, lazaristlerden tamamen satın alınarak Adampol'un bağımsız hale gelmesi veya fazaristlerle anlaşmanın yenilerek, ebedî kiracılık hakkının devam etmesi. 1870 yılında Paris'te Prens Vladislav Çartoriski, lazarist rahiplerin başkanıyla, yeni bir anlaşma imzaladı. Yeni anlaşmaya göre lazaristler, 10 bin frank karşılığında, Adampol topraklarını satmayı kabul ediyorlardı. Ödeme bir veya iki defada yapılacaktı.

Mukavele daha önceki tüm anlaşmaları geçersiz kılıyor; Adampol sınırlarının, lazarist topraklarından tam olarak ayrılmasını öngörüyordu.

Ama konu henüz çözümden çok uzaktı. Lazaristler anlaşmaya sadık kalmayarak fiatı yükselttiler. Çözüm zorlaştıran bir diğer etken ise, Osmanlı Hükümeti'nce anlaşmanın tasdikini sağlayacak olan avukat Dufourt Bey'in 1875 yılında ölmesi oldu.

Bu arada Türkiye ile Rusya arasında çıkması muhtemel olan savaş, yeni bir zorluk ortaya çıkarıyordu. Gergin iç durum, lazaristlerle, Paris'teki Çartoriski arasındaki haberleşmeyi olumsuz yönde etkiliyordu. Koloni'den yollanan hiçbir mektup eline geçmediği için Çartoriski, koloninin varlığından endişe duymaya başlamıştı.

Nihayet 1880 yılında Prens, Adampol topraklarının lazaristlerden satın alındığını belgeleyen mektubu aldı.

1881 yılında Osmanlı Hükümeti, alım işlemini resmen tanıdı. 1882 yılında koloni toprakları, Osmanlı Hükümeti tarafından imzalanan j tapuyla, Çartoriski'ye satışı belgeleniyordu. Fakat bu kez de tercüme hatası l yüzünden bir anlaşmazlık ortaya çıktıysa da, 1883 yılında düzeltilerek kabul edildi.

Prens Çartoriski, koloniyi yok olmaktan kurtarmak için araziyi lazaristlerden satın almıştı. Bunu maddî kâr sağlamak amacı ile değil, kolonistlerin /toprakların sahibi olmaları için yapmıştı. Bu ideal, ona hayatı boyunca eşlik etmişti.

Adampol topraklarının, bir polonyalı tarafından satın alınmasından sonra, köy, dünyada Polonyalıların oturduğu ve yabancı yönetimin karışmadığı, tek yer oluyordu. Kolonistlerin inatçılığı ve Adampol'de kalmak için direnmeleri, lazarist rahiplerinin kendi topraklarından da çekilmelerine sebep oldu.

Kolonide, daha önce kararlaştırılan kurallar geçerli oldu. Kolonisîler toprakların kullanım hakkına sahip olduklarını kanıtlayan belgeyi uzun bir süre daha, alamadılar. Prens Vladislav Çartoriski, Adampol'un parçalanmaması için çok güç sarfetti. Onun sayesinde Adampol bugüne kadar Polonya Kolonisi olarak süre gelmiştir. Koloninin Osmanlı Hükümeti'nden bağımsız idaresi ve ekonomisi, koloninin durumunu zorlaşîırıyordu. Osmanlı Hükümeti 1858 yılından sonra koloninin varlığına ve sorunlarına ilgisiz kaldı.

1883 yılında Prens Vladislav Çartoriski, Adampol'u satın aldığı zaman, Fransız Büyük Elçiliği'ntn, koloniyi korumaya devam edeceğini düşünüyordu. Yeni Osmanlı hukuku ise, yabancıların taşınmaz mülklerinin Osmanlı kanunlarına bağlf olacağını kabul ediyordu.

1885 yılında kolonistlerin bir kısmı, mülklerinin geleceğinden emin olmadıkları için, Sultanın uyruğunda, vatandaşlığı kabul ederek, Osmanlı Hükümeti vilâyet idaresinden, sahiplik unvanını aldılar. Kolonistlerin aralarındaki bölünmeler devam etti. Osmanlı Hükümeti memurları, vergi toplamak için (ödeneceğinden şüpheli olmalarına rağmen), koloniye geldiler.

Kolonistler arasında, verginin kimin adına ödeneceği konusundaki tartışmalar, kavgaya dönüştü. Bir kısmı hâlâ fransızların korunması altında idi. Diğerleri buna karşı idiler. Bir kısmı kendi adlarına, diğer kısmı idarenin aracılığıyla Çartoriski adına Osmanlı Hükümeti'ne vergi ödemek istediler.

1860 yılında, Adampol köyünün ortasından, karşılarda engin bir tarla manzarası olan geniş bir yol geçiyordu.

Sonbahar yağmurları sırasında, çamur ve balçık nedeniyle yoldan geçmek zor oluyordu. Daha sonra köyden geçen bu yol düzeltildi. Ormanın yanına yeni bir yol yapıldı. Yolun iki tarafında, kolonistlerin evleri ve ahırları bulunuyordu.

Evlerin damları Polonya'da olduğu gibi saman değil, hasırla Kaplıydı.

Evler genel olarak ahıra bitişik olarak, nadiren de samanlığa bitişik olarak yapılıyordu. Her evin etrafında ahşap parmaklıklı kendi bahçesi bulunuyordu. Bahçelerde şeftali, üzüm, İncir yetiştiriliyordu. At, inek, keçi besleniyordu. Verimli yıllarda süt ürünleri, peynir ve tereyağ istanbul'da satılıyordu.

Kolonide, en çok tahıl ve patates üretimi yapılıyordu. 1861 yılı verimsiz bir yıl oldu. Kolonide, açlık baş gösterdi.

Kolonideki evler, iyi durumda değildi. Özellikle yönetim binası, çok kötü bir durumda idi. Hasır dam tamamen çürümüş, yağmurdan ve soğuktan korumuyordu; duvarlar da çürümeğe başlamıştı. Çiftlik binaları da benzer durumdaydı. Prens Vladislav Çartoriski, koloninin bakımlı olmasını, kendi Varlığını hatırlatması açısından özellikle istiyordu. Ama koloni bir cennet olmadığı gibi, koloni sakinleri de birer melek değildiler. Kolonistler arasında kıskançlıklar, dedikodu ve nefret de bulunuyordu.

Bütün bu olaylar türklerin Polonya kolonisine ilgisini çekiyordu. Koloninin gelişme hızını arttıran bir olgu, yeni kişilerin gelişiydi. Yeni gelen polonyalılar sayesinde koloninin gelişmesi devam ediyordu.

XIX. yüzyıl sonunda kolonide, halkın durumu dengelenmeye başladı. Gelenlerin bir kısmı için Adampo! artık başlangıçtaki ilginçliğini yitirmişti. 6u nedenle, özellikle yalnız kişiler için, Adampol'deki yaşamlarını sürdürmek aile kurmalarına bağlı kalmıştı. Polonya kültürünün devamını sağlayacakları düşünülerek, kolonideki bekârlarla evlendirilmek üzere, Polonya'dan genç kız gönderilmesi için Paris'e ricada bulunuldu.

Bu konu ile Contesse Yadviga Zamoyska (General Vladislav Zamoys-ki'nin eşi), ilgilendi. Poznan yakınındaki Komikten Mihaline, Marta ve Kata-jina (Michalina, Marta ve Katarzyni) adlı üç kız geldi. Geldikleri yıl üç nikâh kıyılarak, 3 kolonistin eşi oldular.

Yeni kurulan, Türkiye Cumhuriyet Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün, koloniyi ziyareti koloni sakinleri için, büyük bir olay oldu. Basın bu ziyarete yer vererek, köyün mamur durumunun ve köylülerin çalışkanlığının Atatürk tarafından beğenildiğini belirtti. Koloni Türkiye'de, iç barışa yönelik azınlık bir grup olması nedeniyle de Atatürk'ün sevgisini kazanmıştı.

1953 yılında koloniyi Başpiskopos Gavlina ziyaret etti. Daha sonra Vatikan temsilcisi, Angelo Giuseppe Roncalli (sonraki Papa XXIII. Jan) köye ziyaretlerde bulundu.

Prens Çartoriski'nin asıl amacı, polonyalı göçmenlerin ve esirlikten kurtarılanların koloni kurularak yerleştirilmesiydi. Prensin hesaplarına göre, Polonya bağımsızlığına kavuşana kadar, istanbul'daki Polonya Temsilciliği, anavatanından uzaktaki polonyalıîarm, kolonide barınmalarını ve güvenliklerini sağlayacaktı. Bu açıdan politik amaca ulaşılmıştı. Ama kolonisîler köye geçici bir barınak gözüyle bakmadılar, işledikleri topraklara bağlılıkları çokfazlayldı. Gittikçe, yerleştikleri ve çalıştıkları bu toprakları iyice benimseyerek, kendi istekleriyle terketmeyi asla düşünmediler.

Köy'ün, Polonya karakterinin korunması için en önemli unsur, kolonide doğup yetişen, yeni kuşak çocukların eğitim ve öğretimi idi. Öğretim ana babalar tarafından evlerde veriliyordu. Öğretenlerin kendilerinin ancak okuma yazma bilecek derecede olmaları, çocuklar için yeterli olmuyordu.

Adampol'da, Polonya dilinin devamının sağlanmasında esas unsur, kilisenin etkisi idi. Din dersleri, genellikle bütün âyinler ve törenler, Polonya dilinde oluyordu. Dinî eğitim, gelip giden polonyalı papazların elinde idi.

1893 yılında kilise, papaz evi, ve okul inşaatı konusu yeniden ortaya çıktı. Eski küçük kilise zelzeleden sonra tamamen yıkıntı haline gelmişti. Adampol'lular yeni kilise için para topladılar. Adampol'u ziyaret eden misafirler de bu amaçla bağışta bulundular. 1910 yılında Kontes Helena Zborovvski Polonya'ya döndükten sonra kilise ve papaz evi inşaatı için para toplanmasını sağlamaya çalıştı. İstanbul'dan da papazlar geliyordu.

1912 senesinde kilisenin inşaatına başlandı. O zamanki baş papaz, Aleksi Şiara idi. Kilisenin projesini Polonya'da oturan mimar N. Slivvinski çizdi. Kilise papaz eviyle birlikte 1914 yılında bitti.

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk Ordusu, kiliseyi karargâh olarak kullandı. 1918 yılında Adampol'lular binayı yenilediler. Papaz evi aynı zamanda okul olarak kullanıldı. Çocukların ilkokul seviyesindeki öğretimi ve kolonistlerin dinî himayesini sağlamak için, bütün olanaklar kulanıldı. Polonya dilinin korunması ve günlük kullanımında düzeltilmesi, her şeyden önce anavatanla bağların koparılmaması için gerekliydi. Kolonistlerin bütün gayretleri, koloninin dışarıdan gelecek bütün yabancı etkilere kapalı olmasını sağlama yolundaydı. Kolonistler, toprağa kendi mallarıymış gibi baktılar; mümkün olduğu kadar fazla üretici olmaya çalıştılar.

1894 yılında Prens Vladislav Çartoriski'nin ölümüyle, koloninin kanunî hakları konusu iyice karıştı. Prens Vladislav Çartoriski fransız vatandaşı idi, varisi küçük oğlu Adam ise, Avusturya uyrukluydu. Bu konuyu göz önüne alan Fransız Büyükelçiliği, Adampol'un hamiliğinden vazgeçti.

O zamanlar, Avusturya'nın istanbul Konsolosu, Polonya asıllı Starzynski idi. Adampol'la resmî olmayarak ilgilenen Kruszevvski (A. Rotter-Eger) Starzynski'ye Adampol'la ilgilenmesi için ricada bulundu. Prens Viadislav'ın oğlu Adam da, Avusturya vatandaşı olması nedeniyle Starzynski'de n ricada bulundu. Her türlü korumadan mahrum olan kolonistler de Avusturya Büyükelçiliğime kendilerini himayesine alması için başvurdular.

1904 yılında, Avusturya Konsotosluğu'ndan gelen memurlar, durumu yerinde görüp, sadece Prens Adam'a ait topraklara Osmanlı Hükümeti tarafından el konulmasına karşı çıkabileceklerini, ama Osmanlı vatandaşlığını kabul eden kişilerin toprakları için hiçbir şey yapamıyacaklannı bildirdi-ler.Osmanlı yönetimi ise, kolonistlerin kendi vatandaşı olduğu konusunda ısrar etmedi ve topraklara el koyma girişiminde bulunmadı.

Genç Türk devrimi (1908) Adampol'un temsilini zorlaştırdı. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise, Osmanlı Hükümeti'ne son verirken, Adampol sakinlerinin bütün sorunlarına da çözüm getirdi. 1908'in Genç Türkler1! devrimi gerçekleştirdikten hemen sonra Polonyalılara olan sempatilerini belirttiler ve bir zamanlar polonyah şair Adam Mickieviç'in oturduğu, istanbul'da Beyoğlu'nda Tatlı Badem Sokağı'ndaki eve, şairin anısına bir levha astılar.

Günümüzde bu ev Mickieviç Müzesi olarak korunmaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında 1940 yılı Haziran'mda Fransa'nın düşmesinden sonra Paris'te bulunan polonyalı genç subaylar, orduda kendilerine "Genç Türkler", adı altında gizli bir hareket yürüttüler. "Genç Türkler", Paris'te birkaç kişiydiler, İngiltere'de (1940-1944) daha fazla sayıda bulunuyorlardı.

İstiklâl Savaşı'ndan sonra, karşılıklı anlaşmalar gereğince, yunan asıllı halk Türkiye'yi terk edecek, Yunanistan'daki türkler, Türkiye'ye gelecekti. Böylece, Polonya kolonisine komşu olan Yunan köyü boşaldı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında eşkiya çeteleri, Adampol köyünün korku kaynağı olmuştu. 1926 yılında Adampol'a eşkiyalar tarafından baskın yapıldı. Kofonistlerin / uyanıklılığı aynı zamanda ve Türk Jandarması'nın zamanında ve kararlı hareket etmesiyle baskın, zararsız atlatıldı. Savaş yangınlarından sonra evler harap oldu, ekonomik kayıp çok büyüktü. Koloni, tarım kolonisi karakterini koruyor: arpa, buğday, mısır yetiştiriliyordu. Aynı zamanda avcılık uğraşı, Adampol'a iyi gelir sağlıyordu. Vahşi ve evcil domuz derisinden yapılan eşyalar, İstanbul'da satılıyordu.

XIX. yüzyılda, büyükbaş hayvan yetiştirilmesi önem kazanmıştı, ama yeterli miktarda çayır ve otlak bulunmadığı için, büyükbaş hayvancılıktan vaz geçilerek, kümes hayvanları ve süt ürünleri üretimine geçildi.

XIX. yy.'da pansiyonculuk, Adampol'da yeni ve önemli bir gelir kaynağı olmaya başlamıştı. Tam ve yarım pansiyon olmak üzere, misafirlere odalar kiralanmaya başlandı. Ayrıca, yakacak odun ve odun kömürü satışından da gelir sağlanıyordu.

1918 yılında Polonya Devleti kuruldu. Polonya ile Türkiye arasında uzun yıllardan beri süre gelen dostluk, 1923 yılında da geçerliydi ve köyün güvenliğini sağladı. 1926 yılındaki kanunla, yabancıların çiftlik ve köylerde mütk almaları ve yerleşmeleri yasaklanıyordu.

Türkiye'de, türk vatandaşlığını kabul eden polonyalılar, Polonya vatandışlığını kaybediyorlardı. Polonya Konsolosluğunda, adampollular, türk vatandaşlığına geçmelerinin engellenmesinin sun'î olduğu düşünülerek bu girişimden vazgeçildi. Polonya Dışişleri Bakanlığı ikinci harpten evvel Türkiye'de oturan polonyalı göçmenlerin türk vatandaşlığına geçmelerini onayladığını, İstanbul'daki Polonya Konsolosluğu'na bildirdi. Böylelikle Polonya yönetimi de, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu kararı onaylıyordu.

İkinci dünya Savaşı'nın çıkmasıyla Türkiye'de meydana gelen ekonomik kriz, tabiî Adampol'u da etkiledi. II. Savaştan sonra, yeni kuşak Adampollular için genel refahın gelişmesi ile birlikte, köy, özellikle gençlere yetersiz gelmeye başlamıştı.Bu nedenle başka yerlerde şanslarını denemek için, atalarının geleneklerini sürdürerek, göç etmeye başladılar. Adampol'da nüfus artışına karşılık toprağın yetersiz kalması nedeniyle, köy nüfusunun büyük kısmı göç etmeye başladı. Göç edenlerin yerine, türkler gelmeye ve yerleşmeye koyuldu. 1975 yılında Adampol'da, on türk çiftliği bulunuyordu.

Çartoriski'nin evlâtlarının haklarından feragat etmelerinden sonra, kolo-nistler topraklarının tapusunu aldılar. Daha sonra topraklan satarak, meslek edinmek ve eğitim görmek için, İstanbul içine göç etmeye başladılar. Bir kısmı ise Amerika'ya, Batı Almanya'ya, Avustralya'ya göç ettiler.

Özetle söylenecek olursa, Adampol, politik çalışmaları açısından düşmanlarından saklanmak zorunda kalan, anavatanlarının parçalandığını kabul etmeyen ve işgal altında yaşamak istemeyen polonyahlar için, Osmanlı Devleti'nde bir sığınak olmuştu.

Tatarların bir zamanlar Eski Polonya'ya sığınmalarında olduğu gibi çeşitli nedenlerle polonyalı göçmenler de Osmanlı Devleti'ne sığındılar.

Daha önce söylediğimiz gibi ilk adampollular Rus Ordusu'na zorla alınan asker kaçaklarıydı. Köle olarak satılmaları işkencelerinin devamıydı. Kölelikten satın alındıktan sonra Adampol'a sığındılar. Başlangıçta onlar için çok iyi bir yer değildi. Ama daha sonra kolonistler, zorluklan hatırlamak istemediler. En çok kolonide kısa süre kalan kişiler tarafından koloni hakkında çok sayıda efsane anlatıldı. Onlara koloni, zengin, sakin ve düzenli, küçük bir Polonya gibi geliyordu. Koloninin görünüşü, Polonya'daki tipik bir Karpat köyünü hatırlatıyordu. Aynı zamanda doğanın görünüşü ve dağın eteklerindeki orman ve göz alabildiğine uzanan yeşillikler de, Karpat dağının eteklerini hatırlatıyordu.

Polonezköyü sakinleri Polonya asıllı olduklarını unutmuyorlardı ama, , Türkiye'ye ve her günkü yaşantılarına öylesine bağlanmışlardı ki, Polonya onlar için artık uzak bir hayal olmuştu. Ve koloni gerçekten, 150 yıllık varlığı ile küçük Polonya izlenimini uyandırıyordu. Yumuşak bir yokuşla geçilen sık ormanlık, evlerin kapısında asılı olan dinî sözcüklü levhalar, bir tepedeki Polonya mezarlığı, kilise, çan kulesi, her şey, Polonya'yı hatırlatıyordu. Kullanılan Polonya dili, eski idi. Çünkü anne ve babalarının zamanındaki şekliyle kalmıştı.

Türkiye'de 1950-1960 yıllarında sanayide kaydedilen büyük gelişme ile, Polonya köyü ile ekonomik ilişkiler fazlalaştı. O zamana kadar sadece bir kaç çeşit ürün istanbul'da satılıyordu. Sonra koloninin ekonomik karakteri değişerek, tarım karakteri, yerini turistik fonksiyona bıraktı. Bu değişiklik, istanbullular İçin çok çekici oldu. Adampolluları ise daha konforlu hayat şartları sağlamaya zorladı. Bazıları sırf gelecek konuklar için olmak üzere, yeni evler yapıldı.

Polonya karakterinin korunmasında Polonya dilinin canlılığını koruması, kolonide en önemli unsurdu. Başlangıçta kolonistler yalnız lehçe dilinde konuştular, yeni nesil çok iyi türkçe konuşuyordu. Şimdi istanbul okullarında öğretilen bir kaç yabancı dili kullanıyorlardı. Kolonideki Polonya kültürünün korunması, günlük hayatta Polonya tipi yaşam tarzının sürdürülmesi, millî ve dînî bayramların yıldönümlerin kutlanmasıyla sağlandı.

Bazıları ise koloninin Polonya karakterinin korunmasını, asıl tarım yapısına bağlıyorlar. Bilindiği gibi Polonyalıların hemen hepsi tarlada çalışıyorlardı ve Polonya bir tarım ülkesiydi. "Polska" (Polonya) adı bile, poiestarla veya tarımdan gelmektedir. Adampollulara mülkiyet hakkının tanınmasından sonra koloninin sırf Polonya karakteri kaybolmaya başlamıştır, denilebilir.

Çünkü mülkiyet hakkını elde edince, kimi aileler topraklarını satıp gitmeye başladılar. Kalanlar da türk nüfus ile kaynaştılar. Adampol, Türkiye'de, tıpkı tatar halkının Polonya'daki durumu gibi, egzotik küçük bir halk ve ayrı bir dînî grup idi. Tatarlar eski Polonya'nın doğusunda yaşadılar. Onların da kaynaşmalarını önleyen en önemli unsur, din idi. Adampol kolonistleri kendi topluluklarında yaşayan türk vatandaşları idiler. XVI. yüzyılının yarısında Polonya'da oturan tatarlar 7000'i aşıyordu; XVII. yüzyılda 9000 kişiye ulaşmıştı. Polonezköyü'nde ise en kalabalık olduğu zaman bile ancak 250 polonyalı kolonist vardı. Buna karşılık XIX. yüzyılda Türkiye'de seyahat eden veya kısa bir süre için oturan Polonyalıların sayısı ise, çok daha fazla idi.

Son olarak şunu söylemek mümkün: Polonezköyü-Adampol, bir çeşit skansen-müze, daha da fazlası canlı bir müze gibi, Polonya tarihini yansıttığı için, Polonyalılara da oldukça ilginç ve sempatik gelmiştir. Bugün hâlâ "Polonezköyü" adı, her polonyalının kulağını okşamakta, görme isteği uyandırmaktadır.

İstanbul sınırları içinde ise bambaşka bir atmosfere sahip olan bu köy, her zaman bir dostluk ve sevgi hâlesi içinde yer almış, sık sık ziyaret edilmiş ve gönülden benimsenmiştir.

Günümüzde Polonezköy

Bir taşra atmosferinde yemek yemek, trafik kargaşasından uzak bir yürüyüş yapmak istiyorsanız, Beykoz'a 24 km. uzaklıktaki bu şirin, bot yeşillik içindeki Polonezköyü'nde birkaç saat geçirebilirsiniz.

Türkiye'de polonyalıların yaşadığı bu köy, sosyolojik ve coğrafi açıdan, ilk duyuşta insana biraz çarpıcı geliyor, işte burası İstanbul'un en güzel sürprizlerinden biridir.

Polonezköyü'ne İstanbul'dan yakın zamana kadar biri Alemdağ'dan diğeri Beykoz'dan olmak üzere iki yoldan gidilirdi. Fatih Sultan Mehmet köprüsü ve buna bağlı çevre yollarının tamamlanmasıyla bugün Kavacık'dan da köye ulaşılabilmektedir. Diğerlerine nazaran daha kısa olan bu yeni yol, ilkokul ile Gülay Otel'in bulunduğu, köyün kuzey kısmındaki alt girişten sizi köy meydanına çıkarır. Beykoz'dan başlıyan yol ise, 24 km. sonra sizi mezarlık ve kilise arasından kıvrılarak bir çatal ağzına getirir. Çatal ağzının iki yanı da biraz ileride köy alanını kucaklar. Sağda solda, alçak tahta parmaklıkların çevrelediği çiçekli bahçelerde, çoğu beton, bazıları da ahşap kaplamalı ikişer katlı Polonez evleri görülür. Köyün, Beykoz tarafındaki yolunun kıraçlığına karşılık Polonez'i çevreleyen çiçekli bahçelerde, çoğu beton, bazıları da ahşap kaplamalı ikişer katlı Polonez evleri görülür. Köyün Beykoz tarafındaki yolunun kıraçlığına karşılık Polonez'i çevreleyen o yemyeşil doku, yer-yer bu çiçekli bahçelere kadar sokulur. Kekik kokularına çeşitli çiçek kokularının karıştığı yerlerdir bu bahçeler.. Çiçekli çardakların süslediği bu bahçelerde tahta masa ve iskemlelerde, polonezliler yemek servisi yaparlar. Bu iki katlı evlerin alt katları, mutfak ve kiler görevi görür. Üst katları ise pansiyondur. Yol boyunca uzanan bahçeli evlerin hemen hepsinin kapısında "pansiyon-yemek" yazılı tabelalar asılıdır ve ev sahipleri de size hiçbir şey sormadan birkaç saatliğine odalarında misafir etmeğe hazırdırlar.

Yalnız bu köy yakın dönemde birtakım özelliklerini yitirmeye başlamıştır. Köyü ilk kuranların torunları yurt dışına göçmüş, evler türkler tarafından satın alınmış, özgün mimari özellikleri ortadan kalkmaya başlamıştır, sessizlik ve sükûnet de, çok yakın bir zamanda yerini kalabalık ve gürültüye bırakmaya adaydır. Sürecin kendisini tamamlaması halinde, gelecek kuşaklara yöre özelliklerinden çok şeyin aktarılamayacağı kesindir. Artık Polonez'de de ibrahim Uyakçok'un yaptırtmış olduğu Gülay Oteli'nden zaman-zaman gelen arabesk müzik duyulmaktadır.

Beykoz tapusunda 1298 tarih, 16 cilt, 56 sayfa ve 32 sıra numarasında kayıtlı bulunan bu köyün, 550 hektarı baltalık orman, 138 hektarı tarım arazisi, 50 hektarı da koru ormanıdır. Orman, 1945 yılında 4785 sayılı yasa ile devlete geçmiştir. Bugün meşe baltalıkları Orman idaresi tarafından çeşitli çam türleriyle ağaçlandırılmaktadır. Eskiden ormanlık alan daha da genişlemiş 1914'de İstanbul-Ankara demiryolu yapılırken, 150 senelik meşeler kesilmiş ve travers yapımında kullanılmış. Bu ormanlar Polonez'den itibaren az çok genişleyen bir şerit halinde doğuda Sakarya'ya kadar uzanır. Buradan da Bolu ve Kastamonu'ya ulaşan Çamdağ ormanlarına kavuşur.

Eski polonezliler, "Türkiye'nin ilk pansiyoncuları biziz" diyorlar. Ama o günlerden bu yana, daha doğrusu çok kısa bir zaman sürecinin içinde çok şey değişti. Çok değil bundan 10-15 yıl öncesinde Polonez'e gelenleri milli giysiler içindeki kızlar karşılar, vişne, kiraz, elma ve armut ağaçlarının altındaki tertemiz masalarda size özel yemekleri olan mantarlı ve beykınh kabarık moletleri ile lahana turşusu, domuz pirzolası ikram ederlerdi. Doğu Avrupa sîtiiindeki, ahşap çatıları sazla kaptı çiftilk ambarları ve avlularında birbirini kovalayan domuzların yerini tavuk ve hindiler, eski spesiyalitelerinin yerini de, kızarmış tavuk, patates ve fasuyle almıştır bugün.. Yalnız polonezliler, hâlen yoğurtlarını, yumurtalarını, tereyağlarını, köy peynirlerini ve ekşi kremalarını, İstanbul'un bazı dükkânlarında pazarlıyorlar.

Pansiyonculuğu yanında ziraat ve hayvancılık da ikinci bir gelir kaynakları.. Evvelce ormanlarda geniş çapta avcılık da yapılıyormuş. Bilhassa yaban domuzu ve karaca.. Bugün pek hayvan kalmadığı için, Polonez erkekleri bu işi bir hobi olarak sürdürüyorlar.

Köyün bir evvelki muhtarı Edek, 65 yaşın üstünde ve hâlâ çok dinç. Hergün arabasıyla Beykoz'a iniyor, pansiyonunun ihtiyaçlarını alıyor, çiftliğiyle uğraşıyor. Birkaç yabancı dili iyi bilen Edek, orta öğrenimini İstanbul'da Saint Joseph'de yapmış, sonra Fransa'ya giderek ziraat teknisyenliği tahsilini tamamlamış. Babası Çanakkale Savaşı'na katılmış, onunla beraber köyden dokuz genç daha gitmiş bu savaşa. Fakat Edek'in babasından başka dönen olmamış.

Köylülerin ve Edek'in hâtıralarındaki en önemli olay 1935'te Atatürk'ün köyü ziyareti. Bunu bugün de her polonezli İftiharla söylüyor ve "Bizi Türk vatandaşlığına o kabul etti. Atatürk'e Polonezköyü, varlığını borçludur" diyorlar. Atatürk maiyeti ile köye geldiğinde, yol çok bozuk ve elektrik de yokmuş. O gece köyde Atatürk'ün şerefine büyük bir eğlence düzenlemiş. Atatürk o gece çok neşeliymiş ve köyün güzel kızlarından biri olan Kamilça ite danset-mis. Kamilça, daha sonra bir türkle evlenerek İstanbul'a yerleşmiş. Atatürk o gece Edek'in babasının işlettiği pansiyonda kalmış. Bugün bu odada Atatürk'ün bir portresi asılıdır.

Köyün bugünkü muhtarı ise 40 yaşlarındaki Frederick Novicki'dir. O da kendisinden evvelki muhtar gibi dört dil biliyor ve görevinin yanında bütün polonezliler gibi pansiyonculuk yapıyor.

Polonezköyü'ne alt yapı hizmetleri çok geç girmiş, tozlu ve bozuk yolu 1961'de yapılmış. Elektrik 1973'de gelmiş. Telefon bugün aşağı yukarı her evde var. 9-1839 kot ile tam otomatik olarak çalışıyor. Böylece İstanbul'dan pansiyonlara rezervasyon yaptırmak da çok kolaylaşmış oluyor. 1968 yılına kadar hiç kimsenin tapusu yokmuş ve bu yüzden de yabancıya satış ya-pamıyorlarmış. Bu tarihte kadastro geçince, polonezliler çiftliklerini, evlerini satıp, Amerika, Avustralya, ve Almanya'ya gitmeye başlamışlar. Türklerin yerleşmeleri de bu tarihten sonra başlamış. Bugün Polonez'de irili ufaklı birçok villa var. Bunların bazıları da tanınmış kişilere ait, Nihat Boytüzün, Erol Simavi, Haldun Simavi, Erol Evgin, Metin Akpınar, Haldun Dormen gibi. Bugün köyün 1/3 ü potonezlilerin 2/3 ü türklerin mülkiyetinde. Muhtar Frede-rick Novicki'nin ifadesine göre yerli nüfus 70 genel nüfus ise 400 civarındadır.

Polonezliler türkçeyi ve lehçeyi aynı şekilde konuşuyorlar. Ayrıca rumca, fransızca, italyanca ve almanca da biliyorlar. Genellikle eğitim seviyeleri yüksek. Eğitimlerini İstanbul'daki yabancı okullarda tamamlayıp yüksek tahsil de yapıyorlar.

Köye girişte ilk göze çarpan, kilise ve karşısındaki mezarlıktır. Bu iki yapı Kontes Zborowska'nın 1914'de yurt dışında topladığı bağışlarla elde ettiği, koloninin ortak fonu ile yapılmıştır. Bu sırada köyün papazı olan Aleksis Sie-ra'da hükümetten izin alabilmek için büyük çaba göstermiştir. Mezarlık ise Adampol'un aynı zamanda yazılı bir tarihidir de. Son derece temiz ve bakımlı olan bu mezarlığın girişindeki kitabe, türkçe ve lehçedir. "1831 ve 1863 yılında Polonya'nın hürriyeti için savaşmış olan ve 1854-56 tarihinde Kırım Savaşı'na katılmış bulunan kişiler için Polonezköyü'ndeki bu latin ka-tolik mezarlığı, 1848'de Türkiye'ye sığınmış Polonyalılar tarafından yapılmıştır."

Bu türkçe ibarenin altında, lehçe tercüme de yer almaktadır.

Bu küçük ve bakımlı mezarlıkta, diğer mezarlardan biraz uzak ve göze batmayan bir yerinde, büyük Polonyalı Şair j. Slovvacki'nin ideal ve şiirsel aşkının simgesi olan Ludvvicka, Sniadecka'nm mezarı yer alır. Ludvvicka, Kırım Savaşı'nda Polonyalı Kazak ve Dragon (2) Alayı'nın komutanı olup Osmanlı Ordusu'nda Mehmet Sadık Paşa adıyla anılan General M. Czay-kovvski ile evlenmiş. Güçlü ve sanatkâr kişiliğiyle eşini çok etkileyen Ludvvicka, 1866'da İstanbul'daki evinde ölünce vasiyeti üzerine buraya getirilip defnedilmiş. Ludwicka sonradan müslüman olmuştur. Mezarlıktaki tek müslüman mezarı da, bu hanımındır. Mezartaşında lehçe şu ibare vardır:

"CORKA JENDRZEJA SYNOVVlCA JANA ZONA GENERALA DOVVODCY KOZAKOVVI DRAGONOVV OTTOMANSKICH ZMARLA LUTEGO 1866 ROKU NA DZEHANCIRZE W KONSTANTYNOPOLU POCHOVVANA NAZIEMIPOLSKİEİ VVADÂMKIOJ"

Polonyalıların yapmış oldukları yakın akraba evliliklerinin bir ispatı da, buradaki taşlardır. Haçların üzerindeki aile isimleri neredeyse bir elin parmaklan kadardır. En çok rastlanan aile isimleri WlLKOSZEWSKl, NOVVIC-Ki, DOCHODA, RYZY, KEPKA, BlSKUPSKl, dır.

Mezarlığın karşısındaki kilise, geniş bahçesi ve bahçeyi dolduran yüksek ağaçları ile, kiliseden çok, bir dağ evini andırır. Küçük demir parmaklıklı bir kapıdan bahçeye girince şair Mickievvicze için yapılmış küçük bir anıt göze çarpar. Üzerinde yine lehçe ve türkçe şu ibare yazıtıdır.

Bu köy kilisesinin kapısındaki plâkette de şu ibare yazılıdır:

"Poionezköy'deki bu Latin Katolik Kitise'si, 1842'de Azize Anna ismiyle inşa edilmiştir. Sonra 1914'de Czestochovva (3)'lı Meryem Ana'ya vakfedü-miştir."

Bu kitabenin de altında lehçesi yazılıdır.

Kilisenin papazı, annesi italyan, babası fransız olan Marcel Corenthi'dir. Peder aynı zamanda Nötre Dame Delourde katolik kilisesi'nde görevli, 1963 yılından beri, 15 günde bir, cumartesi akşamından Polonezköyü'ne gelip, pazar âyinini yapıyor. Ayrıca önemli dinsel günlerdeki törenleri de, burada icra ediyor.

1962'de türk vatandaşı olan, 50 yaşlarında, ince yapılı, güleç yüzlü bir din adamı Peder Corenthi, bu kilise'de tatsız bir olayla göreve başlamıştı. Bir cenaze töreni ile.. Bunu vaftizler ve düğünler İzlemiş. Yalnız son senelerde oldukça yalnızlık basmış kiliseyi. Nüfus çok azaldığı için evlenen de vaftiz olan da olmuyormuş. Kilisenin son görkemli nikahı 24.3.1979 da Conrad'ın oğlu Petrum Paulum Zilkovvski ile Sabina'nınki imiş. Bu nikahtan sonra on sene boyunca susan düğün çanları, 6 Ağustos 1989 da Josef Dahoda ile Jola için bir kere daha çalmış. Kilise defterindeki kayıtlı son vaftiz ise 25.2.1985'te Bolek-Emine Biskupski'lerin kızı Dilara Melania'nın..

Peter Corenthi'den evvel, İstanbul'daki Saiunt Antuan Kilisesi'nden, polo-nezlilerin dini törenleri için rahip gelirmiş. Jan Kot, Antonius Wojdas bunlardan ikisi.

Kilisenin ilk rahibi Aleksis Siera 1847'de ölünce, lazarist rahipler kiliseyi idare etmeye başlamışlar. Kilise defterinden belli olduğu gibi, bunlar sürekli değişiyorlar, bir yıl içinde 3-4 rahip gibi. Laurentius Karaula, Marius Jubgo-nik, Fransius Josephs Zilhkowski vs. gibi.

Peder, cemaatin çok azaldığını ifade etti. Bunu biraz da çalışma koşullarının güçlüğüne, Almanya'da iş bulanlarla, Türklerle evlenip köyden ayrılanların çokluğuna, bir de konuklara daha iyi hizmet edebilme kaygusuna bağlıyor. Evvelce 150-160 kişi olan cemaat, 40-45 kişiye inmiş . İndileri lehçe. Âyin lehçe yapılıyor fakat vaaz türkçe.

Kilisenin bakımını, giderlerini Polonyalılar kendi aralarında sağlıyorlar. Kilisenin karşısında pansiyonu olan (Adolf Pansiyon) Adolf Wilkoschewski, bahçe ile ilgileniyor, temizliğini yapıyor.

Dışarıdan dağ evini andıran kilisenin içi, oldukça geniş. Yüzelli kişiyi rahatlıkla alacak tertemiz sıraları, duvarlarında isa'nın yaşantısını sembolize eden tabloları var. Birde tepede, tavana yakın yerde, lehçe büyük harflerle bir yazı:

"POD TWOJA OBRONE UClEKAMY SlE" (4)

Köyün diğer ucunda, Köyiçi Mevkiî'nde Gülay Otel'i ve P.T.T.'yi geçince, küçük ilkokulu yer alıyor. Polonezköyü'nün ilk eğitim yuvası, kontes'in topladığı yardımlarla yapılan kilise'ye bitişik küçük ek bina idi. Kilise'nin ilk rahibi ve buraya ilk yerleşenlerden olan Siera, burada göçmenlerin çocuklarının eğitimini de üstlenmişti. 1925'de ise, Pavel Julkowski, çocukları lehçe eğiti-yormuş. Bu zat polonezli olup, sonradan Almanya'ya gitmiş ve subay olmuş, l. Dünya Harbi'nin hemen öncesi alman zırhlısı Göben (sonradan Yavuz)'de alman subayı imiş. Gemi İstanbul'da bulunduğu sırada arkadaşlarını Adam-pol'e getirir, orada eğlenirler ve ava çıkarlarmış. Harp bitince de Polo-nezköyü'ne temelli olarak dönmüş.

Köy İlkokulu 1930'larda Milli Eğitim Müdürlüğü'ne geçmiş ve bu tarihten itibaren türkçe eğitim başlamış. 1955'te Beykoz tapusunun 6 pafta, 94 parselde kayıtlı 1725 m2 lik arsanın içindeki tek katlı küçük binada eğitime başlamış.

Adnan Okumuş, okulun hem müdürü, hem de öğretmeni. 1987-88 öğretim yılındaki öğrenci sayısı ise 27.. Tek derslik bir okul. Adnan Okumuş 5 sınıfı da tek dershanede eğitiyor, l.nci sınıfta 7, II.inci sınıfta 5, III.üncü sınıfta 6, IV. sınıfta ise 5, V.inci sınıfta 4 öğrenci var. Bu öğrenci tablosu Polo n ezköyü'nde genç nesilin artık bitmeye başladığını gösteriyor. Zira anne-baba polonez olan tek çocuk Aylin Clara Zilkovvski. Baba polonez anne türk olan da, Deniss Nowiçki. Geriye kalan 25 öğrenci ise türk. Bunlar da zenginlerin villalarındaki bekçi ve bahçıvanların çocukları.

Polonezköyü'nden birtakım ünlü kişilerde çıkmış. Bunlardan biri Leyla Gencer. Annesi polonez, babası türk. Yani yarım kan polonez bu dünyaca ünlü soprano.. Çocukluk ve gençlik yıllarını Adampol'de geçiren Leyla Gencer, ilk gençlik aşkını da burada yaşamış. Polonez'in sarışın güzeli delikanlısı Zygmunt Ksiezopolski ile sık-sık koruda buluşurlarmış.İki sevgili şarkı söylemeye başladı mı, bütün köy kulak kesilir onları dinlermiş. Ancak vefasız zamanın akışı içinde, iki sevgili ayrı düşmüş. Herkes kendi yolunu seçmiş. Leyla Gencer Türkiye'den ayrılınca, Zgymunt da Amerika'ya gitmiş (5). Kuzeni olan Leslav Ryzy'nin eşi, Polonez'de hâlâ pansiyonculuk yapıyor. Ryzy'ler Leyla Gencer'den sitemle söz ediyorlar. "İstanbul festivaline binbir nazla geldi. Ancak iki adımlık Polonez'e uğramadı" diyorlar.

Dünyaca ünlü diğer bir polonezli de, bir bilim adamı. Filolog Prof. Ludvvig Biskupski. İstanbul Üniversitesi'nde fransız filoloji kürsüsünde rektörlük yapmış olan Biskupski, doğduğu yerin tarihini "La Turguie Moderrî'in Haziran 1955 sayı- sında belgelemiş ve Adampol'lular için verilen Osmanlı Fermanlarını ya- yınlamışttr. Bu fermanlardan H. 1271 (1854) ve H. 1276 (1857) tarihli olanları Kazak ve Dragon Alaylan'nın kurulması hakkındadır.

Ünlülerin yanı sıra kendi branşlarında hayli başarılı kişiler de yetişmiştir bu şirin köyden. Bunlardan biri Leslav Ryzy'nin ağabeyi Edwin Ryzy. 1950'lerde Ankara Radyosu Dış Yayınlar Şubesi'nde lehçe tercüman ve spiker olarak çalışmış, daha sonra TRT Dış ilişkiler Müdürü olmuş. Çevresi tarafından çok sevilen Edwin Ryzy, 1980'de öldüğünde kendisine büyük bir cenaze merasimi yapılmış.

Eski muhtar Edek'in çocukluk ve okul arkadaşı olan elektrik y. mühendisi Micezyslaw Ksiezopolski de Türkiye'de kurulan Siemens firmasında uzun yıllar yöneticilik yapmış. Hilton Oteli inşaatının bütün elektrik tesisatını Almanya'dan getirdiği malzeme ve makinalarla kurmuş. 1960'lı yıllarda ise Kanada'ya gidip, orada yerleşmiş.

Polonya Sefarethanesinde görevli olan Kondrat'da, Polonezköyü"nden yetişenlerden. Yine Siemens'in proje ve mühendislik bürosunun müdürü köyden yetişme Elek. Y. Mühendisi A. Dohoda'dır.

Harbin bitişinden sonra 3 Ağustos 1956'da bu alay kaldırıldı. Fakat Meh-med Sadık Paşa 1873'e kadar Osmanlı Devleti'nin hizmetinde kaldı. 1973'te Çar II. Alexandır Kont Michal Czaykowski'yi affetti. Çok sevdiği ve en büyük yardımcısı olan eşi Ludvvicka Sniadecka da ölmüştü. Artık onu buraya bağlayan pek bir şey kalmamıştı. Çaı"ın affından sonra Kiev'e yerleşti ve yeniden hıristiyan oldu. 1886'da Çernigov yakınında Borki'de bulunan kendi çiftliğinde intihar etti.

Polonezlilerin bazıları hatıralarına o kadar bağlı ki, insan keşke hepsi böyle olsa diyor içinden. Bunlardan bir tanesi koloniye ilk yerleşenlerden Ignace Kepka'nın (6) torunu olan Anna Wilkoşewski. Koloninin kurucusu olan Adam Czartoryski'nin bir portresini evinde büyük bir titizlikle muhafaza ediyor. Ayrıca bir de anı defteri var. Bu defter ona iki sene evvel 80 yaşında ölen teyzesi Zosia Ryzy'den intikal etmiş. Anna da onu Polonya tarihinin gel-mîş-geçmiş kahramanlarının resimleri madalyalar ve büyük-küçük flamalarla beraber muhafaza ediyor. Defteri karıştırdığınızda burayı kimlerin ziyaret ettiğini görüyorsunuz.

Anna ve diğer polonezlilerin söylediğine göre, Alman Mareşali Von Der Goltz da buraya gelmiş ve bu deftere "Kendimi Adampol'de Cennetteki Adem gibi hissediyorum" diye yazmış (7). Yalnız defterin bu sayfası kopuk. Anna ve Edek bu sözleri çok iyi hatırlıyorlar. Anna'ya göre 1,5 yıl önce gelen polonyalı gazeteci ve televizyoncular, buradan epey malzeme toplayıp götürmüşler. Bu defter yaprağı da o zaman yırtılıp alınmış olabilir.

Polonezköyü, Fransa, Avusturya ve Macaristan Elçilikleri geçmişte himaye etmişlerdir, l.nci Dünya Savaşı'ndanönce Osmanlı Sarayı mensupları, ileri gelenleri ve yabancı diplomatlar, Polonez'in güzel manzarasından, temiz havasından zevk alırlardı (8). Ancak şuna işaret etmek gerekir ki, Polonezköyü değişmektedir. Burası her zaman sulh ve sükûn içinde bir yer olmuştu. İpek gibi çayırlara yatıp güneşli gökten geçen pamuk yığını bulutları seyretmek için güzel bir yerdi evvelce, ikinci Boğaz Köprüsü'nün yapılması dolayısıyla, mesken ve trafik yoğunluğu yüzünden, bir müddet sonra kalabalık ve gürültü bu sakin beldeyi yaşanılmaz kılacaktır sanırız.

KAYNAKÇA ve NOTLAR:

(1) Şeref Kayaboğazı, Boğaziçi, ist. 1958, s. 160.

(2) Dragon, Fransız ordusunda atlı veya yaya olarak savaşan askerlere verilen bir isimdir. Mitolojide de aslan pençeli, kanatlı ve yılan kuyruklu bir yaratık olarak tasvir edilir.

(3) Czecîochowa, Polonya'da yukarı Warta kıyısında küçük bir şehirdir. Bu şehir "Sjyah Meryem'e" ithaf edilmiştir.

(4) Bu ibarenin anlamı: "Senin himayene sığınıyoruz".

(5) Ümit Bayazoğlu, "Polonezköy", Şehir Dergisi, Ağustos 1987, s. 6, s. 25.

(6) Ignace Kepka 101 yaşına kadar yaşamış ve Dragon alayında Kont Zamoyski'nin birliğinde savaşmış bir eski askerdir. Paul Zilkovvski'nin kitabında yazdığına göre Ignace Kepka asker ruhunu hiç yitirmemiş. 1918 kısmında yurdunun yüzyıllık düşmanlarının boyunduruğundan kurtulduğu haberini aldığında gözlerinden sevinç yaşları boşalmış ve eski savaş türküleri olan "Silah Başına"yı söylemeye başlayarak duygularını dile getirmiş.

(7) Dr. Ludvving Biskupskİ, La Turquie Moderne, Haz. 1955

(8) Betsy Harrell-Evelyn Lyle Kalças, Mini Tours near İstanbul, Book l, isi. 1975, s. 12.

Polonezköy 1989 yılının köyde açtığı yeni dönem

 

1850'ler-1959'lar arasında 100 yıl aşağı-yukarı aynı bir karakter içinde kalan Köy, 1960'laM980'ler arasında, iki gelişmenin içine girdi: Yeni kuşaklar, çoğu iyi bir öğrenim yapmış olarak, Köyden ayrıldı, ya İstanbul'a yerleşti, ya da yurt dışına dağıldı, ikinci değişiklik olarak, burada bazı varlıklı kişiler modern üslûpta villalacyaptırdılar. Bu modernizm, tarihî havayı olumsuz etkiledi. Fakat peyzaj, kökten değişmiş olmadı.

1989 yılı, Köyün 100 yıllık tarihinde yepyeni bir çığırın ilk işaretlerini verdi: Yeni 2. Boğaziçi Köprüsü'nün, bu yakaya gelişleri çok kolaylaştırması. Artık Taksimden, sadece 1/2 saatte, otomobille Polonez'e ulaşabiliyor. Bu imkân, yerleşim ve yapılaşma kapılarını ardına kadar açınca, spekülatörler, ve yatırımcılar kasalarını açmaya ve mimarî büroları da, projelerini masalara yaymaya başladılar.

Bu tazyik karşısında, Beykoz'un yeni Belediyesi, önlemler hazırlamak gereğini duydu. Başkan Avukat Şevket Arıkan ve İmar Planlama Müdiresi Emel Alper, detaylı, yani 1/1000 ölçekli bir imar uygulama plânı hazırlıklarına başlarken, 22/7/1989 tarihinde, Köyde bir açık toplantı da düzenlediler.

Bu bölümde, bu ilginç ve tarihî günden, özetler veriyoruz. Toplantıda Köy Muhtarı Frederick Novicki, Köyün eski halkı olarak, 3-4 dönümün altında parsel oluşmasına taraftar olmadıklarını, inşaatların ev-villâ ölçeğinde kalmasını arzu ettiklerini ve 3-4 dönümün altındaki parsellerde inşaat istemediklerini belirtti ve Köyün su, ve kanalizasyon olmak üzere, başlıca 2 büyük derdine çâre bulunmasını istedi.

Bazı konuşmacılar, çevrede gecekondu oluşmasının ve kanunsuz yerleşmelerin durdurulması gereğini belirtti. Bir-iki mimar da, yeni ihtiyaçların üzerinde durdu ve villâ yapımının bir gereksinim olduğunu bildirdi.

Aşağıda, bu konuşmalardan 3'ünün özetini veriyoruz. Başkan'ın, İmar Planlama Müdürünün ve Çelik Gülersoy'un.

Gelişmelerin Polonezköyüne ne getireceğini, zaman gösterecek. Köyün karakterlerinin sürmesini isteyen bu 3 konuşmacı mı, yoksa Levent tipi mahalle yerleşimlerini hazırlatanlar mı, galip gelecek? Onu, sosyal ve ekonomik şartlar ile, ülkenin, ve şehrin doğrultusu belirleyecek.

Ama kitabımızın bu bölümü, Köyün 100 yıllık geçmişi içinde yaşanan kritik bir yılın tarihini yazmaya yarayacak bir belge niteliğindedir. 22.7.1989 Cumartesi günü, Polonezköyü ilkokulunun bahçesinde, Beykoz Belediyesi ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi işbirliği ile, bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Beykoz Belediyesi Başkanı, ve imar Planlama Müdürü, Mimarlar Odası Başkanı Yücel Gürsel, Büyük Şehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mahmut Erdem, Çelik Gülersoy, istanbul Turizm Müdürlüğü, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Derneği, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Yeşiller Partisi temsilcileri ile Polonezköyü ve çevre köyleri muhtarları ve Polonezköylüler katıldı.

Toplatırım açış konuşmasını Beykoz Belediye Başkanı Şevket Arıkan yaptı:

"Beykoz'un, Türkiye'nin en büyük metropolü olan istanbul'un akciğeri olması nedeni ile, metropolde yaşayan tüm insanların, Beykoz'daki bir dala, bir yaprağa, bir ağaca ihtiyacı olduğu bilincindeyiz. Bugün Beykoz'un 21.500 hektar alanlı "mücavir alanının" büyük bölümü, ormanla kaplıdır. Beykoz'un ulaşım yönünden Anadolu yakasının uç noktasında olması, doğal özellik ve güzelliklerinin uzun korunabilmesini sağlarken, bölgenin sosyo-ekonomik yapısı da, aynı ölçüde geri kalmıştır. Bugün 2. Boğaz geçişi, Beykoz ilçesinin kırsal kesimine istanbul bütünü içinde yepyeni bir konum kazandırırken, planlama sürecindeki gecikmeler, bu kazancın bölge yararına kullanılmasını engellemektedir. Bunun bilincinde ofmamız nedeni iledir ki, 2. Boğaz geçişinin Beykoz'a kazandırdığının, belli ellere ve spekülatörlere, kaymasını önlemeye çalışacağız. Bizim şeffaf belediyecilik anlayışımız, yönetimin her aşamasında olduğu gibi, planlama uygulama ve denetim aşamalarında da, bölge halkının açık katılımını sağlamak, düşünce ve görüşlerini almak, uzmanlarca yapılan çalışma ve alınan kararları her aşamada bölge halkının bilgisine sunmak doğrultusundadır. Beykoz Belediyesi olarak, bunda kararlıyız. Masa başında, yasaların bize verdiği yetkileri, sizin bilginiz dışında kullanmayacağız. Bugün buraya heyet halinde geldik. Bize dileklerinizi bildirin. Plan hazırlıyoruz, imar plânında bu dileklere uyalım. Biz bu doğa harikası ormanlarımızı, yeşilimizi, yaprağımızı, bundan yararlanan tüm istanbul halkının desteği olmadıkça, koruyamayız. O nedenle, Beykoz'un mücavir alanının korunmasında, tüm İstanbul'un desteğini istiyorum."

Beykoz Belediyesi İmar ve Planlama Müdürü Emel Alper, Beykoz Belediyesi mücavir alanı ve Polonezköyün yürürlükteki imar planlan ve İmar uygulamaları hakkında, şu Özet bilgileri verdi:

"Beykoz Belediyesi mücavir alanı olarak adlandırılan bölge, yaklaşık 21.500 hektar alan kaplamaktadır ve bu alan içinde, 2'si orman köyü olmak üzere, 11 köy yer almaktadır.

9 köyün yerleşik alanı ve gelişme alanlarının toplam alanı, 580 hektardır. 21.500 hektar alanlı mücavir alanın %75 ten fazla bölümü, devlet ormanı niteliğindedir, ve bu alanlarda kesin yapılanma yasağı bulunmaktadır.

Bölge bütününde, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni nazım plânı ile uygulama yapılmaktadır. Ancak, bu planlar, ölçeği ve özellikleri ile, ancak planlama sürecinin diğer aşamaları olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların ana ilkelerini belirleyen planlar olduğundan, 1/25.000 ölçekli planla İmar uygulaması yapılması, önemli sorunlar doğurmaktadır.

Söz konusu 1/25.000 ölçekli plânda, Polonezköyü "Turizm ve 2. konut alanı" olarak tarif edilmiş ve bölgede turizm amaçlı yapılanmaların teşviki Ön görülmüştür.

Polonezköyü yerleşik alanı ve gelişme alanı toplamı, 125 hektardır. Bugün bölge halkından gelen isteklerin bir bölümü, Polonezköyün doğal özellikleri ve geleneksel dokusunu koruyan bir yapılanma düzeninden yanadır. Bazı kesimlerden ise, kısa vâdede arazi rantının arttırılmasını amaçlayan, Levent örneği, bahçeli ev sistemi yapılanma düzeninden yana projeler gelmektedir.

Biz, bölge için en doğru ve en yararlı kararların, doğa değerleri ve Polonezköye adını veren özelliklerin korunarak, yörenin değerini arttırıcı yönde teşviklerle, bölge halkı ve uzman kurum ve kuruluşların katılımı ile, bulunabileceği görüşü ile bu toplantıyı düzenlemiş bulunuyoruz. Bugünkü sohbet toplantısının yaratacağı ivme ile, devam edecek çalışmalar aşama aşama tekrarlanacak toplantılarda tartışılarak sonuca varılacaktır".

Polonezköy'de Yapılabilecek Aktiviteler

Polonezköy’de Yapılabilecek Aktiviteler

 

           Polonezköy, İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan, ormanları, piknik alanları ve huzurlu ortamıyla ünlü, doğayla iç içe bir köydür. Bu büyüleyici köy özellikle şehrin kalabalığından yorulan ya da günlük rutinlerden sıyrılarak doğayla baş başa bir kaçamak yapmak isteyen ziyaretçiler için adeta bir cennettir. Polonezköy’deki manzara ve ortam o kadar huzur vericidir ki buradaki yemeklerin bile tadı bir başka olur. Bu nedenle Polonezköy’de yapılabilecek en keyifli etkinlik uzun bir kahvaltı olacaktır. Bunun dışında Polonezköy’de doğa yürüyüşleri, mangallar, düğün, nişan ya da doğumgünü gibi eğlenceli aktiviteler de bulunmaktadır.

 

          Polonezköy’de uzun ve keyifli bir kahvaltının ardından Polonezköy yürüyüş yolunda yemyeşil ormanların içinden geçerek bir doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Burada yapacağınız 20 dakikalık bir yürüyüş, tüm stresinizi ve yorgunluğunuzu geride bırakmanızı sağlayacaktır. Bu doğa yürüyüşleri sırasında Polonezköy’ün doğal güzelliklerini keşfedebilir ve sunduğu muhteşem doğa manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz. Polonezköy’ün muhteşem yürüyüş yolları, özellikle sonbahar aylarında, romantik geziler için ideal bir seçimdir.

 

          Polonezköy’e günübirlik gelebileceğiniz gibi, burada bulunan oldukça konforlu ve kaliteli hizmet sunan otellerde de konaklayabilirsiniz. Polonezköy’deki bu güzel otellerde, konaklamanın yanı sıra, burada yapılan mangal, kahvaltı ve çeşitli organizasyonlar gibi pek çok farklı ve eğlenceli aktiviteye katılma imkanınız bulunmaktadır. Bu nedenle kısa bir tatile ihtiyacınız varsa, Polonezköy’e gelerek bu konforlu otellerde konaklayarak, rahatlatıcı ve yenileyici bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Özellikle Polonezköy’de yapılan kahvaltı başka hiç bir yerde deneyimleyemeyeceğiniz, oldukça keyifli bir etkinliktir. Bölgedeki oteller ise, muhteşem manzaralara sahip masaları ve huzurlu ortamları ile bu deneyimi daha da güzelleştirecektir.

 

         Polonezköy hem yabancı turistler hem de yerli ziyaretçiler için popüler bir merkezdir. Bu sevimli köyü bu kadar önemli kılan özellikleri ise ziyaretçilerine verdiği huzur, sunduğu eşsiz doğa manzaraları ve kahvaltı, akşam yemekleri, kutlama organizasyonları gibi eğlenceli aktivitelerdir. Siz de Polonezköy’ün bu gözalıcı manzaralarını, keyifli kahvaltılarını ve konforlu otellerini deneyimlemek istiyorsanız, mutlaka bu sevimli köye vakit kaybetmeden bir tur düzenleyin.

Polonezköy Piknik Yerleri

Polonezköy piknik yerlerine bir yenisi daha eklendi. Klon Jawor butik otel bünyesinde hizemete giren Klon Jawor bahçe alanı siz değerli polonezköy misafirlerine eşsiz bir gün vaad ediyor. Şehrin betonlaşmasından uzaklaşmak isteyen misafirlerine kuş cıvıltıları eşliğinde hizmet vermektedir. Dilerseniz kahvaltı dilerseniz mangal keyfi yapabileceğiniz mekanda, çocuklar için bolca enerjilerini atabilecekleri yeşil alanlar bulunmaktadır. Eşsiz manzarası lezzetleriyle buluştuğunda vazgeçilmez bir mekan haline gelen klon jawor bahçe hizmetine ilk bahar ayından son bahara kadar vermektedir. Ücretsiz kablosuz internet hizmeti yanı sıra her çardak altında elektrik noktaları bulunmaktadır. Ama tavsiyemiz bu eşsiz mekanda kuş cıvıltıları altında kitap okumanın keyfine doyamayacaksınız.

Rezervasyon ve bilgi için: +90 216 432 32 80 no'lu telefondan ya da info@klonjawor.com adresindende mekana ulaşarak bilgi alabilirsiniz.

http://www.klonjawor.com

Polonezköy

İstanbul’un Beykoz ilçesinde bulunan ve şirin bir köy niteliği taşıyan Polonezköy hem yerli hem yabancı turistler için cazibe merkezidir. İster yalnız başınıza kafa dinlemek ister sevdiklerinizle keyifli bir zaman dilimi yaşamak için, Polonezköy otellerinde konaklamak harika bir hafta sonu tatil seçeneğidir. Polonezköy otelleri konaklamanın yanı sıra mangal, doğa yürüyüşü, doğum günü, düğün, nişan gibi keyifli ve eğlenceli aktivitelere de ev sahipliği yapmaktadır. Polonezköy’de günü birlik kahvaltı, mangal, doğa yürüyüşleri yapabileceğiniz gibi oldukça konforlu ve şık butik otellerde de konaklayabilirsiniz.

Polonezköy Otelleri, Polonezköy Kahvaltı

Polonezköy’ün eski yerlileri, "Türkiye'nin ilk pansiyoncuları biziz" derken, bu haklı gururu boşa taşımadıklarını söyleyebiliriz. Polonezköy geçmişten bugüne kadar ziyaretçisine çölde vaha deneyimi yaşatacak kadar iddialı bir huzur köşesi, yeşilin bin bir tonunu içinde barındıran şirin bir köy. Eşsiz manzaralara sahip, huzuru ve dinginliği yeşilin bin bir tonuyla birlikte sunan Polonezköy’ün şık ve konforlu otellerinde konaklayarak, kahvaltı yaparak bu eşsiz deneyimi mutlaka yaşamalısınız.

Polonezköy 4 Mevsim

Polonezköy, İstanbullular için mevsim fark etmeksizin yaz-kışı tercih edilen, şehrin gürültüsünden kaçarak, huzur içinde, bol oksijenli tatil geçirmek isteyenlerin ilk tercihi olma özelliğine sahiptir. Polonezköy otelleri yüzyıllık pansiyonculuk geleneğinden gelerek ziyaretçilerine ihtiyaç duyacakları tüm olanakları bütün konforuyla sunmaktadır. Kısa bir tatile ihtiyacınız varsa, Polonezköy’de rahatlayacağınız ve yenileyeceğiniz bir molayı kendinize ve sevdiklerinize hediye edin. Polonezköy’ün bol oksijenli ve yeşil atmosferinde yapacağınız tadına doyulmaz lezzetlerle zenginleşmiş kahvaltısı mutlaka denenmesi gereken bir güzelliktir.

Polonezköy Otelleri ve Kahvaltı mekanları huzurun buluştuğu yer...

Polonezköy, İstanbul’un yanı başında, doğanın bütün güzelliklerini cömertçe sunduğu bir yeryüzü cennetidir. Dört mevsim boyunca şehrin karmaşasından kaçmak isteyenler için Polonezköy otelleri bir huzur noktası niteliğinde. Çok kısa bir yolculukla yemyeşil, bambaşka bir dünyaya kucak açarak hayal gibi bir tatil yaşamak mümkün. Polonezköy’ün eşsiz doğasında kahvaltı etmek, yürüyüş yapmak özellikle sonbahar aylarında keyifli ve romantik bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Polonezköy Tavsiye

POLONEZKÖY
İstanbul’un karmaşasından ve yorgunluğundan bunalanlar için hem merkeze yakın hem de tüm sıkıntılardan uzak dört mevsimi aynı anda yaşayabileceğiniz güzellikleriyle size mutluluğun kapılarını açacak Polonezköy son zamanların cazibe merkezi olmaya aday bile. İstanbul’un gizli bahçesi bu cennetten bir köşe olan köyde, rüya gibi geçecek bir tatil için kendinize ödül vermenin vakti gelmedi mi? Kendine ödül vermek isteyenler için hem kış hem de yaz mevsiminde kendine has özellikleri barındırarak çeşitli aktiviteler ile günlerinizi dolu dolu geçirebilirsiniz.
Sevdiklerinizle veya ailenizle hafızalara kazınacak anılar biriktirmeye başlamak hiçte uzak bir hayal değil gibi duruyor. Güne çeşitliliğiyle zengin Polonezköy kahvaltısı yaparak zinde başlayıp hamakta veya minderler de dinlenip, atla gezinti yaparak aktivitenin birinden diğerine uzanan bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Yaz veya kış hangi mevsim olursa olsun doğa yürüyüşlerine uygun olarak dizayn edilmiş parkurlar da yürüyüşe veya koşuya çıkarak oksijeni ciğerlerinize doldurabilir, bisiklet turuyla zihninizi ve vücudunuzu kısa süreli de olsa stresten arındırabilirsiniz.
Seçeneğinizin oldukça bol olduğunu fark ettiğiniz de kendinizi dünyanın en şanslı insanı görmeniz oldukça mümkündür. Yeşilin her tonuna sahip oksijeni bol doğası ile farklı dinlenme mekânları sunan alternatifleriyle doğa yürüyüşü ve dağ yürüyüşü için ideal bir ortam sunuyor. Öyle ki çıktığınız yürüyüşlerin her birini farklı bir mekân da sonlandırabilir, bir birinden farklı lezzet duraklarında konaklayabilir, damağınızı şenlendirebilirsiniz. Bir Türk olarak sizde mangal aşığı iseniz et ve mangalın muhteşem büyüsüne kapıldığınızı fark edeceksiniz. Açık ve kapalı alan barbekü partilerinden, hayvan parklarına ve havuz keyfine kadar uzanan tercihler listesinin sonuna gelene kadar Polonezköy’ün tadını çıkarmış olacaksınız.
Yazın kendini belli etmesiyle beraber akıllarda belirmeye başlayan deniz, güneş ve kumsal üçlüsü için uzak bölgeler de tatile gitmek için fırsat bulamayan kişiler için Polonezköy aranan fırsat olacaktır. Yazın aranan havuz keyfi Polonezköy de sevenleriyle buluşuyor. Bir yanı yeşilliklerle çevrili diğer yanında berrak ve temiz havuzlarıyla bu keyfe dur diyemeyeceksiniz. Günlük bakımları sürekli yapılan havuzlarıyla günlük yaşamınızın sıkıcılığına sağlıklı bir mola verin. Havuzları kadar butik otelleriyle de dikkat çeken Polonezköy, farklı dizayn edilmiş ve kendine has ambiyansıyla konuklarını etkilemeye özen gösteriyor. Otel ve pansiyon çeşitliliği ile ziyaretçilerine farklı güzellikleri bir arada sunan Polonezköy nezih ve kaliteli bir hizmet anlayışı ile konaklama imkânı sunmaktadır. Konaklamaya eğlence kadar önem verenler için şık ve rahat ortamlar sunarak herkese ve her bütçeye hitap etmektedir.
Nişan ve düğün gibi hayatınız da asla unutmayacağınız günler için mekân seçmek her çift için oldukça zor olmaktadır. Çiftlerin ve ailelerin hassasiyetle yaklaştığı bu organizasyonlar için doğru tercihi bulmak oldukça önemlidir. Nişan ve düğün gibi özel günleriniz için farklı, gelen konuklarınızın uzun süre aklından çıkmayacak, büyüsüyle ve etkisiyle hafızalarda iz edinecek mekânlar için sizlere bol seçenek sunuluyor. Hem gelen konukların rahat etmesi hem de gönlünüzce doyasıya nişan ve düğün organizasyonunu kutlayabileceğiniz nezih ortamlar ile size kusursuzluğun zevkini yaşatacak. Kır düğünü isteyen damat ve gelin adayları özellikle İstanbul’da makul ve doğayla baş başa bir ortamı aynı anda bulmak oldukça zordur. Ancak Polonezköy de yıllardır sürdürülen kır düğünü organizasyonları ile dünya evine girmeye hazırlanan çiftlerin mutluluğuna tanık olmaya talibiz.
Özel günler içerisinde yer alabilecek toplantı ve seminerlerinizi renklendiren ve iş hayatınızı derinden etkileyebilecek iş yemekleri ve organizasyonları ile iş hayatınız da fark yaratabilir, sektör de adınızı farkınızla duyurabilirsiniz. Toplantı ve seminerlerinize uygun seçenek sunarak günü birlik hem tatil hem de işi bir arada yürütmenin tek adresi Polonezköy olacaktır.
Yoğun hayatınıza kısa da olsa bir mola vermek, yaşadığınızı hissetmek ve doğayla baş başa kalmak isterseniz Polonezköy butik otelleri, pansiyonları, dinlenme yerleri, restoranları, yürüyüş ve bisiklet parkurları, düğün, nişan, toplantı ve seminer organizasyonları ile siz ziyaretçilerini bekliyor.

Polonezköy Kahvaltı Tavsiyeleri

                       POLONEZKÖY KAHVALTI

Polonezköy doğayla yaşamın bir arada olduğu şirin köylerimizden bir tanesidir. Bu şirin semtte müthiş kahvaltılar yapma imkânlarına erişebilirsiniz…

Bu şirin semtte evinizin rahatlığında konaklayabileceğiniz, sabahları serpme kahvaltı ile güne sağlıklı ve huzurlu bir şekilde başlayabileceğiniz çok kaliteli konaklama mekânları ve restoranlar bulunmaktadır.

 

Doğayla baş başa bir sabah. Keyifli ve özel kahvaltıların buluştuğu, yeşilliklerin gölgesinde sıcacık mekânların bulunduğu restoranlarda güne zinde ve yaşam enerjini yüksek bir şekilde başlayacaksınız.

Doğadan uzakta ister serpme kahvaltı ister açık büfe kahvaltılarla inanılmaz bir hafta sonu deneyimi geçirmeye ne dersiniz. Bu doğal güzelliklerin keyfini çıkarmak için geç kalmayın.

Kahvaltı alışkanlığı olmayanların dahi Polonezköy’ün bu eşsiz doğasından etkilenip keyif almaması imkânsızdır. Dünya kültürlerini bir araya getiren Polonezköy restoranları sizler için inanılmaz bir kahvaltı deneyimi yaşatacaktır.

Polonezköy’ün  tertemiz havasında  sevdiklerinizle güzel bir kahvaltı yapmaya ne dersiniz…

Polonezköy de bulunan başlıca restoranlar şunlardır;

1-Polonezköy Klon Jawor Garden http://www.klonjawor.com

2-Defne Et Mangal

3-Stella Et Mangal

4-Gülsen Restaurant

5-Obora Et Mangal

6-Berik Et mangal & Konaklama

7-Karcma Kriha Restaurant

Bu eşsiz mekanlarda ucuz ve kaliteli tatil yapmak istiyorsanız erken rezervasyon yaptırarak tatilinizi çok iyi fiyatlara yapabilirsiniz.Polonezköy de kahvaltı yapmanın tam zamanı..

Polonezköy de kahvaltı yapmak bir ayrıcalıktır.

Polonezköy Oteller, Polonezköy Otelleri, Polonezköy Butik Otelleri

 

                            POLONEZKÖY OTELLERİ

Polonezköy’e daha önce hiç gelmemiş ve tatil yapmak isteyenlerin aklına gelen ilk sorulardan bir tanesi nasıl konaklayabilirim? Sorusudur. Sizlere bu yazımızda Polonezköy de bulunan otellerin nasıl olduğunu ve bu konaklama mekânlarının standartlarını aktarmaya çalışacağız…

Polonezköy de otelde konaklamak demek doğayla iç içe yaşamak demektir. Bu şirin semtte bulunan otellerin en dikkat çeken özelliği doğayla iç içe olmasıdır.

Polonezköy de konaklama imkânları çok çeşitlidir. Otel veya pansiyon olarak hizmet veren birçok villa bulunuyor bu güzel semtte. Bu köyün evleri bodur duvarlarla çevrilidir. Burada bulunan bütün konaklama yerlerinde evinizdeki rahatlığı bulabilir, sevdiklerinizle hoş ve bolca vakit geçirebilirsiniz.

Polonezköy de yüzme havuzlu, tenis kortlu birçok otel ve konaklama mekânı bulunmaktadır. Burada bulunan bu konaklama mekânları ile tatilinizi doruklarda yaşayacaksınız. Polonezköy otellerinde sadece konaklama hizmeti verilmemektedir. Bunun yanında söz, nişan, düğün, kına gibi özel günlerinizi düzenleyebileceğiniz inanılmaz güzellikte oteller bulunmaktadır.

Orman içinde yürüyüş yapabileceğiniz, ata ve bisiklete binebileceğiniz, farklı lezzetleri tadabileceğiniz Polonezköy de sanki yabancı bir ülkedeymişsiniz gibi hissedeceksiniz.

Polonezköy otelleri cazip fiyatları ve maliyetsiz tatil yapmak isteyenlerinde birinci tercihidir.

Polonezköy de bulunan bazı oteller şunlardır…

1-Polonezköy Butik Otel

 

2-Klon Jawor Butik Otel

3-Adampol Alinda Otel

4-Rizi Pansiyon

5-Berik konaklama

6-Leos Butik Otel

7-Country Club

8-Park Otel

9-Santa Roza Butik Otel

10-Gülayım Otel

11-Miranda Garden Otel

12-Polen Konaklama

 

 

Polonezköy’ün bu eşsiz otellerinde tatil yapmak farklı kültürler tanımak ve dünya lezzetlerinin tadına bakmak sizler için çok keyifli olacak…

Polonezköy Otelleri

Polonezköy Otelleri

Polonezköy, otelleri, butik otelleri, konakmala tesisleri, pansiyonları arasında irili ufaklı bir çok tesise sahip. Çok eski bir tarihe sahip olan Polonezköy, İstanbul Beykoz ilçesinin küçük ve tarihi bir köyüdür. 1842 yılından bu yana Polonyalıların yaşadığı bu köy, ilk olarak misafir ağırlamak adı altında turizme atılmıştır. Polonezköy'e gelen misafirler o dönem eşsiz yemekler ve köy usülü konaklama yaparlardı. Yıllar ile birlikte gelişen Polonezköy artık daha kurumsal tesislerde siz değerli misafirlerini ağırlamakta. Köyde her türlü konfora sahip olan bir çok tesis bulunmaktadır. 

Polonezköy'ün doğasında güzel bir yürüyüş sonrasında lezzetli bir köy kahvaltısı yapabilirsiniz. Sonrasında gün içerisinde et-mangal hizmeti veren mekanlarda yemek yiyebilir ya da dünya mutfağı tercihiniz ise bu tür mekanlarıda bulabilirsiniz. Tatlısı ile meşhur olan Polinada çok lezzetli tatlılar yiyebilir mekanın atmosferine hayran kalabilirsiniz. Polonezköy'de birde hayvanat bahçesi mevcuttur. Piknik park adında hizmet veren mekan sizlere doğanın eşliğinde bir çok doğa dostumuz olan hayvanları doğal ortamlarında görme imkanı vermektedir. Bu mekanda hayvanların yanı sıra çocuklu aileler için bir çok aktivite yapılacak imkanlar bulunmaktadır. Çocuklar için oyun alanları, Yetişkinler yemek yeme alanları, göl'de kayık keyfi vb... bir çok aktiviteye sahip mekan bir çok doğa severi buluşturmaktadır. 

Köyün Merkezinde hizmet veren bir başka güzel mekan ise LEONARDO'dur. Leonardo dünya mutfağı ile birlikte sizlere eşsiz lezzetler sunmaktadır. Gün boyu devam eden brunchları alacarte servisleri mevcuttur. Polonezköy'ün en eski binalarından biri olan ana restaurant bölümünde sizlere tarihi bir doku ile doyasıya güzel anlar geçirebileceğiniz bir mekan sunmaktadır. Dilerseniz şömine eşliğinde bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Leonardo aynı zamanda Polonezköy'de sayısız çifti dünya evine sokmuştur. Eşsiz kır düğünü alanı ile çok keyifli düğün organizasyonları düzenleyen leonardoda dünya evine girmek unutulmayacak bir ayrıcalıktır. Mekan yaz aylarında havuz hizmeti vermektedir. Büyük bir havuza ve yemyeşil bir alana sahip olan leonardo'da havuz keyfide bir ayrıcalıktır. Şirket yemeği ve organizasyonlarıda düzenleyen mekan Leos butik Otel'i ile de siz değerli misafirlerine konaklayabileceğiniz konfoırlu bir ortam sunmaktadır. 

Adampol Alinda Otel Köyün kurumsal otellerinden bir tanesidir. Kurumsal şirketlerin tercih ettiği adampol-alinda otel, restaurant, şirket yemekleri, toplantıları, açık kapalı havuz hizmeti'de sunmaktadır. Hafta sonları güzel vakit geçirebileceğiniz mekanlardan bir tanesi olan adampol-alinda otel aynı zamanda karchma kriha ile siz değerli misafirlerine eşsiz lezzetleri sunmaktadır. 

Bu mekanların arasında köy'ün ilk butik oteli olan Klon Jawor Butik Otel, siz misafirlerine 3 farklı oda tipi sunmaktadır. Dilerseniz giriş katındaki bahçe suitlerinde kalabilir ve jakuzi keyfi yapabilirsiniz. Dilerseniz çatı katı arası tamamen ahşep giydirilmiş odalarında Bungalov hissiyatı yaşayabilir ya da bahçe içerisinde tamamen bağımsız özel dizayn edilmiş karavanlarda kalabilirsiniz. Karavanların her birinin önünde kendine ait bahçesi bulunmaktadır. Tesis bahar ve yaz aylarında sizlere bahşe hizmetide sunmaktadır. Hafta sonu köy kahvaltısı ya da açık büfe kahvaltı hizmeti veren mekan öğleden sonrada et-mangal servisi sunmaktadır. Çocukların enerjilerini rahatlıkla atabilecekleri bol yeşil alana sahip olan mekan köyün arka bahçesindedir. Sessizliği ve kuş cıvıltılarıyla istanbul'un stresini atabileceğiniz mekan 7/24 açıktır.

Polonezkoy.net'i takip ederek ya da üye olarak yazılarımızı, mekanlarla ilgili yazılarımızı, köy içerisinde düzenlenen organizasyonları Polonezköy tarihini takip edebilirsiniz.

 

İstanbul'un saklı cenneti Polonezköy

Şehrin gürültüsünden karmaşasından uzakta, İstanbul’un saklı cennetti Polonezköy…

 

Kalabalıklaşan şehir hayatının vermiş olduğu yorgunluğu ve rehaveti üstünden atmak isteyen insanlar genellikle soluğu tatil köylerinde almaktadır. Ulaşımın kolaylaşması ve artan rekabetinde eklenmesiyle birlikte uçak, otobüs fiyatlarında düşüşler meydana gelmiş, bu durum tatilcilerin yüzünü güldürmüştür. Ulaşım maliyetlerinin düşmesiyle birlikte insanlar daha sık seyahat eder oldu. Doğayla iç içe, yeşilin ve mavinin tüm güzelliklerinin sunulduğu tatil köylerinden biri de Polonezköy’dür. Son dönemlerde adını sıkça duyuran, gerek yerli turistlerin gerekse yabancı turistlerin büyük beğenisini toplayan Polonezköy; otel, butik otel, villa gibi konaklama alternatiflerle müşterilerine kaliteli bir tatilin fırsatını sunmaktadır. Polonezköy Otelleri; her ihtiyaca uygun olarak hizmet etmekte ve müşterilerinin şıklığını ve konforunu ilk planda tutmaktadır, çağın gerektirdiği ölçüde her daim kendini yenilemekte, modayı tarihi esintilerle buluşturan mimari yapısı ve çizgisi sayesinde hem göze hem de ruha hitap etmektedir. Polonezköy Otelleri’nde konaklayan insanlar, sabah kahvaltılarında birçok çeşidin sunulduğu açık büfe kahvaltılarıyla karınlarını doyurmakta ve Türk mutfağının tüm güzelliklerini “Polonezköy Kahvaltı” servislerinde görmektedirler. Polonezköy Kahvaltı; alışılagelmiş otel kahvaltılarından uzakta, tamamen doğal ürünlerin mevcut olduğu, sıcak börek, çörek, çay kahve gibi yiyecek içeceklerin şekillendirdiği menülerin mevcut olduğu bir yerdir. Polonezköy’ de tatilini geçirmiş ve geçirmekte olan insanlar, sadece Polonezköy kahvaltıları için bile yılda birkaç kez kaçamak yapmakta ve bu eşsiz lezzetlerin tadına bakmaktadır. Yeşillik ve sakinliği sunan Polonezköy aynı zamanda eğlenmek ve diğer sosyal aktiviteleri gerçekleştirmek isteyen insanlarında ihtiyaçlarına muazzam bir şekilde cevap vermektedir. Hem eğlencenin ve diğer sosyal aktivitelerin gerçekleşmesinde hem de hijyenin sağlanmasında görevli birçok çalışanı bünyesinde barındıran “Polonezköy Otel ve Butik Otelleri” 7/24 gerek onlıne olarak gerekse bulundukları yörelerde konuklarınının beklentilerini karşılamaktadır. Günümüz şartları düşünüldüğünde kaliteyi ve konforu ucuza almak isteyen insanlar Polonezköy Oteller’ini sıklıkla tercih etmektedir. Her bütçeye hitap eden fiyat seçenekleriyle, tüm müşterilerinin rahatlıkla konaklamasına imkân tanıyan Polonezköy Otelleri, butik otelleri; diğer tatil köylerinin fiyatlarına oranla daha uygundur.

Her zaman aynı tatil köylerinde tatil yapmaktan sıkılan ve farklı arayışlar içerisine giren insanlar için pahabiçilmez bir fırsattır “Polonezköy”.

Büyük otellerden sıkılan ve farklı arayışlar içerisinde olan insanların çokça tercih ettiği “Polonezköy Butik Otelleri” ise lüksü ve ihtişamı birarada sunmaktadır. Müşterilerini bir yabancı gibi değilde “40 Yıllık dostmuş” gibi ağırlayan ve yabancılık çekmemelerine yardımcı olan “Polanezköy Butik Otel” görevlileri; ciddi bir üslup sergilemekten uzak durup, gayet dostane bir tavırla ve hoşgörüyle hizmet etmektedir. Her zaman resmi bir üslupla konuşan otel görevlilerinin aksine, samimi ve sıcak üsluplarıyla, konukların gülümsemesine vesile olan konuşma tarzlarıyla güzel bir tatil geçirmek isteyen insanlar ve aileler için uygundur. Misafirperver çalışanları sayesinde klişeleşmiş otel atmosferinden uzakta, samimi bir tatil imkânı sunan “Polonezköy Butik Oteller” lüks olmasının yanısıra her keseye uygun fiyat anlayışlarını benimsemesiyle de bilindik otellerden farklılaşıyor. Yaz- kış hiçbir zaman boş kalmayan ve yeterli sayıda oda kapasitesine sahip olmasına rağmen, gerek mimarisi, dokusu gerekse samimi ve rahat oluşu açısından müşterilerin fazlaca talep etmesine olanak sağlamaktadır.

Ayrıca; “yemek kültürü çok zengin bir toplum olmanın vermiş olduğu ihtiyaçtan mıdır bilinmez”, tatil yörelerine gidildiğinde gözler piknik alanlarını arar.  Polonezköy et mangal yapımına uygun yerleri sayesinde, mangal yapmak isteyen tatilcilerin isteklerine cevap vermektedir. Temiz piknik alanları ve restaurantları sayesinde lezzetli etlerin pişirildiği Polonezköy et/mangal yerleri özellikle ilkbahar ve yaz aylarında çok rağbet görmektedir.

 Polonezköy; turizm açısından kaydettiği büyük ilerlemeler sonucunda elde ettiği başarıların yanısıra evlenmek isteyen çiftlere de kır düğünü seçenekleriyle hizmet etmektedir. Hafızalardan silinmeyen bir kır düğünü planlayan çiftlerin genellikle ilk adresleri haline gelen polonezköy; konumu ve doğası itibariyle kır düğününe oldukça elverişlidir. “Polonezköy Kır Düğünü” ekipleri, emek isteyen, tüm detaylarıyla tek tek ilgilenilmesi gereken işleri büyük bir hassasiyet ve titizlikle yapmaktadır.  Konuk listesi, menü, oturma düzeni, örtü seçimi, pist düzenleme, düğün takı, servis takımları gibi organizasyonları planlayan ve eşsiz bir düğünün temel basamaklarını halleden “Polonezköy Kır Düğünü” personelleri; müşterilerine rüya gibi bir düğün sunarlar. 

 

 

 

Polonezköy Klon Jawor

Klon Jawor Butik Otel Farkıyla Yapabileceğiniz Etkinlikler

Polonezköy yaşam enerjinizi doruklara çıkarabilecek doğayla baş başa kalabileceğiniz muhteşem bir tatil mekânıdır.

Klon Jawor Butik Otel Polonezköy’de doğayla iç içe yaşayabileceğiniz muhteşem bir oteldir. Ticari kaygıdan uzak tamamen müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışları ile bu alandaki farklarını çok belirgin bir şekilde yansıtmaktadırlar…

Üstelik tatilinizi en üst seviyelerde yaşarken cebinizden çıkabilecek parayı da düşünen otel işletmecileri maliyetsiz ve ucuz bir şekilde sizlere nasıl hizmet verebiliriz düşüncesiyle unutamayacağınız bir tatil yaşatıyorlar.

Klon Jawor Butik Otel’de yapabileceğiniz birçok aktivite bulunmaktadır. Bu aktiviteleri hem çok ucuz bir fiyata gerçekleştireceksiniz hem de tatil zevkinizi doruklarda yaşayabileceksiniz.

Bu aktiviteleri sıralamak gerekirse;

  • Konaklama imkânı
  • Muhteşem köy kahvaltısı imkânı
  • Dünya lezzetlerinin bir araya geldiği yemek ziyafetleri
  • Düğün, nişan, kına organizasyonları yapabilirsiniz
  • Toplantılar, seminerler düzenleyebilirsiniz
  • Et mangal, Barbekü partileri gerçekleştirebilirsiniz
  • Çok özel bir kır düğünü yapabilirsiniz
  • Ormanın tam ortasın hamak keyfi yaşayabilirsiniz

Daha birçok aktiviteyi Klon Jawor Butik Otel farkıyla yaşayabilirsiniz…

Polonezköy’ün muhteşem manzarasından etkilenmemek mümkün değildir. Kendine has özellikler taşıyan Polonezköy tüm anlarınızı dolu dolu yaşayacaksınız. Bu eşsiz tatil fırsatı kaçırmamak için acele edin…

Polonezköy nüfusunun 4/1’lik kısmında Polonyalı vatandaşlar yaşamaktadır. Bu Milletlerin bıraktığı muhteşem eserler kültürel miraslar sizleri çok etkileyecektir. Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği Polonezköy günden güne ziyaretçi kitlesini artırmaktadır

İsterseniz günübirlik isterseniz de birkaç günlük tatil yapabileceğiniz bu muhteşem köy restoranlarının ve otellerinin doğayla iç içe olması ziyaretçilere inanılmaz haz ve keyif yaşatmaktadır.

Polonezköy’de aklınıza gelebilecek her aktiviteyi sevdikleriniz ile birlikte yapabilirsiniz. Kendinizi bu doğa köyünde özel hissedecek ve daha uzun süre kalmayı hedefleyeceksiniz.

Sinirden stresten arınmak isteyenlerin tek tercihi olan Polonezköy’de Klon Jawor Butik Otel farkını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Erken rezervasyon fırsatlarından yararlanmak için aşağıdaki adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Telefon: 0 216 432 32 80 - 0 532 404 11 36

info@klonjawor.com

75.Yıl Caddesi No:59 Polonezköy / Beykoz / İstanbul

https://www.klonjawor.com

POLONEZKÖYDE DÜĞÜN, NİŞAN, KINA

 

                 POLONEZKÖYDE DÜĞÜN, NİŞAN, KINA

Polonezköy İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı doğa ile bütünleşik, muhteşem manzaraya sahip bir köydür…

Kuş cıvıltılarını, doğanın sesini, yeşilin güzelliklerini Polonezköy’de bulmanız mümkündür. Özellikle şehir hayatından sıkılan kesimin geldiği bir mekân olan Polonezköy gelen ziyaretçileri kendine hayran bırakmakta.

Polonya vatandaşları için eski bir yerleşim yer olan bu köy kültürel dokusunu bozmaması sayesinde yılda binlerce turiste misafirlik yapmakta.

Aklınıza gelebilecek her türlü aktiviteyi yapabileceğiniz bu mekânda özellikle düğün, nişan, kına gibi en özel günlerinizi düzenleyebilirsiniz. Bu anların kıymetini bilenlerdenseniz Polonezköy’ü seçmemeniz imkânsızdır.

Son zamanlarda yapılan muhteşem yatırımlar ile adından sıkça söz ettiren Polonezköy, burada yapılan en özel günlerle de konuşulmaya başlanan bir mekân oldu.

Açık havada muhteşem kır düğünlerinizi burada gerçekleştirebilir ve herkesi bu özel güne hayran bırakabilirsiniz. Yapacağınız bu özel etkinlikleri en iyi yapabileceğiniz yer ise Klon Jawor Butik Otel’dir.

İstanbul’a yakın olma ve tabiatla iç içe olması nedeniyle tercih edilen Polonezköy ile doğanın doğallığını bu özel günlerinizde içinize kadar işleyeceksiniz.

Polonezköy’de yapabileceğiniz etkinlikler bununla sınırlı değildir tabii ki aşağıda saydığımız muhteşem etkinlikler ile de zamanınızı değerlendirebilirsiniz;

  • Dört mevsim konaklayabilirsiniz
  • Zengin köy kahvaltıları yapabilirsiniz
  • Kaliteli restoranlar sayesinde Dünya lezzetleri ile tanışabilirsiniz
  • Doğanın tam ortasında hamakta veya minderde dinlenebilirsiniz
  • At gezintisi yapabilirsiniz
  • Bisiklet kiralayabilirsiniz
  • Yürüyüş, koşu, bisiklet sporları yapabilirsiniz
  • Et mangal partisi yapabilirsiniz
  • Arıcılık müzesini ziyaret edebilirsiniz
  • Hediyelik eşya satan dükkânlardan ilginç hediyeler alabilirsiniz
  • Açık hava hayvanat bahçesini gezebilirsiniz
  • Havuz keyfi yaşayabilirsiniz
  • Toplantı ve seminerlerinizi buralarda düzenleyebilirsiniz
  • Dizi, film çekimleri yapabilirsiniz.

Tüm bu organizasyonları en iyi Klon Jawor Butik Otel ile yapabilirsiniz. Uzman ve deneyimli ekibi ve yılların birikim ve tecrübesi ile sektördeki farkını çok iyi yansıtan Klon Jawor Butik Otel siz değerli müşterilerini beklemektedir.

Erken rezervasyon fırsatlarından yararlanmak için aşağıdaki adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Telefon: 0 216 432 32 80 - 0 532 404 11 36

info@klonjawor.com

75.Yıl Caddesi No:59 Polonezköy / Beykoz / İstanbul

https://www.klonjawor.com

Polonezköy Piknik

Polonezköy’de Piknik

 

       Polonezköy, yemyeşil doğal örtüsü, bir çok farklı türde kuşların ve diğer hayvanların sesleri, temiz havası ve göz alıcı doğa manzaraları ile eğlencenin doğa ile birleştiği bir şehirden kaçış bölgesidir. İstanbul’a yakınlığı nedeni ile, tatile gidemeyenler için ideal bir alternatiftir bu sevimli belde. Doğal dokusunu koruyabilen ender yerlerden olduğu için de, uzun yıllardır pikniklerin, mangalların ve romantik kaçamakların gözde mekanlarındandır. Özellikle konu piknik olunca ilk akla gelen yerlerden biri şüphesiz Polonezköy’dür. Çünkü buradaki doğallık, yeşil örtü, gür ormanlar keyifli bir piknik için mükemmel bir ortam oluşturur. Bu nedenle Polonezköy’de yapılabilecek en eğlenceli ve huzur verici etkinliklerden biri de pikniktir.

 

       Polonezköy’de piknik denince ise etkinlik ve organizasyonlarda markalaşmış olan Klon Jawor Butik Otel & Bahçe, ilk akla gelen isimdir. Burada piknik düzenlemek oldukça keyifli ve kolaydır. Tek ihtiyacınız olan şey küçük bir çanta. İster Klon Jawor Butik Otel’de konaklayın, ister bu güzel beldeye günübirlik gelin, Klon Jawor’un doğayla iç içe mekanlarında dilediğiniz gibi piknik yapabilir, yemeğin, havanın ve doğal manzaraların tadını çıkarabilirsiniz. Polonezköy Klon Jawor’da piknik yapmanın bir başka avantajı ise burada ihtiyacınız olan her şeyin anında karşılanmasıdır. Klon Jawor çalışanları, yardıma ihtiyacınız olan her konuda yanınızda olacaktır. Böylelikle piknik keyfinizi bölecek hiç bir sorun yaşamayacaksınız.

 

        İstanbul, her ne kadar tarih, kültür ve güzellik açısından eşsiz bir şehir olsa da, zaman zaman kalabalığı, gürültüsü ve stresi ile bunaltıcı bir hale gelebiliyor. Bir de bütün bir yıl tatile gidemeden çalışanlar için durum daha da can sıkıcı bir hal alıyor. Bu nedenle Polonezköy’de geçireceğiniz bir haftasonu, şehrin stresini üzerinizden atmanıza yardımcı olacaktır. Bu hafta sonu tatilini de Klon Jawor Butik Otel & Bahçe’de keyifli bir piknik, et-mangal ya da kahvaltı ile taçlandırırsanız, çok daha eğlenceli bir tatil geçirebilirsiniz. Tüm bu nedenlerden dolayı İstanbul’un bu güzel beldesi Polonezköy’ü mutlaka görmelisiniz, konaklama ya da etkinlikleriniz için ise Klon Jawor Butik Otel & Bahçe güvenebileceğiniz bir adrestir.

Polonezköy Aktiviteleri

Polonezköy’de Yapılabilecek Aktiviteler

 

           Polonezköy, İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan, ormanları, piknik alanları ve huzurlu ortamıyla ünlü, doğayla iç içe bir köydür. Bu büyüleyici köy özellikle şehrin kalabalığından yorulan ya da günlük rutinlerden sıyrılarak doğayla baş başa bir kaçamak yapmak isteyen ziyaretçiler için adeta bir cennettir. Polonezköy’deki manzara ve ortam o kadar huzur vericidir ki buradaki yemeklerin bile tadı bir başka olur. Bu nedenle Polonezköy’de yapılabilecek en keyifli etkinlik uzun bir kahvaltı olacaktır. Bunun dışında Polonezköy’de doğa yürüyüşleri, mangallar, düğün, nişan ya da doğumgünü gibi eğlenceli aktiviteler de bulunmaktadır.

 

          Polonezköy’de uzun ve keyifli bir kahvaltının ardından Polonezköy yürüyüş yolunda yemyeşil ormanların içinden geçerek bir doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Burada yapacağınız 20 dakikalık bir yürüyüş, tüm stresinizi ve yorgunluğunuzu geride bırakmanızı sağlayacaktır. Bu doğa yürüyüşleri sırasında Polonezköy’ün doğal güzelliklerini keşfedebilir ve sunduğu muhteşem doğa manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz. Polonezköy’ün muhteşem yürüyüş yolları, özellikle sonbahar aylarında, romantik geziler için ideal bir seçimdir.

 

          Polonezköy’e günübirlik gelebileceğiniz gibi, burada bulunan oldukça konforlu ve kaliteli hizmet sunan otellerde de konaklayabilirsiniz. Polonezköy’deki bu güzel otellerde, konaklamanın yanı sıra, burada yapılan mangal, kahvaltı ve çeşitli organizasyonlar gibi pek çok farklı ve eğlenceli aktiviteye katılma imkanınız bulunmaktadır. Bu nedenle kısa bir tatile ihtiyacınız varsa, Polonezköy’e gelerek bu konforlu otellerde konaklayarak, rahatlatıcı ve yenileyici bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Özellikle Polonezköy’de yapılan kahvaltı başka hiç bir yerde deneyimleyemeyeceğiniz, oldukça keyifli bir etkinliktir. Bölgedeki oteller ise, muhteşem manzaralara sahip masaları ve huzurlu ortamları ile bu deneyimi daha da güzelleştirecektir.

 

         Polonezköy hem yabancı turistler hem de yerli ziyaretçiler için popüler bir merkezdir. Bu sevimli köyü bu kadar önemli kılan özellikleri ise ziyaretçilerine verdiği huzur, sunduğu eşsiz doğa manzaraları ve kahvaltı, akşam yemekleri, kutlama organizasyonları gibi eğlenceli aktivitelerdir. Siz de Polonezköy’ün bu gözalıcı manzaralarını, keyifli kahvaltılarını ve konforlu otellerini deneyimlemek istiyorsanız, mutlaka bu sevimli köye vakit kaybetmeden bir tur düzenleyin.

Polonezköy Yeme İçme

 

                            POLONEZKÖYDE YEME İÇME

Doğasının tüm güzelliğiyle göz dolduran Polonezköy, hafta sonları ziyaretçilerin akımına uğramaktadır.

Hafta sonları ziyaretçi akımına uğrayan Polonezköy bütün haftanın stresini atmak isteyen vatandaşların önemli tatil mekânlarından birisidir. Metropol havasının sıkıcılığından doğanın tertemiz havasına kavuşmak isteyenler Polonezköy’de buluşuyor…

Bu şirin atmosferde doğayla iç içe bir şekilde yemek yemek inanılmaz cezp edici bir etkinliktir.Polonezköy’de en kolay bulabileceğiniz şey restoranlardır.Son zamanlarda yapılan inanılmaz yatırımlar Polonezköy’e ilgiyi bir hayli artırmış durumda..

Polonezköy turizm açısından büyük atılım ve ilerlemeler sonucunda muhteşem restoranları ile nezih hizmetler sunmaktadır. Polonezköy’de sizlere tavsiyemiz eski bir Polonya yerleşim yeri olmasından dolayı buradaki yöresel yemekleri tatmanız daha sonrasında daha başka dünya lezzetlerini seçmenizdir.

Restoranların büyük bir kısmı açık hava eşliğinde doğayla bütünleşik bir şekildedir. Sabahları muhteşem köy lezzetlerinden olan reçeller, köy ekmekleri, köy yumurtaları, köy sütleri gibi lezzetlerle muhteşem bir kahvaltı yapabilir, akşam ise lezzetli et menüleri ve ev yapımı mezeler ile et mangal keyfi yapabilirsiniz.

Polonezköy’ün en meşhur simgesi ise kirazdır. Özellikle yaz aylarında bu bölgede tatil yapma imkânı elde etmiş iseniz mutlaka kiraz yemeden tatilinizi sonlandırmayın.

Gördüğünüz gibi bu muhteşem lezzetleri yaşamak çok uzakta değil sadece İstanbul Beykoz ilçesine bağlı bu muhteşem köye ulaşmak İstanbul vatandaşları için 1 saat dahi değildir. Bu muhteşem ortamda sanki yabancı bir ülkedeymişsiniz hissine kapılacaksınız…

Tüm bu hizmetleri en kaliteli ve ucuz bir şekilde yaşamak isteyenlerin mekânı ise Klon Jawor Butik Otel’dir.

Klon Jawor Butik Otel’de tatilinizi doruklarda yaşayacak ve tatilde aldığınız hazzı ikiye katlayacaksınız.

Polonezköy’de bulunan Klon Jawor Butik Otel’de kahvaltı ve dünya lezzetlerinden oluşan yemek keyfi sizleri bambaşka dünyalara götürecektir. Elit personel kadrosu ve güler yüzlü hizmeti ile sizleri özel hissettirecek mekândır.

Klon Jawor Butik Otel’de tatil yapmak bir ayrıcalıktır…

Erken rezervasyon fırsatlarından yararlanmak için aşağıdaki adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Telefon: 0 216 432 32 80 - 0 532 404 11 36

info@klonjawor.com

75.Yıl Caddesi No:59 Polonezköy / Beykoz / İstanbul

https://www.klonjawor.com

Polonezköy'de Neler Yapılabilir

 

              POLONEZKÖY’DE NELER YAPILABİLİR?

İstanbul’un kalabalık nüfusundan, motor seslerinden, insan gürültülerinden, büyük gökdelenlerden sıkıldınız mı? Doğayla baş başa kalmaya ne dersiniz?

İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı bir küçük bir köy olan Polonezköy’le tanışmaya var mısınız? Bu şirin köy doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin görmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Üstelik İstanbul gibi büyük metropol şehrine yakın olması buranın cazibesini artırıyor.

Büyük şehrin karmaşasından ve sıkıcılığından uzaklaşmak isteyenlerin iç huzuru yakalayacağı bir yer POLONEZKÖY…

Kaliteli otelleri, başka hiçbir yerde tadamayacağınız dünya mutfağından lezzetleri, Polonezköy’ü diğer tatil köylerinden ayıran en önemli özellikleridir.

Polonezköy’e daha önce gelmemiş biriyseniz kesinlikle bu şirin köyde tatil yaptıktan sonra bağımlısı olacak ve sürekli gelmek, tatil yapmak isteyeceksiniz.

Bu şirin köy’de aklınıza gelebilecek her türlü aktiviteyi yapma imkânına erişebilirsiniz.

Polonezköy’de yapılabilecek aktiviteler şunlardır.

  • Dört mevsim konaklayabilirsiniz
  • Zengin köy kahvaltıları yapabilirsiniz
  • Kaliteli restoranlar sayesinde Dünya lezzetleri ile tanışabilirsiniz
  • Doğanın tam ortasında hamakta veya minderde dinlenebilirsiniz
  • At gezintisi yapabilirsiniz
  • Bisiklet kiralayabilirsiniz
  • Yürüyüş, koşu, bisiklet sporları yapabilirsiniz
  • Et mangal partisi yapabilirsiniz
  • Arıcılık müzesini ziyaret edebilirsiniz
  • Hediyelik eşya satan dükkânlardan ilginç hediyeler alabilirsiniz
  • Açık hava hayvanat bahçesini gezebilirsiniz
  • Havuz keyfi yaşayabilirsiniz
  • Toplantı ve seminerlerinizi buralarda düzenleyebilirsiniz
  • Düğün, nişan, özen günlerinize ait partiler düzenleyebilirsiniz
  • Dizi, film çekimleri yapabilirsiniz.

Yukarıda saydığımız bu tüm aktiviteleri Klon Jawor otelde en iyi hizmet kalitesiyle yaşayabilirsiniz…

Polonezköy’ün tertemiz havasında sevdikleriniz ile muhteşem bir hafta sonu geçirmeye hazır olun. Kendinizi ödüllendirmek için tatil yapabileceğiniz bir yer olan Polonezköy dört mevsim tatil yapabileceğiniz eşsiz bir yerdir…

Sevdiklerinizle hafızalara kazınacak bu muhteşem anları ertelemeyin. Polonezköy de tatil yaparak yaşam enerjinizi artıracak ve tüm yıl boyunca çalışma hayatından dolayı biriken sinir ve stresinizi doğaya bırakacaksınız…

Polonezköy de tatil yapmak bir ayrıcalıktır.

Erken rezervasyon fırsatlarından yararlanmak için aşağıdaki adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Telefon: 0 216 432 32 80 - 0 532 404 11 36

info@klonjawor.com

75.Yıl Caddesi No:59 Polonezköy / Beykoz / İstanbul

https://www.klonjawor.com

Polonezköy'de Leziz Bir Kahvaltı

 

Polonezköy’de Leziz Bir Kahvaltı

İstanbul bütün dünyanın ilgisini çekecek coğrafi güzelliklere ve hiçbir kentte olmayan eşsiz bir konuma sahiptir. Maalesef hızla kentleşmesi ve önüne geçilemeyen İstanbul’a renkli kimliğinin yanında boğucu ve zaman zaman yıpratıcı bir özellik de katmaktadır. Fakat bunun yanında İstanbul’da halen ayağınızı toprağa basabildiğiniz, ailenizle, arkadaşlarınızla huzur dolu zamanlar geçirebileceğiniz yerler de mevcut. Bahsettiğimiz yer hiç de uzak değil, Beykoz’a bağlı Polonezköy’ün butik otelleri sizlere İstanbul’dan çıkmadan İstanbul’dan kaçmanın fırsatını sunuyor, hem de herkesin gidebileceği kadar uygun fiyatlarla.

Yoğun iş yükünün ve şehir yaşamının arasında sabahları kahvaltılarımızı bazen masa başında bazen yürüyerek bazen de otobüs beklerken yapıyoruz. Ancak lezzet sadece yediklerimizin tadında değil aynı zamanda yediğimiz yerin havasında, baktığımız manzaranın güzelliğinde, geçirdiğimiz zamanın huzurunda da saklıdır. Polonezköy’ün doğa ile iç içe butik otellerinde kahvaltınızdan alacağınız tat ayaküstü yediğiniz öğle yemeklerinin, kahvaltıların, trafikte geçen sabahların stresini atmanızı sağlayacak, sadece damak zevkinize değil göz zevkinize de hitap edecek. Örneğin Polonezköy’ün eşsiz otelleri arasına yeni katılan klon jawor, masalsı bir bahçede sizlere her türlü konforu sağlayarak keyifli bir haftasonu için gereken her şeyi sizler için düşünmüş. İster her bütçeye uygun doğa ile bütünleşmiş odalarda keyifli bir konaklama yaşamak için, ister günübirlik gidilen bir et-mangal ya da brunch için olsun, Polonezköy’de geçireceğiniz zaman sizlere şehre döndüğünüzde büyük bir motivasyon ve enerji verecektir. Dahası hayal gibi bir haftasonu geçirip, eşsiz bir kahvaltıdan sonra güzel bir doğa yürüyüşü yapmak herkes için ulaşması çok kolay durumda. Çocuklar için özel olarak tasarlanmış bahçesiyle ister ailenizle ya da arkadaşlarınızla bir haftasonu tatili yapın isterseniz, düğün, nişan, toplantı gibi daha büyük organizasyonlarda hep beraber yeşil dokunun içinde et-mangal keyfini yaşayın.

Polonezköy’ün butik otelleri sizlere İstanbul’un içinde dinlenme şansını sunuyor hem de hiç olmadığı kadar kolay bir şekilde. Şehirle bağlantınızı kesmeden şehirden kaçıp dinlenme şansını yakalayabileceğiniz butik otellerde isterseniz bahçede kahvaltınızı yaparken bir yandan kablosuz internetten şehirdeki işlerinizi de takip edebilir bir yandan da doğanın tadını doyasıya yaşabilirsiniz.

Polonezköy'de Masalsı Bir Kır Düğünü

Polonezköy'de Masalsı Bir Kır Düğünü

İstanbul maalesef özellikle son yıllarda artan nüfusu ile birlikte büyük sorunları da beraberinde barındırmaya başladı. Nüfusun artmasıyla birlikte şehrin kalabalığı yollarda, trafikte, sosyal alanlarda fazlasıyla hissediliyor ve İstanbul’lular için boğucu bir ortam oluşturuyor. Kent merkezlerinde durum bu şekildeyken evlenmeye planlayan çiftler için de şehrin bu kalabalığı büyük bir sorun yaratıyor. Halbuki İstanbul’un içinde Beykoz’a bağlı Polonezköy’ün butik otellerinde rüyalarındaki gibi masalsı bir kır düğünü yapmak elinizde!

İstanbul’da evlenen çiftler özellikle evlilik sezonunun açıldığı yaz aylarında bir çoğu bodrum katlarında bulunan basık düğün salonlarına hem büyük meblağlar ödemekte hem de uzunca bir süre yoğunluktan ötürü sıra beklemek zorunda kalıyorlar. Ancak bunun karşılığında aldıkları hizmet genellikle sokak arasında bir apartmanın bodrum katında bulunan düğün salonları veya lüks otellerin uçuk fiyatlarla verdikleri hizmet oluyor. Evlenecek her çift haklı olarak hem kendileri için hem de sevdikleri yakınları için bir kez yaşanacak bu unutulmaz günü en güzel şekilde organize etmek istiyor ancak kent merkezinin sıkışıklığı arasında maalesef düğünlerde aceleye geliyor. Gerek arabalarıyla düğüne gelen yüzlerce kişinin trafikte yaşadığı çile, gerekse boğucu düğün salonlarında bazen üst üste yapılan düğünler hiç kimse için hayal ettiği düğünü sağlamıyor. Oysa en güzel gününüzü Beykoz Polonezköy’de sevdiklerinizi ağırlayacağınız, yeşil bir bahçenin içinde zengin mönülerle taçlandırılmış bir şekilde geçirmek istemez misiniz? Polonezköy’ün en huzurlu köşelerinden birinde sizlere kapılarını açan Klon Jawor ekibi, zengin yemek çeşitleriyle, doğayle iç içe süit odalarıyla ve güler yüzlü hizmetiyle sizlere tam da hayal ettiğiniz kır düğününü sağlıyor.

Sadece kendiniz için değil düğününüze gelen bütün sevdiklerinize gürültüden uzak, yeşilliklerin içinde unutulmaz bir gece yaşatmak artık çok kolay. Bütün misafirleriniz meşhur Polonezköy kahvaltısının, et-mangalın, brunchın, uzun doğa yürüyüşlerinin tadını çıkarsın, Polonezköy’ün şirin mi şirin otellerinde mutluluğunuzu hep birlikte paylaşın. Düğün organizasyonunun stresini yaşamadan, seçtiğiniz konseptte, seçtiğiniz mönülerle hep hayal ettiğiniz kır düğünü sizlere hiç de uzak değil. Polonezköy size ve yakınlarınıza uzun yıllar hatırlayacağınız mutlu bir armağan etmek için sizleri bekliyor.

 

 

TADI DAMAĞINIZDAN HİÇ AYRILMAYACAK MANGAL LEZZETİ

TADI DAMAĞINIZDAN HİÇ AYRILMAYACAK MANGAL LEZZETİ

 

                Polonezköy’de sizlere eşsiz mangal keyfi sunuyoruz. Alanında uzman aşçılarımız tarafından hazırlanan mangal ziyafetimize siz değerli konuklarımızı bekliyoruz. Polonezköy’de mangal sefası yaparak unutulmaz bir gün geçirmek isteyenlerin memnuniyetle zaman geçirdiği ortamlar hazırlıyoruz. Sizler için en iyisini yapma hedefimizden şaşmadan hizmet sunarak mutlu müşteri portföyümüze her geçen gün yenilerini ekliyoruz.

                Sizlerin memnuniyeti adına hizmet sunduğumuzdan dolayı mangal keyfi için de sizler için tüm detayları düşünmüş durumdayız. Dilerseniz alanında uzman aşçılarımızın hazırladığı ve alanında uzman personellerimizin servisini gerçekleştirdiği mangal ziyafetine katılarak tadı damağınızdan hiç ayrılmayacak lezzetlerin farkına varabilirsiniz. Ya da dilerseniz mangal ziyafetinizi kendiniz hazırlayabilirsiniz. Ailece veya arkadaşlarınızda “kendin pişir, kendin ye” hizmetimiz ile hem mangal keyfini yaşayabilir hem de kendi lezzetlerinizi tadabilirsiniz.

                Burada her şey sizler için düşünüldü. Mangal servisimizle birlikte sayısızca salata çeşidimiz ile her zevke ve beğeniye uygun tatlar hazırlıyoruz. Ayrıca isteğinize göre size özel salata mönüleri de hazırlayabiliyoruz. Dediğimiz gibi burada her şey sizlerin mükemmel zaman geçirmesi adına tüm detaylarıyla düşünüldü.

                Sadece ailenizle değil arkadaşlarınızla da oldukça keyifli bir zaman geçirebileceğiniz mekanımız ile sizlerin yanındayız. Grup olarak Polonezköy’e gelmek isteyen konuklarımız bizlere ulaşarak rezervasyon isteğinde bulunabilirler. Dilerseniz grup olarak geldiğinizde belirttiğiniz mangal çeşidini sizler için hazırlayabiliriz. Polonezköy’e nasıl ulaşacağınızı bilmiyorsanız, arkadaş grubunuz için servis imkanı da sunabilirsiniz. Mükemmel zaman geçirmeniz adına sizlere tüm kolaylıkları sunmak için çabalıyoruz. Sizlerin memnuniyet ile burada zaman geçirmesini hedefliyoruz.

                Mangal servisimizde kullandığımız ürünlerin tamamı ilgili bakanlıklar tarafından üretimine izin verilen birinci sınıf et ve et ürünleri kapsamında yer almaktadır. Sizlerin sağlığına verdiğimiz önemin bir sonucu olarak kalite standartlarımız gereği tüm ürünlerimizin değerli konuklarımıza sunulmadan önce incelenmesi gerçekleştirilmektedir.

                Mangal keyfinin Polonezköy’de apayrı bir lezzetle buluşması, eşsiz manzara ile keyfinizin zirveye ulaştığını fark edeceksiniz. Doğanın içerisinde bu nezih bu ortamda sizlerde yerinizi hemen almak için bizlerle iletişime geçerek rezervasyon talebinde bulunabilirsiniz. Alanında uzman müşteri hizmetleri temsilcilerimiz sizlere yardımcı olmaktan memnuniyet duyacaktır.

UNUTULMAZ BİR KAHVALTI İÇİN DOĞRU YERDESİNİZ

UNUTULMAZ BİR KAHVALTI İÇİN DOĞRU YERDESİNİZ

 

                Polonezköy’de kahvaltı keyfi için doğru adrestesiniz. Günün en önemli öğünü olarak belirtilen kahvaltılar sizlere eşsiz bir sunum ile merhaba diyor. Açık büfe kahvaltı keyfinin doğal ortam içerisinde daha da lezzetli olduğunu fark edecek, temiz havanın iştah açıcı özelliğini sonuna kadar hissedeceksiniz.

                Polonezköy kahvaltı servisimiz ile siz ve sevdikleriniz güne unutulmaz bir başlangıç yapacaktır. Sınırsız üründen oluşan kahvaltı çeşitlerimize her geçen gün bir yenisini eklemekteyiz. Güncel kahvaltı listemiz için bizlere ulaşabilirsiniz. Kahvaltının günün en önemli öğünü olmasının farkında olarak sizleri unutulmaz lezzetlerle buluşturuyoruz. Sizler kahvaltı yaparken, sıcacık çayınız her zaman hazır olarak beklemektedir. Kahvaltının ardından kahve keyfi yapmak isteyeceğinizi düşündüğümüzden dolayı birinci sınıf kaliteli Türk kahvenizi eşsiz Polonezköy manzarası eşliğinde yudumlayabilirsiniz.

                Kahvaltılarımızda bulunan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri gibi tüm kahvaltılıklarımız ilgili bakanlıklar tarafından gerekli izinlerin verildiği birinci sınıf markalardan temin edilmektedir. Ayrıca günlük taze köy yumurtası, köy peyniri gibi birçok doğal ürünümüz kahvaltı mönümüz içerisinde yer almaktadır. Yöresel tatları da kahvaltılarımıza eklediğimizi belirtmekten memnuniyet duyuyoruz.

                Her damağa uygun lezzetlerle misafirlerimize birinci sınıf hizmet sunmayı hedefliyoruz. Ailece veya grup olarak misafirimiz olmak isteyen konuklarımız dilerlerse rezervasyon talebi oluşturarak, hazır olmasını istedikleri mönüleri bildirebilirler. Sizler geleceğiniz zamanı bildirdiğinizde alanında uzman personellerimiz tarafından belirttiğiniz kahvaltınız sizlere özel olarak hazırlanacaktır. Geldiğinizde sıcacık çayınızı yudumlayarak kahvaltınıza hemen başlayabilirsiniz. İştah açan Polonezköy manzarası ile hem sizler hem de çocuklarınız kahvaltı lezzetini doruklarda yaşayacak.

                Kahvaltı çeşitlerimizi her zevke uygun olarak hazırladığımızdan dolayı, geniş bir yelpaze de sizlere sunum gerçekleştiriyoruz. Meşrubat çeşitlerimizi tüm misafirlerimizin beğenisine göre hazırlıyoruz. Sizler adına tüm detayları düşünerek kusursuz vakit geçirmeniz için uygun ortamı sağlamak üzere hizmet sunuyoruz. Kahvaltınızda özel olarak istediğiniz çeşitlerin olması durmunda bu konuda da sizlere yardımcı olmaktan memnun duyuyoruz. Dilediğiniz çeşitleri bizlere önceden bildirmeniz durumunda alanında uzman aşçılarımız memnuniyetle hazırlayacaktır. Polonezköy kahvaltı ayrıcalıklarından faydalanmanız için bizlerle iletişime geçmeniz yeterlidir. Alanında uzman müşteri hizmetleri temsilcilerimiz kısa sürede merak ettiklerinize cevaplar sunacaktır.

KONFORLU BİR TATİLİN KEYFİNİ ÇIKARIN

KONFORLU BİR TATİLİN KEYFİNİ ÇIKARIN

 

                Polonezköy’ün sakin ortamında dinlenmek oldukça iyi bir fikir. Günlük olarak ailenizle veya arkadaşlarınızla misafirimiz olarak kahvaltı ve mangal keyfi gibi hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz. Emin olun mükemmel zaman geçireceksiniz.

                Mükemmel zaman geçirmek sizleri yoğun iş temposundan arındıracak ve tüm negatif enerjinizin toprağa yansımasını sağlayacaktır. Daha uzun bir tatil fiziksel ve psikolojik olarak olumlu etkiler oluşturacaktır. Doğanın başucunda Polonezköy butik otel hizmeti ile bu konuda da sizlerin yanında olmaya devam ediyoruz. Otel hizmetimizden faydalanarak tatilinize ara vermeden doğanın içinden gelen güzelliklere merhaba diyebilirsiniz.

                Polonezköy otel hizmetimiz ile sizlerin konforunun üst düzeyde tutulduğunu belirtmek isteriz. Odalarımızın tamamında sizlerin konforu düşünülerek özel tasarımlarla desteklenmiştir. Temizlik personellerimiz tarafından odaların temizliği periyodik olarak gerçekleştirilmektedir. Bu konuya verdiğimiz önem, olumlu müşteri yorumlarımızdan da anlaşılmaktadır.

                Odalarımızın sizlerin ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu ihtiyacınız olan tüm detayların düşünüldüğü belirtmek isteriz. 5 yıldızlı otel standartlarına uygun olarak odalarımızda günün mükemmelliğini düşünerek hayallere dalacağınızdan emin olabilirsiniz. Ayrıca oda servisi hizmetimiz ile sizlerin memnuniyetini sağlamaya devam ediyoruz.

                Açık büfe kahvaltı ve mangal seçeneklerimizle dilediğiniz gibi bir tatilin kapılarını araladığımızı bildirmek isteriz. Özel olarak istediğiniz mönülerin bulunması durumdan önceden bizlere haber vermeniz hayallerinizdeki bir tatil geçirmeniz için yeterli olacaktır. Et yerine balık tercih etmek isteyen misafirlerimize özel olarak balık servisi de gerçekleştirmekteyiz. Sizlerin memnuniyeti adına tüm detayları düşünüyoruz.

                Ailece veya grup olarak arkadaşlarınızla unutulmayacak bir tatil yaşamak istiyorsanız bu konuda sizlerin çözüm ortağı olmaktan memnuniyet duyarız. Her konuda sizlere özel olarak bol alternatiflerle çözüm üreten anlayışımızdan ödün vermeden, kalite standartlarımız gereğince önceliğimiz müşteri memnuniyeti olmaktadır. Otel hizmetimiz ile sorunsuz ve kusursuz bir tatil yaşamanızı amaçlıyoruz ve bu doğrultuda gerçekleştirecek olduğunuz tüm aktivitelerde sizler adına tüm detayları düşünüyoruz.

                Şehrin bunaltıcılığından birkaç gün de olsa uzaklaşmak isteyenler için özel bir atmosfer oluşturduğumuz mekanlarımıza siz değerli konuklarımızı davet ediyoruz. Polonezköy’de tatil yapmak sizlere çok iyi gelecek. Kusursuz hizmet anlayışı, birinci sınıf ürünler, birinci sınıf hizmet ile sizlerin yanında olmaktan gurur duyuyoruz.

POLONEZKÖY’DE MANGAL KEYFİ

POLONEZKÖY’DE MANGAL KEYFİ

Yeşilin her tonunu bulabileceğiniz güzel, temiz bir mekâna sahip olan Defne Et Mangal hafta sonları ve hafta içi aileniz ve dostlarınızla güzel sıcacık bir gün geçirmeniz için sizi davet ediyor. Sertifikalı ustalarımız ile sizlere etin en tazesini sunuyoruz. Helal gıda sertifikalı olan etlerimiz İslami şartlara uygun olarak kesilmekte ve en lezzetlisini siz değerli misafirlerimize sunmaktayız. Etlerimiz Anadolu da doğal ortamlarda yetişen hayvanlardan alınmakta olup, özel sos ile sizlere marina edilmektedir. İsterseniz etinizi ve mangalınızı siz getirin isterseniz önceden haber verin biz sizin için her şeyi hazırlayalım. Açık büfe kahvaltımıza katılabilir, sınırsız çeşitteki doğal lezzetlerimizin farkına varabilirsiniz.

Renk renk çiçeklerin olduğu ortamda, kahvaltıdan sonra közün tadının bulunduğu közde kahve içerken muhteşem doğanın tadını çıkartabilir arkadaşınız yada eşinizle tavla benzeri çeşitli oyunlar oynayabilirsiniz. Hamak keyfi yapabilir aile ve dostlarınızla kaliteli bir gün geçirebilirsiniz. Tecrübeli garsonlarımız ile siz değerli müşterilerimizin yanındayız. Bulunduğunuz ortamda yürüyüşler yapabilir, yaptığınız bu yürüyüşlerde dağ sincaplarını görebilirsiniz, negatif enerjinizi toprağa bırakabilir bunun yanı sıra çocuklarınız ve dostlarınız ile katıldığınız bu piknikte pozitif enerji ile dolu bir gün geçirebilirsiniz. Hem tatil hem de piknik yaparken,  Sizin için önem olan organizasyonlarınızı bizimle paylaşa bilir bu muhteşem kırın keyfini çıkartabilirsiniz.

Öğle yemeğinde ise ister kendi mangal ve etinizde mangal keyfi yapabilir isterseniz helal kesim olan ve özel sosla marina edilmiş olan kuşbaşı, pirzola, tavuk kanat gibi bizim etlerimizi kullanabilirsiniz. Taze tutulmuş ve günlük olarak restoranımıza gelen balığı da mangalda deneyebilirsiniz. Doğa ile iç içe ortamda çocuklarınız özgürce oynayabilir, trafikten ve şehrin gürültüsünden uzak keyifli saatler geçirebilirsiniz. Eğer farklı lezzetler denemek isterseniz birçok kebap ve balık çeşidini restoranımızda bulabilirsiniz. Güveç yemeklerini de mönümüze eklediğimizi belirtmek isteriz. Restoranlarımızda yapılan özel sıcacık lavaş ve köy ekmeklerinin de tadına bakabilirsiniz. Ailecek bu ortamda voleybol ve futbol oynayabilir çocuklar için özel hazırlanmış olan parklarda çocuklarınızla vakit geçirebilirsiniz. Eğer bu ortamı sevdiyseniz ve konaklamak istiyorsanız konaklamanız için pansiyon ve otellerimizde bulunmaktadır.

Polonezköy Emlak

POLNEZKÖY EMLAK

Polonez köy de yeşilin her tonun bulunduğu dört mevsiminde yaşandığı adeta cennetten bir köşe olan ilçede sizin için özel yapım depreme karşı dayanıklı ve birinci kalite malzemeden üretilmiş olan dubleks evler bulunmaktadır. Yazın terasında aileniz ve dostlarınızla keyifli dakikalar geçirebilir doğayla iç içe olmanın keyfini çıkartırken temiz hava içinizde hissedebilirsiniz. Bahçeli olan evinizde hayvanlar besleyebilir organik olarak kendi mahsulünüzü üretebilirsiniz. Doğalgazlı ve güvenli olan bu evler kalabalık aileler için idealdir.

İsterseniz sabah ve akşam, yada dilerseniz günün her saatinde doğa yürüyüşleri yapabilir, hafta sonları mangal keyfini yaşayabilirsiniz. Negatif enerjilerinizi alan toprakla pozitif bir hayat sürebilirsiniz. Kış aylarında yağan karı sıcacık evinizde kahvenizi yudumlarken izleyebilir, yağan karın oluşturduğu kartpostallık görüntüde huzur bulabilirsiniz. Evin dış cebesi özel kaplama olarak hazırlanmıştır, döşemeleri ise su geçirmez parkeden oluşmaktadır. Doğal sistemli olan evde klimada bulunmaktadır. yaz aylarında serinlemeniz için klima, kış aylarında ise sıcacık bir yuva için doğal gaz sistemi bulunmaktadır. Kış aylarında kendi limon ve meyvenizi yetiştirebilir, organik beslenebilirsiniz. Yaz aylarında ise eğer toprakla uğraşmayı seviyorsanız tam da size göre bir ev diyebiliriz yaz aylarında domates, salatalık ve birçok ürünü yetiştirebilir, kendi mahsullerinizi alabilirsiniz.Terasınızın yaz ve kış keyfini çıkartabilir, trafikten ve kalabalık yaşantıdan sıkılmış olmanın keyfini Polonezköy de yaşayabilirsiniz. Trafik derdi olmadan sakin bir yaşam sürebilir, sabahları öten kuş sesiyle uyanabilirsiniz.

Çocuklarınız trafik derdi olmadan ve güvenli bir şekilde oyun oynayabilir. Bahçenizde dostlarınızda semaver keyfi yapabilir, çocuklarınızla bahçede voleybol ve futbol oynayabilirsiniz. Hafta sonları mangal partileri yapabilir,  ailecek büyük yemek masaları hazırlayabilir kimseyi rahatsız etme kuşkusu olmadan huzur ve keyif içinde zaman geçirebilirsiniz. Yaz aylarında sevdiklerinizin doğum günü partilerini muhteşem bahçenizde kutlayabilirsiniz. Kalabalık bir aileyseniz size göre ideal olan bu ev oldukça büyük bir arazi üzerine konumlandırılmıştır. Bayanların en çok vakit geçirdiği mutfak büyük olduğundan burada zaman geçirmek oldukça eğlenceli olacaktır, oturma ve çocuk odaları da ideal genişliğe sahiptir. Bahçe içinde bulunan taşlardan yapılmış yollar görünüm olarak büyük şıklık katmaktadır.

Polonezköy Kahvaltı Klon Jawor Butik Otel & Garden

Polonezköy Kahvaltı

Ülkemizin nezih yerlerinden biri olan Polenezköy de KlonJowar ile karşınızdayız. Siz değerli müşterilerimiz için hafta sonu açık büfe kahvaltıyı hizmetlerimize dâhil ederken hafta içi ise yeşil bir alanda keyifli kahvaltı yapma olanağı sunuyoruz. Açık büfe kahvaltımızda köy peyniri ve köy yumurtası bulmanız mümkündür. Kullandığımız ürünlerin hepsi helal gıda sertifikalı olup, birinci kalite malzeme kullanılarak servisi gerçekleştirilmektedir. Açık havada temiz oksijeni içinize çekerken, kuş sesleri ile huzurlu bulacaksınız. Yoğun iş günlerinden sıkılıp ailece veya dostlarınızla güzel bir hava sonu geçirmeniz için hizmetinizdeyiz.

Hafta sonları işinin ehli olan aşçılarımızın özel sosla marina ettiği etlerle mangal keyfi sizi beklemektedir. Bir gün önceden arayarak randevu alırsanız mangalınız sizi hazır olarak bekliyor olacaktır. İster kendiniz pişirin isterseniz biz. Etlerimiz günlük olarak marina edilmiş olup, bekletilmemektedir. Aşçılarımız sertifikalı olup, hijyen kullarına uygum sağlamaktadırlar. Özel günlerinizde de bu doğayla iç içe ortamda huzur bulmanız için yanınızdayız. İstediğiniz organizasyonu belirttikten sonra birkaç gün içinde geniş tedarikçi ağımız ile isteğinizi yerine getirmiş olacağız.

                Düğün, nişan ve kutlama gibi organizasyonlarda ister yemekli isterseniz kokteyl tarzında isteklerinizi gerçekleştireceğiz. Bunların yanı sıra özel günde istediğiniz pastaları yapabiliriz. İster katlı pasta olsun isterseniz de üstü resim baskılı, işinin ehli olan pasta ustalarımız tarafından en ince detayına kadar düşünülerek hazır olacağından emin olabilirsiniz. Profesyonel ekibimiz ile istediğiniz dekor ve süslemeler özel günleriniz için yapılmaktadır. Dostlarınız için mangal partisi mi vermek istiyorsunuz? Birkaç gün önceden randevu almanız yeterli olacaktır. Doğayla iç içe, yeşilin her tonunun bulunduğu ortamda huzur bularak keyifli saatler geçirebilirsiniz. Çocuklarınız sıkılmadan için ise yeşil çimlerde top oynayabilir bu güzel doğanın onlarda tadını çıkarta bilirler. Siz mangalınızı yaparken bu etlerin yanında birçok çeşit salata ve sosta bizim size sunduğumuz hizmetlerimizin arasındadır. Yeşil salata, acılı ezme gibi etin yanına yakışan birçok salata çeşidimiz bulunmaktadır. Hem sabah kahvaltınızı yapabilir, hem de hafta sonunun tadını mangal keyfi ile çıkartabilirsiniz. Olası kötü hava şartlarına karşı yağmurdan korunmak için ise üstü kapalı masalarımızla hizmetinizdeyiz.

Polonezköy Konaklama

POLENEZKÖY KONAKLAMA

                Polonezköyde bulunan ilk butik otel olmanın tecrübesi ile hizmet sunmaktayız. Siz değerli müşterilerimiz için 5 yıldızlı otel konforu sağlayarak memnuniyetinizi ön planda tutuyoruz. Butik otellerimiz müstakil yapıda olup dizaynı kişiye özel olarak yapılmaktadır. Ailece ve tek kişi olarak kalabileceğiniz otel odalarımız günlük temizliği yapılmakta olup, çarşaf ve yastık kılıfları yenileriyle değiştirilmektedir. Yazları yemyeşil doğa ile iç içe, kuş sesleri ile uyanırken, kışları ise beyazın güzelliği kar içinde uyanacaksınız. Sıcacık odanızda yağan karı izleme keyfini size sunmaktayız.

Özel olarak hazırlanankahvaltılarımızı odanıza isteyebilir, serpme kahvaltıda dâhil olmak üzere, isterseniz kafemizde de kahvaltınızı yapabilirsiniz. Açık büfe kahvaltılarımız ile sınırsız çeşitlilikteki bu lezzetin farkına varabilirsiniz.Bizlerle iletişime geçerek odalarınızakahvaltı talep edebilirsiniz. Butik otelimizde televizyon, jakuzi, konforlu yatak ve oturma grubundan oluşmaktadır. Balkonunuzda doğayı ve kuşları izleyebilir pozitif enerji ile mutlu olabilirsiniz. Aileniz ve dostlarınızla akşamüzeri mangal keyfi yapabilir. Anadolu da organik olarak yetişen hayvanların taze etinden mangalın keyfini çıkartırken birçok salata ve meze çeşitlerimizin tadına bakabilirsiniz. Sıcak ve soğuk meşrubatlarımızın lezzetiyle mangalınıza renk katabilirsiniz. Pazar günleri mangal keyfini self servis olarak gerçekleştirmekteyiz. Eşinize veya sevgilinizle doğal ortamda sürpriz bir tatil planlıyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir. Sizin için restoranlarımızda romantik akşam yemeği düzenleye bilir, odanızı güller le süsleyebilir, sizin tavsiyeleriniz üzerine sürprizler yapabiliriz odanıza, yemek masası hazırlayabilir, canlı müzik veya keman eşliğinde yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Sevdiğiniz yemekleri ve tatlıları bizimle paylaşabilirsiniz. Usta aşçılarımız tarafında size özel lezzetli akşam yemekleri hazırlayabiliriz. İstediğiniz takdirde özel misafirlerinizi güvenli araçlarımızla evlerinden alabilir, tatil köyümüze getirebiliriz. Yaz aylarında öten kuşların sesine uyanmak kahvaltıdan sonra ormanda doğa yürüyüşleri yapma imkanını size sunmaktayız. Doğayla iç içe yürüyüş yaptıktan sonra bahçemizde bulunan hamaklarda hamak keyfi yapabilir semaverimizde size özel demlenmiş olan çayın keyfini çıkartabilirsiniz. Közde pişen kahvenizi de yudumlayabilirsiniz. Çocuklu ailelerimiz için çocuklarınızla rahatça voleybol oynayabilir bunların yanı sıra, oyun parklarımızda çocuklarınızla güzel dakikalar geçirebilirsiniz. Çalışanlarınıza hediye olarak hafta sonu tatil düzenlemek isterseniz rezervasyon yaptırmanız yeterli olacaktır sizin için titizlikle çalışan personellerimiz siz gelmeden her şeyi sizin için hazırlamaktadırlar.

Organizasyona Uygun Alanlarımız

ORGANİZASYONA UYGUN ALANLARIMIZ

                Tadı damağınızda kalacak, özel aşçılarımızla envaiçeşit yemeğin bir arada bulunduğu bu restorandanvazgeçemeyeceksiniz, et yemekleri sebze yemekleri ve kuru bakliyatlar yanlarında sizler için hazırladığımız sayısız meze çeşitlerimiz ile hizmetinizdeyiz. Aile ve dostlarınızla gelebilir keyifli akşam yemeği ve sabah kahvaltılarının tadını çıkartabilirsiniz. Mekânımızı sevdikleriniz için özel olarak kapatabilir, özel günlerinizi ölümsüzleştirebilirsiniz. Aile toplantılarınızı ve iş yemeklerinizi burada yapabilir, önceden rezervasyon yaptırarak sizler için özel olarak hazırlayabiliriz.  Eşinize ve sevgilinize sürpriz doğum günü, evlenme teklifi, gibi hazırlıklarda bizimle iletişime geçebilir, bunların yanı sıra sizin için özel fotoğraf ve video çekimi düzenleyebiliriz. Balonlarla süsleyebilir, havai fişek gösterisi düzenleyebiliriz. Kalpli pastalar ve krokanlar hazırlayabilir işinin eniyisi olmuş ustalarımızla unutulmaz gecenize güzel tatlarla eşlik edebiliriz.

 Gül yapraklarından mumlar eşliğinde yol yapabilir, fotoğraflarınızı balonlara asıp tavana yapıştıra bilir, uyumlu bir masa eşliğinde sizler için romantik bir akşam yemeği hazırlayabiliriz. İsteğinize bağlı olarak canlı müzik te size eşik edebilir akustik gitar, solist veya keman gibikonseptler arasından seçim yapabilirsiniz. İş yemeklerinde ise önceden randevu alırsanız belirtmiş olduğunuz yemekleri hazırlayabilir, masa düzenine birlikte karar verebiliriz. Misafirlerinizi, arzu ederseniz konforlu araçlarımızla buluşma noktasında alabilir, yemek ve görüşme bittikten sonra aldığımız konuma yeniden ulaştırabiliriz. Sabah kahvaltımız da ise kaşar peynir, örgü peynir, süzme ve köy peyniri gibi daha birçok çeşit peynir türü ile bunların yanında zeytin, reçel, bal, tereyağı gibi birçok sağlıklı besinler bulabilirsiniz. Et türlerinde ise salam, sosis, sucuk sizin istediğiniz takdirde ekstra olarak isteklerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Kapalı olan restoranlarımız yaz ve kış, doğum günü kutlaması yapabilir.

Özel günlerinizde sizin için önceden rezervasyon talebinde bulunmanız yeterli olacaktır. Rezervasyon talebinde bulunmanızın ardından sizler gelmenden bütün talepleriniz yerine getirilmiş olacaktır. Kendin pişir kendin ye bölümümüzde ister günlük aldığımız ve özel sosla marina ettiğimiz etleri ve köfteleri kullanabilir, isterseniz de kendiniz getirebilirsiniz. Sınırsız çeşit salata ve meze ikramımız olurken soğuk ve sıcak içecekler de restoranımızda bulunmaktadır. Sizinle özel ilgilenmesi için her zaman bir personelimiz bulunacaktır ve isteklerinizi büyük bir memnuniyetle yerine getirecektir.

ÖZEL GÜNLERİNİZDE SİZLERİN YANINDAYIZ

ÖZEL GÜNLERİNİZDE SİZLERİN YANINDAYIZ

Size doğa ile iç içe bir ziyafet sunmaktayız. Yeşilin her tonunun verdiği huzur ve yurt dışından gelen ekibimizin sergilediği gösteriler ile mükemmel geçecek bir günün garantisini veriri gibi, nezih bir mekan olan Poloneyezköy’de özel günleriniz için önceden rezervasyon yapabilirsiniz. Düğün, nişan, kına ve sünnet gibi hayatınızda önemli yeri olan bu güzel günü bizimle birlikte organize edebilir bütün imkanlarımızla yanınızda olabiliriz. Düğün için orkestra, akustik bir düğün için gitar ve solisti sizin için hazırlayabilir bunların yanı sıra gelinlik ve damatlığı da sizin için hazırlanmış özel ekiplerimizle birlikte seçebilirsiniz. Gün boyu sizinle ilgilenecek olan personelimiz sizin için özel kuaför temin edebilir. İsterseniz kuaför tercihini kendiniz yapabilir, kendi özel kuaförünüzde davet edebilrsiniz.

 Medineleriniz için de özel kıyafet seçebilir, herkesin uyumlu ve şık olmasını sağlayabilirsiniz. Kınanızda ise özel bindallı ve yöresel kıyafetlerinizi bizim eşliğimizde seçebilir, kişi sayısına göre özel olarak diktirebilirsiniz. Sizin için gelen özel halk oyunları ekibimizle tanışabilir yöresel olarak beğendiğiniz oyunları kendileri ile paylaşabilir, bunların yanı sıra kına ve düğünde yemekli veya pastalı olarak tercihlerinizi belirtebilirsiniz. Yemekli düğün tercihleriniz de sizin için özel olarak hazırlanacak bu organizasyonda yemekler özel olarak en ince ayrıntısına kadar planlanarak hazırlanacaktır. Yemek tercihlerini size bırakılmış olup istediğiniz çorba, yemek ve tatlıyı seçebilirsiniz. Kına ve düğünde çerez ikramı ve sınırsız meşrubat seçeneklerimiz de bulunmaktadır. Meşrubatlarımız soğuk ve sıcak olarak sizin tercihinize bırakılmıştır.

Özel konuklarınız için son model ve güvenilir olan servislerimiz sizin hizmetinizde faaliyet göstermektedir. Belirtilen yerden misafirlerinizi alıp düğün ve kına mekânınaulaşımlarını sağlayabiliriz. Düğün ve kına sonrası ise misafirleriniz alındıkları konuma yeniden ulaştırılacaktır. Yurt dışı ve yurt içinden gelen özel misafirleriniz konforlu araçlarımızda hava alanı ve otogarlardan alınarak düğün yerine güvenli bir şekilde getirilmektedir. Sizin için özel hazırlanmış olan düğün mekânlarımızı istediğiniz renk seçeneği ile süsleme de yapılmaktadır. Masa ve şamdanların uyumu birçok çeşit içinden uyumlu yemek takımları seçimi ile uyumlu bir masa hazırlanmaktadır.

Eşsiz Polonezköy Turu

EŞSİZ POLONEZKÖY TURU

Doğayla iç içe bir gezi turuna ne dersiniz? Sizleri Lüks ve konforlu araçlarımızla buluşma noktasından alıyoruz, keyifli bir sohbet eşliğinde Polonezköy’e doğru yola çıkıyoruz yolculuk esnasında Polonezköyün tarihi ve geçmişi hakkında sizlere bilgiler veriyoruz. Polonezköye vardıktan sonra nezih ve hijyene önem veren tesislerde kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltımızı yaparken turumuza katılan insanları tanıyor ve kaynaşıyoruz bu tur aslında yeni dostlukların ve arkadaşlıkların doğma adresi de oluyor. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Polonezköyü gezmeye başlıyoruz Zoşa Teyzenin evini gezmeye başlıyoruz evin içinde bulunan her şey geçmişten kalma olup, tarihi özelliğe sahiptir. Eski evlerin düzenleri ve tarihi anlatırken şaşıracağınız hikâyelerimiz den bahsediyoruz.

Rotamızı daha sonra Meryem Ana Kilisesine çeviriyoruz eski tarihten olan bu kilisede her şey aslında yeni gibi. Eski tarih ve kilise hakkında bilgi aldıktan sonra cennetten bir köşe olan doğa ile iç içe bir yürüyüş yapıyoruz. Temiz hava ve oksijeni içimize çekerken ormanların ve yürüyüş alanlarının oldukça bakımlı olduğu dikkatinizden kaçmayacaktır.

 Polonezköy’de yürüyüşlerimize devam ederken birçok yeni oteller ve piknik alanlarını görüyor olacağız. Öğle yemeği saatinde anlaşmalı olduğumuz doğa ile iç içe bir restoranda öğle yemeğinin keyfini çıkartırken nasıl bulduğunuz hakkında ufak bir değerlendirme yapacağız sohbet tadında. Ufak bir zaman dilimini serbest saat olarak ayıracağız kişisel ihtiyaçlarınız gidermek için, bir zaman dilimi sizindir. Dönüş yolculuğuma çıkmak için buluşma noktasında toplanıyoruz ve güzel sohbet eşliğinde ve Polonezköy hakkında bilgi edinerek varış noktamıza ulaşıyoruz. Bu tur için önceden rezervasyon yaptırmanızı rica ediyoruz. Toplu bir şekilde arkadaş grubunuzla katılabilir, ailece katılabilir, çocuklarınızla katılarak tarih hakkında bilgi sahibi olmalarına katkı sağlayabilirsiniz. Ve belki de ilk defa kilise hakkında bu kadar detaylı bilgi ye ulaşabilirsiniz. İş arkadaşlarınız ve aileniz ile Polonezköy hakkında bilgi alabilir, gördüğünüz güzellikler karşısında hafta sonu küçük bir tatil kaçamağı yapmaya karar verebilirsiniz. Toplu halde tatil yapak için özel araçlarımız hizmetinizde olup, buluşma noktasından Polonezköye ulaştırmaimkânı sağlamaktayız. Özel günler ve davetlerinizde araçlarımız hizmetinizdedir.

Polonezköy Anı Evi Gezisi

Zofia Rızı (Ryży) Anı Evi Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olarak halkın ziyaretine açıktır. Bu evde köy ve aileyle ilgili fotoğraf ve dokumanlar toplanmıştır. Zofia Rızı Anı Evi, babası Wincenty Rıżı tarafından 1881-1883 yıllarında inşa edilmiştir. Rızı ailesinin evi köydeki en gösterişli evlerden biriydi. O dönemin tipik Polonya köy evi mimarisini sergileyen bu ev, orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Köyü ziyaret eden turistlerce övülür, yemyeşil bahçesiyle herkesi büyüler.

“Zofia Rızı (Ryży) Anı Evi” Polonezköy tarihinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Polonya-Türk ilişkilerinde dostluğunun sembolü olarak anılan bu ev, Polonezköy’e yapılan resmi ziyaretlerde de bir rol almıştır. T.C. Hükümeti temsilcileri ve Polonya Hükümeti temsilcileri tarafından Polonezköy’ün resmi ziyaretlerinde Zofia Rızı Anı Evi ziyaret edilir ve sık sık Polonya ve diğer ülkelerden gelen turistleri misafir ederek, yurt dışında, internette, kitaplarda, gezi turlarınca bile anılan bir yer olmuştur. Polonezköy'de Hatıra Evinin açılmasıyla meyve veren kurulma fikrinin babası 1940 lı yıllarda Michal Czajkowski'ydi. Polonya gelenekleri, özellikle Sibirya sürgününden dönmüş olan Wincenty Ryży'nın evinde yaşatılıyordu. Ryży'ların evinde ünlü Polonyalıların portreleri ve vatanseverlik konulu tabloların yanısıra, köyün en büyük Lehçe kitaplarından oluşan kütüphanesi bulunuyordu.

Daha sonra bu evde Polonya'da "Ciocia Zosia (Teyze Zosia)" olarak ünlü olan Zofia Rızı (Ryży) (1903-1986) yaşamaya devam etti. Zofia Rızı (Ryży) burada Polonezköy gençleri arasında ana dili ve Polonya tarihi hakkında bilgiler veriyordu. Evi, Türkiye topraklarında bir çeşit Polonyalılık göstergesi olmuş, kapısı büyük bir misafirperverlikle ağırladığı Polonya ve tüm dünyadan gelen konukları için her zaman açık olmuş ve aynı zamanda gençlerin buluştuğu bir kültür merkezi olmuştur.

Zofia Rızı (Ryży) Polonyayı birkaç defa ziyaret etmiştir. 1929 yılında bir grup Polonezköylülerle birlikte Poznan Sanayi sergisine gitmiş, 1934 yılında yurtdışındaki Polonyalılar konferansına katılmıştır. 2.Dünya Savaşından sonra da 1967 ve 1981 yıllarında Polonyayı ziyaret etmiştir.

Yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı 1975 yılında Polonya Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyince "Gümüş Liyakat Nişanı" ile ödüllendirilmiştir. 1981 yılında ise yurtdışında yaşayan Polonyalılar ile anavatan arasındaki bağlarını kuvvetlendirmede göstermiş olduğu olağanüstü başarılar sebebiyle kendisine "Polonia" derneği tarafından özel diploma verilmiştir. Anne ve babası henüz hayattayken tüm dünyadan gelen misafirler, 1916 yılından itibaren tutulmakta olan hatıra defterine ve albümlere notlarını yazmışlardır.

"Teyze Zosia"nın arzusuna uygun olarak ve mirasçılarının (yeğenleri Leslaf Rızı ile Antoni Dohoda) iyi niyetleri sayesinde Varşova'da kurulan Adampol Kültür Vakfı'nın çalışmalarının neticesinde Zofia Rızı (Ryży) Hatıra Evi, Polonezköy tarihinin ve sakinlerinin hayatlarından hatıraların toplandığı ve sergilendiği bir yer haline gelmiştir. Hatıra Evi etüt çalışmaları 1991 yılında Varşova Devlet Etnografya Müzesi müdürü Marek Sztrantowicz tarafından, hazırlık işleri ise 1992 yılında ilkbaharında Varşova'dan gelen etnografya uzmanları tarafından yapılmıştır.

Zofia Rızı (Ryży) Hatıra Evi resmi olarak Polonezköy'ün kuruluşunun 150.yıldönümünde, 4 Temmuz 1992 tarihinde açılmıştır.

Polonezköy Zofia Rızı Anı Evi açılış saatleri
1 Mayıs - 31 Ekim döneminde, Pazar ve Bayram günleri
1 Kasım - 30 Nisan döneminde, Pazar günleri
Hafta içi istek üzerine, önceden telefon edilerek bildirilmelidir.

Tel: 0 216 432 30 82 ; 0 532 512 64 11 ; 0 532 608 15 43

x

Hesap Oluştur









Kullanım koşullarını ve Gizlilik sözleşmesini kabul ediyorum.


x

Oturum Aç

Şifremi Unuttum?